HAYATIN İÇİNDEN

Üniversitenin Ardından | İş Hayatı

Üniversite hayatının bir parçasında, belirli bir karar mekanizması odağında kendinizi mezun olduktan sonra yapacaklarınızla ilgili sorgulamaya başlıyorsunuz. Genellikle bunun lise son sınıfta bölüm seçerken, yapmak istediği mesleğe karar verme olarak algılayanlar olsa da ben 2 üniversitelik tecrübemle bunun yanlış bir düşünce olduğu kanaatindeyim. Asıl kararınızı, seçtiğiniz bölüme adapte olup olamadığınızda ya da ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu net bir biçimde gözlemlediğinizde veriyorsunuz. Ben kendimi bildim bileli, İletişim Fakültesi diye yanıp tutuşan bir insandım. Yazmak, okumak, konuşmak, göz önünde olmak ve kendimi ifade etmekte daha özgür olduğuma inanan bir parçamla üniversite hayatımı bu yönde çizmek istedim. Bu noktada kendimi tanıdığıma ve karakterimi iyi analiz edebildiğime inanıyorum. Çünkü ne okuduğum bölümden ne de şu anda yapmakta olduğum mesleğin getirilerinden pişmanlık duymadım. Çevremden gördüğümün aksine ben, seçimimin sonuçlarından mutluluk duydum. Bu belki biraz şansla, biraz hırsla alakalıdır, inanın bilemiyorum.  Mesleğime karar verme sürecim çok uzun sürdü diyemeyeceğim. Lisans eğitimimde Yeni Medya ve Gazetecilik…

SIFIRDAN EV DÖŞEMEK / TAŞINDIM

Merhabaaa! Geçen onca zamandan sonra ya işimi ya evimi yazabilirim diyerek oturdum bilgisayar başına. Bitmeyen bir taşınma serüveninin ardından kaleme alıyorum bu yazıyı. Malum öğrencilik bitti. 4 sene önce koca bir kamyonla İstanbul’a taşıdığım eşyaların ömrü de. Bu yüzden hazır tek başıma yaşamaya kalkıyorum, güzelde bir eve geçiyorum tüm eşyaları sıfırdan yenileyeyim dedim. Dedim demesine de o işler öyle kolay olmuyor işte. Öğrencilik zamanında kullandığınız eşyaya ya da evinizde bulunan elektroniğin kalitesine aldırmıyorsunuz. Adı üstünde öğrencilik, zaten genel hatlarıyla fakirlik. Bu nedenle ‘işimi görsün yeter’ diyerek oradan buradan topladığınız eşyaları kullanıyorsunuz. Bahçe katından rezidansa.. Mezuniyetin ardından bahçe katından rezidansa bir sıçrama yaptım. Haftanın altı günü zaten çalışıyorum, ee baktım yeni mezun olmuş birine göre mesleğimde iyi de para kazanıyorum bari yaşam kalitem artsın diyerek gözümü diktim yükseklere. Sosyal hayatı falan bırakıp işten çıkınca sadece eve gidip ayaklarımı uzatma isteğimden, bari dışarıya harcayacağım parayı eve harcayayım mantığıyla başladım ev aramaya. Tabi…

Favoriler / Trendyol İndirimi

Malum mezuniyet sonrası gelen harika bir iş teklifi sayesinde şu sıralar mesleğimin başındayım. Öğrenciliği tamamen geride bıraktığım, diplomamla birlikte başladığım ilk işim olduğundan mıdır yoksa çalıştığım yerin hitap ettiği kitle ve aurasından mıdır bilinmez beni bir dolap yenileme telaşı aldı. Öğrenciyken bayılarak giydiğim her şey gözüme fazla sıradan, aşırı spor gelmeye başlayınca kazandığım bütün parayı kıyafete yatırdım. Bu süreçte Trendyol ile o kadar haşır neşir oldum ki dünden bugüne Trendyol’dan aldığım, favori parçalarım olan ürünleri derlediğim bir yazı yazayım bari dedim. Keşke bu bir reklam postu olsaydı canım kardeşim ama maalesef ki değil. Bu detayı vereyim de, Denebunu yazısını yazdıktan sonra ‘Ooo kardeşim hayırlı olsun reklam almışsın’ gibi mesajlar gelmeye başladı. Hani haksız da değilsiniz Denebunu kalkıp bana para verse ancak bu kadar reklam kokan bir metin çıkarmış ortaya. Neyse artık Google Arama’da aşırı iyi bir performans gösteriyor yazı, maalesef yayından kaldıramam. Trendyol’da kalkıp bana ‘ay canım bir yazı yaz…

FAVORİLER / HAZİRAN 2019

Uzun zamandır favorilerimi listelediğim bir yazı yazmak istiyordum. Ertelemeyi bırakıp en sonunda bilgisayarın başına geçebildim. Bu listede yer alan ürünlerden bir çoğunu uzun zamandır kullanıyor olsam da aralarında ilk kez deneyip bağımlısı olduklarım da var. Youtuber ve diğer bloggerların favori ürünlerini paylaştıkları içerikleri keyifle inceleyen biri olarak kendi favorilerimi listeledim. Üstelik ayın favori kitabına, filmine ve dizisine de yer verdim. İşte Haziran Ayının Favorileri! 1- Belirgin Bukleler 7/24 Şekillendirici Bakım Kremi En en en favori! Saç bakımı benim için her zaman çok zorlayıcı bir süreç oldu. Kıvırcık saçın genel sorunlarının yanında, seneler önce bir hevesle yaptırdığım Brezilya Fönü yüzünden saçlarımın yapısı tamamen bozuldu. Kırılmalar, kopmalar ev en kötüsü de şekil alma sorunu. Buklelerim saçım kuruduktan sonra çok hacimli göründüğü için -ki ben hacimli saç asla sevmiyorum- yatıştırıcı olarak kendimi bildim bileli Elidor’un şekillendirici bakım kremini kullanıyorum. Benim saçlarımın kabarmasını engellediği için yerine bir çok ürün denememe rağmen kullanmaktan vazgeçemedim. Bu…

Gökyüzümde Hayal Kırıklığı

Beklentilerimiz sınırsız, hayallerimiz uçsuz bucaksız.. Öyle öğrettiler çünkü bize, öyle gösterdiler. Gerçekten uzak kurmaca dünyalarda düşlere dalarak masallarla büyüttüler. İzlediğimiz dizilerde fakir diye tasvir ettikleri karakterleri müstakil iki katlı evlerin içinde gösterdiler. Acı yalnızca aşktan doğarmış gibi ayrılığa gözyaşı döken kadınlarla çevrelediler etrafımızı. Daima üç kişilik hikayeleri serdiler önümüze, güzel, saf, paraya asla önem vermeyen bir kadının peşinde koşan iki tane yakışıklı adamla doldurdular akşamlarımızı. Kötüyü hep kötü, iyiyi başına gelen onca şeye rağmen cennete ayak basacak nitelikte betimlediler. Kötü karakterlere hep bir sebep verdiler geçmişlerinde, yaşadıklarının sonucu öyle davrandığını izleyen seyirci anlasın da, hikaye sağlam temeller üzerine kurulsun diye. İyi karakter sanki hiç kötü olmaya sebebi olmamış gibi, yaşadığı her şeye rağmen melekler misali dolanırken etrafta, daima onu her zorluktan çekip çıkaran,gözü kara, cebi dolu baş rollere yer verdiler. Masallarda zaten iyiler hep kazandı, kötüler sonunda cezasını bulup akıllandı. Romanların temelinde her zaman karmaşık aşklar vardı, acı çektiren, düşündüren…

Beyaz Atlı Prens ve Mavi Sakal Aynı Kişiymiş / Netflix YOU

”Nasıl oldu da buraya düştün? Kendini bir battaniye gibi peri masallarıyla sarmalardın. Ama asıl soğuğu severdin. Mavi Sakal’ın karılarının cesetlerini keşfettikçe ürperirdin. Beyaz Atlı Prens ufak ayak parmaklarından cam ayakkabıyı geçirince tüylerin diken diken olmuştu. Biçilmiş kaftan. Ama okul bahçesinde, gerçek prensesler güz rüzgarlarında yanından süzülürdü. Zengin kızlarla arandaki uçurumu gördün. Ve peri masallarına inanmayı bıraktın. Ama hikayeler içine işlemişti, zehir gibi derinden. Beyaz Atlı Prens gerçek olsaydı, seni kurtarabilseydi.. Her şeyin adaletsizliğinden kurtarılmaya ihtiyacın vardı. Ne zaman gelecekti? Cevap, uçup giden anların içindeki acımasız bir iç çekişteydi. Sana şişko dediğinde Stevie Smith’in yüzündeki alaycı ifadede, Şükran Günü mutfağında sana dokunan Jeff amcanın elinde, olanları anlattığında babanın gözlerindeki suçlayıcı ifadede.. Vücudunu, kalbini açtığın erkek kılığındaki her çocuktan, canavarı prense dönüştüren sihre sahip olmadığını öğrendin. Hep sinir olduğun kızlarla çevreledin kendini. Güçlerini paylaşmayı umdun ve nefret ettin kendinden. Bu şekilde daha da küçüldün. Tam da ortadan kaybolabileceğini sandığın anda, o seni…

Güzel gel 2019!

