24. Yaş Dileğim Gerçek Oldu!

Bu yazıya başlamadan önce kem gözlerinizi çıkarmanızı rica edeceğim zira bu gökyüzünün görüp görebileceği en güzel dönemlerimden birindeyim. Çok mutluyum ben ya! Ama öyle böyle değil. En son bunu bu kadar içten ne zaman söyledim hatırlamıyorum ama hayatımdaki her şeyi yoluna koyuyor gibiyim. Tek şey hariç; Aşk. Onu da oturup beklemek bana göre değil zaten. Aman napayım ya olacaksa en iyisi olsun bari diye diye kendimi yalnızlığa alıştırdım şimdi de biri gelir düzenim altüst olur diye ödüm kopuyor. İstanbul’da geçen onca seneden sonra evim, işim, ailem, arkadaşlıklarım her şeyim tam tıkırında. Bunu buraya yazdım ya şimdi iki gün sonra başıma gelmeyen kalmaz eminim. Aman napalım, mutlu oluyoruz diye hiç konuşmayalım mı yani.

Şimdi kısa bir özet geçeyim, malum bir süredir yazmadım.

Hiç beklemediğim bir anda, hani böyle ‘Kariyer planında 5 sene sonra kendini nerede görüyorsun?’ diye sorduklarında verdiğim cevabın karşılığı bir iş teklifi aldım. O kadar ani oldu ki korktum. Ben genel olarak böyle ani değişimlerden korkuyorum zaten biliyorsunuz.  Karar verme aşaması falan derken 2 senedir çalıştığım Doku Medical’dan ayrılma kararı aldım. Veda etmek zor oldu, çalışma arkadaşlarımdan ayrılmakta. Ay profesyonel hayat falan diyecekseniz gidin başımdan çünkü her gün saatlerce yan yana çalışınca bir nevi evli gibi bir şey oluyorsunuz. Boşanmak gibiydi benim için, ağlaşa ağlaşa ayrıldık. O an hissediyorsunuz işte, o kadar insana veda ederken yüzlerinde gördüğünüz şey sizi tanımlayan bir duygu. Bir şeyleri doğru yaptığınızı anlamanız için hayatta çok nadir rastlayabildiğiniz bir fırsat. Kapıdan çıkıp son adımımı atarken dönüp iki sene boyunca tüm içtenliğimi yansıtmaya çalıştığım yere baktım. Kepimi atarken ansızın gelen iş teklifiyle ayaklarımı yerden kesen kuruma, ilk gün etraftaki sanat eserlerini incelerken içimde duyduğum heyecana, ürettiğim fikirlere, öğrendiğim her şeye bakıp, bana bu fırsatı sunan her şeye şükredip ayrıldım.

1 haftalık güzel bir tatilin ardından da işte buradayım, şirketteki odamda. Mesai bitiminde hızlıca bu satırları karalıyorum. Her yanım çiçek, herkesten çok güzel dileklerle başladım yeni adımlarımı atmaya. Hiç olmadığım kadar sevildiğim hissediyorum, üstelik hayatımda biri olmadan. Evimi seviyorum -bu detayı veriyorum çünkü İstanbul’da doğru evi bulmak hayatınızın aşkını bulmak kadar zor-, işimi seviyorum -şükürler olsun ki-, kendimi seviyorum -bunu zaten biliyorsunuz ama hatırlatmak istedim- . Ve dolu dolu, doya doya tadını çıkarıyorum yaşadığım hayatın. Üstelik bir farkla, şükrederek. Karşıma çıkan her insan, kapımı çalan her fırsat için şükrediyorum. Geçen onca canımı sıkan zamanın ardından ayaklarım yere öyle sağlam basıyor ki bunun değişmemesi için her şeyi yapmaya hazırım. Çünkü bu hissettiğim duyguya ulaşabilmek için, ben kendime çok eziyet ettim.

Dışarıda kar var ama benim içim bahar.

İzmir’de babamın yüzünde, anneme verdiğim hediyenin değerinde, kardeşime baktığım zaman gördüğüm her şeyde, ablamı kucağında Kayra ile izlerken, arkadaşlarımla sarılıp fotoğraf çekilirken, sabah işe gelmek için hazırlanırken, ellerimle döşediğim evime bakarken çiçekler açıyor içimde. 24. yaşımın gelişini kutlarken yalnızca sahip olduğum her şeyin kıymetini anlamayı dilemiştim. Geçen Eylül ilk kez bir muma nefes verirken bir şey istemedim. Sanırım dileğim gerçekleşti. Her şeyin kıymetini biliyor ve sahip olduğum her şeye şükrediyorum.

Huzur, kazandığımız paradan, aldığımız yaralardan, uğruna çabaladığımız her şeyden daha önemli ve değerli. Ve ben uzun zaman sonra çok huzurluyum. Daha ötesi gelecekse kapım hep açık ama şimdi var olan düzenimle yetinmeyi istiyorum. O yüzden teşekkür ederim Tanrım, orada bir yerde benim hislerime sıra geliyorsa mutluyum ben, bunu bil. Her adımımda arkamda duran ailemle, hediye gibi hayatıma soktuğun yeğenimle, başarılarıma çomak sokmak yerine benimle mutlu olan çevremle, kazandığım ya da kaybettiğim her şeyle çok mutluyum. Nefes aldığım her an bunu söyleyeceğim çünkü hepsi senin sayende. Yalnızca senden istemeyi, önce kendimi sevmeyi öğrendim ve huzurluyum. 

1 Yorum Var

  1. EcenurAk Reply

    Yazdığım en kısa yazı olabilir.. Okunabilirlik oranı çok yüksek gözüküyor. Normalde asla yazılarımın sonu gelmez biliyorsunuz ama demek ki konu mutluluk olunca insanın uzatası gelmiyor. Bir de dönüp Gökyüzümde Hayal Kırıklığı’nı falan okuyun. Yazı asla bitmiyor 🙁

Yorum Yazın

Navigate
%d blogcu bunu beğendi: