Ruhuma İşleyen Şiirler | Arşiv

‘Altı Çizili Cümleler’ sonsuzluğa doğru uzayıp giderken, bir de şiir arşivi tutmanın yararı var diye düşünüyorum. Şiir benim hislerimde, herkes de farklı duygular uyandıran, her satırında başka bir anı taşıyan, manasını anlamak için yaşanmışlıklara sahip olmak gereken çok başka bir sanat. Kitaplar bu özellikleri bir nebze taşısa bile şiirler hayatımızın farklı zaman dilimlerinde başka anlamlar yükleyebileceğimiz kelime senfonileri bana göre.

Aşk’a dair bir şiir bundan seneler önce okuduğum zaman bana çok daha hafif anlamlar aşılarken bugün okuduğumda bambaşka bir duygu yansımasına neden oluyorsa, bu teori kanıtlamaya çok ihtiyaç duyulmadan onaylanabilir herhalde. Zaman içinde, biz değiştikçe, büyüdükçe belli ki okuduğumuz satırların etkisi de içimizden eksiliyor ya da tam tersi, artıyor. Bu nedenle bu yazı, tıpkı yakın bir zamanda sizlerle buluşacak ‘Altı Çizili Cümleler’ yazım gibi sonsuzluğa giden bir arşiv niteliğinde.

Satırlar bana dokundukça, ruhuma işleyen şiirleri keşfettikçe bu yazıya eklemeler yapacağım. Hep güncel tutacağım bu arşiv için, sizin de ruhunuza işleyen, okudukça anlam kazandığına inandığınız şiirler varsa yorumlarda paylaşmanızı rica ediyorum. Çünkü bazen hissettiklerimiz sanki yalnızca bizi öldürüyormuş gibi geldiğinde ya da sevincimizi abarttığımızı hissettiğimizde, bir başkasının cümlelere akıttığı duygularının ağırlığı, ruhumuzun hafiflemesine sebep olabilir. 

Gece Nöbeti – Murathan Mungan

Daha az seviyorum seni..
Giderek daha az..
Unutur gibi seviyorum..
Azala azala..
Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
Daha az seviyorum seni..
Kendini iyileştiren bir yara gibi..
Daha az.. Ve zamanla..

Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
Uzak dağ kışlalarında..
Görmüyoruz birbirimizi..
Usul usul sis iniyor.. Kopmuş yollara..
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
Sevgilim sevgilim
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

Artık daha az seviyorum seni..
Unutur gibi..ölür gibi daha az..
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini..
Kolay değildi..
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
Kaç acı birden imtihan etti beni..
Bir tek gece vardır insanın hayatında..
Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol.. Sağ ol.. Uzak ol..
Ama bir daha görme beni..

Gidişini Anlatıyorum – Rıfat Ilgaz

Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
Saçlarını, gözlerini, ellerini
Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
Termometrede yükselen çizgi çizgi
Kim bilir nerelerde soğuyorsun

Senin göz bebeklerin var ya kadın kadın gülen
İnsan insan bakan göz bebeklerin
Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

Ne gelirse onlardan gelir bana
Çalışma gücü yaşama direnci
Mutluluk gibi kazanılması zor
Mutluluk gibi yitirilmesi kolay

Bir açarsın ki mutluyum
Bir kaparsın her şey elimden gitmiş.

Yerçekimli Karanfil – Edip Cansever

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

Her şey Sende Gizli – Can Yücel*

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin…

*Bu şiir Can Yücel’e ait değildir. Şiir aslında anonimdir ancak zamanla Can Yücel’in şiirleri arasında kendisini bulmuştur.

Buluşmak Üzere – Can Yücel

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni

Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orada sen de oradasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bir de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım.

Ben Değildim – Özdemir Asaf

Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya…
O geçen ben değildim.

Bir gece, yatağında uyuyordun…
Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan…
Seni gören ben değildim.

Ben çok uzaktaydım o zaman,
Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
Artık beni düşünmeye başladığından
Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya…
Bunu bilen ben değildim.

Bir kitap okuyordun dalgın…
İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
Genç bir adamı öldürdüler romanda.
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın…
O ölen ben değildim…

Öyle bir adam sevdim ki – Hamiyet Akan

Öyle bir adam sevdim ki;
Yüreğime değdi gözleri,
Sırılsıklam ıslandım yağmurlarında…

Öyle bir adam sevdim ki;
Sevdası ruhuma işledi,
Üryana bürünüp, onu giyindim baştan ayağa…

Öyle bir adam sevdim ki;
Kifayetsizlik dudak uçlarımı yokladı,
Sözcükler boynu bükük kaldı karşısında…

Öyle bir adam sevdim ki;
Baharda açan çiçekleri kıskandırdı,
Beni benden alıp götürdü rayihası…

Öyle bir adam sevdim ki;
Dokunulmamış aşkların tazeliğinde,
Yavaş yavaş işledi, sevdasını zerk eyledi kalbime…

Öyle bir adam sevdim ki;
Cezbeye tutulmuş dervişe döndü yüreğim
Umursamadan meydan okudu tüm dünyaya…

Öyle bir adam sevdim ki;
Ayrılık türkülerini unuttum kollarında,
En güzel aşk bestelerini fısıldadı kulağıma…

Öyle bir adam sevdim ki;
Hira dağı kadar güvenli kıldı sinemi,
Aldı gitti korkular gölgesini…

Öyle bir adam sevdim ki;
Varlığım, yoklar arasında var oldu,
Dertler buhar olup uçtu…

Öyle bir adam sevdim ki;
Tüm hücrelerimde duyuldu ayak sesleri,
Unutturdu hem geçmişi, hem geleceği…

Öyle bir adam sevdim ki;
Hasreti kan gibi damarlarımda,
Vuslat, her şeye rağmen an gibi kapımızda…

Seni Seviyorum Be Adam – Oya Erişmiş

Seni seviyorum be adam.
Ne zaman kızsam, ne zaman kırsan kalbimi,
Geceyi gözlerine taşıyan yıldızlara bakıyorum.
Bir bulut geçiyor ansızın göğümden, sevdanla ıslanıyorum.

Yanı başımda duruyorsun ben seni özlerken.
İçimden seni anlatan şarkılar mırıldanıyorum.
Notasız, yitik, bestesi maziye esir şarkılar.
Yeni şarkılar söylemek istiyorum, coşkulu, ümit dolu; olmuyor.
Sözleri sende tutuklu şarkılarımın.
Vazgeçemiyorum seni sevmekten.
Öksüz şiirler yazıyorum boyuna,
Buruk satırlar dökülüyor kalemimden.

Seni seviyorum be adam.
Ben baştan başa sevdayım sana,
Sevdam baştan başa hüzün.
Ben hep borçlu çıktım aşkımda,
Hangi yaşı esirgedi senden gözüm.

Seni seviyorum be adam.
Ne zaman üşüsem,
Aşkımın hazan halini örtünüyorum.
Tek korkum ölmek zamansız.
Ben seni sevmek için doğdum biliyorum.

Duy Beni – Nazan Bekiroğlu

Duy beni yazılmış ve yazılacak olan bütün hikayelerin kadın kahramanları.
bütün o yaşanmış ve yazılmış olan,
bütün o yaşanmamış ve yazılmamış olan
hikâyelerin kadın kahramanları.
kadınlar ve kızlar,
dişil ve doğurgan,
duygusal ve duyarlı olan.
eril olmayan yani,
fethetmeyi değil fethedilmeyi bekleyen kale, daima.
gecenin karanlık koynunda kapılarını açan kent,en fazla
en fazla bir sandalı koynuna alan deniz.
durağan
ve çaresiz
ve lekesiz
ve temiz tertemiz.
adı tarihe geçmiş ve geçecek
dişil ve doğurgan,
kadın ve kız olan yani ki
yani ki bütün hikâyelerin baş kahramanı olan.
dünyanın çevresinde döndüğü asıl güneş, çağların gerçek sahibi, gerçek yazıcısı tarihin,
bir anda en güçlü hükümdarları yerle bir kılan
en güçlü kumandanları köle, en zelil köleleri hükümdar kılan,
tutsakları en derin aydınlıkta hür, hür olanı en koyu karanlıkta tutsak kılan,
hükümsüzü birden bire hükümlüye çeviren,
hükümlüyü birden hükümsüz eden.
geçer akçeleri geçmeze, geçmez akçeleri geçere dönüştüren saklı ve gizli el.
ama güçsüz,
çünkü daima ödeyen ve ödenen bedel.

*Bu yazı yeni şiirler keşfettikçe kendini güncelleyecektir.

Yorum Yazın

Navigate
%d blogcu bunu beğendi: