14 Şubat Sevgililer Günü | Hediye Önerileri

Belli, bizde bir hediye alma problemi var. Ezelden beridir hep aynı çerçeve içerisinde hediyelerle birbirimizi avutup duruyoruz. Hazır kutlamayacağım bir 14 Şubat var önümde, bende krizi fırsata çevirerek kamu yararına bir araştırma yapayım dedim. Siz hediye almaktan nefret eden özgür ruhlu bedenler, kapitalist sistemin oyunları böyle günler diye savunmaya geçmeden önce buraya bir not düşelim. Böyle günlerde beklenen hediyelerin genellikle maddiyatla bir ilgisi yoktur. Öyle bakan kişilere de denk geldim ömrümde ne yazık ki ama aslında istenilen önemsendiğini hissetmektir. Karşınızdaki insana onu sevdiğinizi göstermeniz için bir araç olarak bakabilirsiniz bu tarz günlere. Şayet bunu her gün yapıyorsanız, 14 Şubat’ı pazarlama aracı olarak kullanan markalara para kazandırmak zorunda kalmazsınız. Bu konuda lütfen artık ortak bir noktaya varalım, senelerdir aynı tartışmanın ortasında çürüyüp gidiyoruz çünkü. Ay bayılıyorum böyle popüler kültürün kölesi yazılarda anlatımı umursamadan sohbet ediyormuşçasına yazı yazmaya. Her neyse, aşağıda listelediğim tüm ürünler benim gözümde alınabilecek en cool, en güzel ve…

Ruhuma İşleyen Şiirler | Arşiv

‘Altı Çizili Cümleler’ sonsuzluğa doğru uzayıp giderken, bir de şiir arşivi tutmanın yararı var diye düşünüyorum. Şiir benim hislerimde, herkes de farklı duygular uyandıran, her satırında başka bir anı taşıyan, manasını anlamak için yaşanmışlıklara sahip olmak gereken çok başka bir sanat. Kitaplar bu özellikleri bir nebze taşısa bile şiirler hayatımızın farklı zaman dilimlerinde başka anlamlar yükleyebileceğimiz kelime senfonileri bana göre. Aşk’a dair bir şiir bundan seneler önce okuduğum zaman bana çok daha hafif anlamlar aşılarken bugün okuduğumda bambaşka bir duygu yansımasına neden oluyorsa, bu teori kanıtlamaya çok ihtiyaç duyulmadan onaylanabilir herhalde. Zaman içinde, biz değiştikçe, büyüdükçe belli ki okuduğumuz satırların etkisi de içimizden eksiliyor ya da tam tersi, artıyor. Bu nedenle bu yazı, tıpkı yakın bir zamanda sizlerle buluşacak ‘Altı Çizili Cümleler’ yazım gibi sonsuzluğa giden bir arşiv niteliğinde. Satırlar bana dokundukça, ruhuma işleyen şiirleri keşfettikçe bu yazıya eklemeler yapacağım. Hep güncel tutacağım bu arşiv için, sizin de ruhunuza işleyen,…

Yoksa Sen De Aldığı Kararları Uygulayamayanlardan Mısın?

“Başlamakla ilgili bir sorunum yok, milyonlarca şeye başladım ama hiçbirini bitiremedim. Neden bitiremiyorum?” Siz de bir türlü başladığınız şeyleri aynı kararlalılık ve istikrarla bitiremiyor musunuz? Bitiremediğim şeyler neler mi? Her Pazartesi başladığım diyetim, 1 yıllık ödemesini peşin yaptığım spor üyeliğim, son 3 aydır düzenlememi bekleyen kitaplığım gibi gibi.. Bu örnekleri çoğaltıp daha fazla kendi moralimi bozmak istemiyorum 🙂 New York Times Bestseller, Amazon Puanı: 4.8/5 olan “BİTİR” , son zamanlarda okuduğum en dikkat çekici ve aldığım kararları hayata geçirmemde yardımcı olan bir kitap oldu. Üstelik sadece 2 günde bitirdim. Şimdi size okuduğum kitaptan kısa kısa bilgiler aktarmak isterim. Araştırmalara göre, yeni yıla girerken alınan kararların yüzde 92'si başarısızlıkla sonuçlanıyor. Buna şaşırdık mı ?! Bunun ardındaki en büyük ve en sinsi neden, tembellik değil mükemmeliyetçilikmiş. Hepimiz kendimizin en acımasız eleştirmeniyiz ve mükemmel olmayacağını düşünüyorsak hiç yapmamayı tercih ediyoruz. Bu nedenle, iyi bir başlangıç yapmış bile olsak, sonuçların istediğimiz gibi olmayacağını düşünmeye…

Üniversitenin Ardından | İş Hayatı

Üniversite hayatının bir parçasında, belirli bir karar mekanizması odağında kendinizi mezun olduktan sonra yapacaklarınızla ilgili sorgulamaya başlıyorsunuz. Genellikle bunun lise son sınıfta bölüm seçerken, yapmak istediği mesleğe karar verme olarak algılayanlar olsa da ben 2 üniversitelik tecrübemle bunun yanlış bir düşünce olduğu kanaatindeyim. Asıl kararınızı, seçtiğiniz bölüme adapte olup olamadığınızda ya da ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu net bir biçimde gözlemlediğinizde veriyorsunuz. Ben kendimi bildim bileli, İletişim Fakültesi diye yanıp tutuşan bir insandım. Yazmak, okumak, konuşmak, göz önünde olmak ve kendimi ifade etmekte daha özgür olduğuma inanan bir parçamla üniversite hayatımı bu yönde çizmek istedim. Bu noktada kendimi tanıdığıma ve karakterimi iyi analiz edebildiğime inanıyorum. Çünkü ne okuduğum bölümden ne de şu anda yapmakta olduğum mesleğin getirilerinden pişmanlık duymadım. Çevremden gördüğümün aksine ben, seçimimin sonuçlarından mutluluk duydum. Bu belki biraz şansla, biraz hırsla alakalıdır, inanın bilemiyorum.  Mesleğime karar verme sürecim çok uzun sürdü diyemeyeceğim. Lisans eğitimimde Yeni Medya ve Gazetecilik…

Kabullenişin Çaresiz İnkarı

Bir avuç güneş sızdı penceremden içeriye, sessizce yeniden doğan güneşi izledim. Her gecenin ardından geleceği belliyken gündüzün, karanlığın tüm gece yarattığı korkuyu düşledim. Bir gece bir karara uyanmak zorunda kaldığınızı bilerek koyuyorsanız başınızı yastığa, bir his doğuyor insanın ruhuna. Ya o güneş bile yetmezse içinizi aydınlatmaya? Sonra düşünmeye, düşlemeye başlıyorsunuz. Muhattap olduğunuz bir tek kendiniz, içiniz. Soru aslında basit, ‘Ben ne istedim?’ ‘Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir’ demiş Goethe. Benim cehennemim genelde içimde. Dert ettiğim her şeyi fiziksel bir sancıya dönüştürecek kadar çok büyütüyorum içimde. Galiba bu hayatta en çok istediğim şey, kendimi olduğundan daha farklı bir hassasiyet seviyesinde yeniden tanımak olurdu. Cam kırıklarının üzerinde yürürken bile gülümsemeyi öğrenebilmek isterdim. Keşke bastığım her yer kanasa bile asla belli etmeyebilseydim.  Bir nefes vermek kadar kolay olsaydı keşke bazı şeyler, ruhuma karışan her şeyi, yutkununca kaybetmek isterdim. İçim inlese huzursuzluktan, dışım kahkalar atsın, tüm huzursuzluklarım yerini doğru kararlara bıraksın isterdim. İnsanlara yüklediğim…

SIFIRDAN EV DÖŞEMEK / TAŞINDIM

Merhabaaa! Geçen onca zamandan sonra ya işimi ya evimi yazabilirim diyerek oturdum bilgisayar başına. Bitmeyen bir taşınma serüveninin ardından kaleme alıyorum bu yazıyı. Malum öğrencilik bitti. 4 sene önce koca bir kamyonla İstanbul’a taşıdığım eşyaların ömrü de. Bu yüzden hazır tek başıma yaşamaya kalkıyorum, güzelde bir eve geçiyorum tüm eşyaları sıfırdan yenileyeyim dedim. Dedim demesine de o işler öyle kolay olmuyor işte. Öğrencilik zamanında kullandığınız eşyaya ya da evinizde bulunan elektroniğin kalitesine aldırmıyorsunuz. Adı üstünde öğrencilik, zaten genel hatlarıyla fakirlik. Bu nedenle ‘işimi görsün yeter’ diyerek oradan buradan topladığınız eşyaları kullanıyorsunuz. Bahçe katından rezidansa.. Mezuniyetin ardından bahçe katından rezidansa bir sıçrama yaptım. Haftanın altı günü zaten çalışıyorum, ee baktım yeni mezun olmuş birine göre mesleğimde iyi de para kazanıyorum bari yaşam kalitem artsın diyerek gözümü diktim yükseklere. Sosyal hayatı falan bırakıp işten çıkınca sadece eve gidip ayaklarımı uzatma isteğimden, bari dışarıya harcayacağım parayı eve harcayayım mantığıyla başladım ev aramaya. Tabi…

Favoriler / Trendyol İndirimi

Malum mezuniyet sonrası gelen harika bir iş teklifi sayesinde şu sıralar mesleğimin başındayım. Öğrenciliği tamamen geride bıraktığım, diplomamla birlikte başladığım ilk işim olduğundan mıdır yoksa çalıştığım yerin hitap ettiği kitle ve aurasından mıdır bilinmez beni bir dolap yenileme telaşı aldı. Öğrenciyken bayılarak giydiğim her şey gözüme fazla sıradan, aşırı spor gelmeye başlayınca kazandığım bütün parayı kıyafete yatırdım. Bu süreçte Trendyol ile o kadar haşır neşir oldum ki dünden bugüne Trendyol’dan aldığım, favori parçalarım olan ürünleri derlediğim bir yazı yazayım bari dedim. Keşke bu bir reklam postu olsaydı canım kardeşim ama maalesef ki değil. Bu detayı vereyim de, Denebunu yazısını yazdıktan sonra ‘Ooo kardeşim hayırlı olsun reklam almışsın’ gibi mesajlar gelmeye başladı. Hani haksız da değilsiniz Denebunu kalkıp bana para verse ancak bu kadar reklam kokan bir metin çıkarmış ortaya. Neyse artık Google Arama’da aşırı iyi bir performans gösteriyor yazı, maalesef yayından kaldıramam. Trendyol’da kalkıp bana ‘ay canım bir yazı yaz…

Gece Sürücüsü / Evren Ata Deniz

Uykuyu kaçıran çok şey vardır bu hayatta. Hele benim gibi takıntılı biriyseniz. Geceler saat saat bölünür, bir noktada ne zaman uyuyorsunuz ne zaman uyandınız ucunu kaçırırsınız. Aklınızda cevaplanamayacak sorular birbirini çoğaltır, bilinmeyenler ve deli gibi merak edilenler labirentinde yolunuzu kaybedersiniz. Yapabileceğiniz tek şey sabretmektir, yapılabilecek en zor şey de sabretmektir. Peki yok mu alternatif? Yok mu başka bir seçenek? Bisiklet! Benim için bisiklet. Dünya üzerinde bir sürü kimyasal var. Aklınızın yükselttiği nabzı düşürecek ve size sahte bir uyku sunabilecek. Ama bu gerçektir. Saat 3:00, 4:00 ya da 5:00, bu sularda, kıyafetlerimi giyip bisikletime atladığımda şehrin sessizliğinde sadece tekerleklerin altından akan asfalt sesini duyarım. Bacaklarınızdaki, kollarınızdaki, sırtınızdaki ve vücudunuzun geri kalan her yerindeki yüklenme, ağrı, hepsi gerçektir. Bisiklette hayatta da olduğu gibi fedakarlık ve birliktelik önemlidir (toplu turlara ve yarışlara başka bir yazıda değineceğim için şimdilik bunu size kendi kendinize anlamlandırmaya bırakıyorum). Gece, yani zaten tek başınıza yaşadığınız bu mükemmel tecrübeyi…

FAVORİLER / HAZİRAN 2019

Uzun zamandır favorilerimi listelediğim bir yazı yazmak istiyordum. Ertelemeyi bırakıp en sonunda bilgisayarın başına geçebildim. Bu listede yer alan ürünlerden bir çoğunu uzun zamandır kullanıyor olsam da aralarında ilk kez deneyip bağımlısı olduklarım da var. Youtuber ve diğer bloggerların favori ürünlerini paylaştıkları içerikleri keyifle inceleyen biri olarak kendi favorilerimi listeledim. Üstelik ayın favori kitabına, filmine ve dizisine de yer verdim. İşte Haziran Ayının Favorileri! 1- Belirgin Bukleler 7/24 Şekillendirici Bakım Kremi En en en favori! Saç bakımı benim için her zaman çok zorlayıcı bir süreç oldu. Kıvırcık saçın genel sorunlarının yanında, seneler önce bir hevesle yaptırdığım Brezilya Fönü yüzünden saçlarımın yapısı tamamen bozuldu. Kırılmalar, kopmalar ev en kötüsü de şekil alma sorunu. Buklelerim saçım kuruduktan sonra çok hacimli göründüğü için -ki ben hacimli saç asla sevmiyorum- yatıştırıcı olarak kendimi bildim bileli Elidor’un şekillendirici bakım kremini kullanıyorum. Benim saçlarımın kabarmasını engellediği için yerine bir çok ürün denememe rağmen kullanmaktan vazgeçemedim. Bu…

Gökyüzümde Hayal Kırıklığı

Beklentilerimiz sınırsız, hayallerimiz uçsuz bucaksız.. Öyle öğrettiler çünkü bize, öyle gösterdiler. Gerçekten uzak kurmaca dünyalarda düşlere dalarak masallarla büyüttüler. İzlediğimiz dizilerde fakir diye tasvir ettikleri karakterleri müstakil iki katlı evlerin içinde gösterdiler. Acı yalnızca aşktan doğarmış gibi ayrılığa gözyaşı döken kadınlarla çevrelediler etrafımızı. Daima üç kişilik hikayeleri serdiler önümüze, güzel, saf, paraya asla önem vermeyen bir kadının peşinde koşan iki tane yakışıklı adamla doldurdular akşamlarımızı. Kötüyü hep kötü, iyiyi başına gelen onca şeye rağmen cennete ayak basacak nitelikte betimlediler. Kötü karakterlere hep bir sebep verdiler geçmişlerinde, yaşadıklarının sonucu öyle davrandığını izleyen seyirci anlasın da, hikaye sağlam temeller üzerine kurulsun diye. İyi karakter sanki hiç kötü olmaya sebebi olmamış gibi, yaşadığı her şeye rağmen melekler misali dolanırken etrafta, daima onu her zorluktan çekip çıkaran,gözü kara, cebi dolu baş rollere yer verdiler. Masallarda zaten iyiler hep kazandı, kötüler sonunda cezasını bulup akıllandı. Romanların temelinde her zaman karmaşık aşklar vardı, acı çektiren, düşündüren…

Navigate