Allaaah! İşte en sevdiğim yerdeyiz. Zira Burası Benim Gökyüzüm’ün geleneksel yıl sonu yazısı. Her senenin sonunda geriye doğru şöyle bir bakıyoruz ve ileriye dönük hayallerimizi, beklentilerimizi yazıp yeni yılı selamlıyoruz. Anlamı çok büyük, çünkü yeni gelen her seneyi ‘Bu senede blogu kapatmadım, bol bol yazdım’ gururuyla karşılıyorum. 2018 şey nasıl desem pek içime sinen bir yıl olmadı gibi. Bir kere çok hızlı geçti ne olduğunu anlayamadım sanki. Yorucu ve gerçekten sinir bozucuydu. İkinci üniversite serüvenimde bol bol sinir krizi geçirdim. Ev sahibimle bitmeyen kavgalar sonucu kışın ortasında taşınmak zorunda kaldım, yine. Zaten 2018’e dolandırılarak girdiğim için pek hayırlı bir sene beklememiştim. İlişki problemleri alıp başını yürüyünce, kafa karışıklığı dolu bir yaz dönemi geçirdim. İnsan boğazlamama gram kalan bir sene oldu da denilebilir. Mia’nın hastalığı yüzünden şırıngayla onu besleme serüvenime değinmiyorum bile. ‘Ya ölürse’ korkusundan günlerce ağladım. Dolar fırladı, her şey ateş pahası derken gereğinden fazla parasız kaldım. Geçen yıla nazaran…

Netflix’in İlk Türk Yapımı Dizisi : Hakan Muhafız

Birinci sezonu hızlıca bitirdiğime göre bu yazıyı yazma zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Öyle ya da böyle bir şekilde gündeme oturmuş, imdb puanıyla şaşırtmış, yorumlarıyla kafa karıştırmış, sahneleriyle ön yargı yaratmış bir dizi var bugün mercekte ; Hakan Muhafız. Bildiğiniz ya da bilmediğiniz üzere Hakan : Muhafız Netflix’in ilk Türk yapımı orjinal dizisi. Her şeyden önce bu noktada biraz gururlanmak hakkımız çünkü bu denli önemli ve popüler bir platformda bizi başkasının anlatmadığı, kendi kendimizi ifade edebildiğimiz bir diziyle var olmamız onur verici. Dünyanın bir çok ülkesinde, farklı yapımlar İstanbul’u içeriklerine konu edip, yaşantılarımızı, hayatlarımızı, her şeyden öte bizi, millet olarak Türkleri belirli kesitlerle bir çok kez gösterdi. Suya sabuna dokunmadan manzara paylaşanda oldu, takkeli, uzun sakallı amcaları sokaklarda yürüterek farklı imajlar çizeni de. Genel olarak filmlerine, içeriklerine, kitaplarına baktığımızda biz, tasvir edilen görüntünün aslında oldukça uzağında bir milletiz. Kasıtlı ya da gelişigüzel ortaya konulan yapımlarla yaratılan bu algıya en güzel cevabı…

Ölmeden Önce Yapılacaklar Listesi

Bundan bir hafta sonra yaşamının son bulacağını öğrenseydin, muhtemelen o 7 günü doyasıya yaşamak isterdin. Ölüm, sanki her zaman çok uzağımızdaymış gibi, sanki daha yaşayacak çok günümüz, biriktirecek çok anımız ve doya doya nefes alacak çok zamanımız varmış gibi değerini bilmeden sona doğru yürüyoruz.  Evet, belki bir hafta sona öleceğini öğrensen, son kez yapmak istediğin, içinde ukte kaldığını hissettiğin her şeyi yaşar, akan zamanın değerini bilirdin. Bir farkı yok aslında, sonunda ölümün geleceği aşikar. Bu belki 5 yılda, belki de hiç beklemediğimiz bir anda yarın kapımızda. Sonu belli olan bir hikayemiz var. Hepimiz için ortak bir bitiş noktası var ve biz doğumdan ölüme giden o yolda, akan zamanın değerini bilmemekte fazlasıyla ısrarcıyız. Geçen onca günü, akan onca zamanı düşündüğünde ‘Ben, bana verilen bu mucize hayatı doyasıya yaşadım, her anın değerini bildim’ diyebilir misin? Ben kendime bu soruyu sorduğumda kaybettiğim çok fazla zaman olduğunu düşünüyorum. Anı yaşamak elbette ki güzel ama…

Denebunu : Ücretsiz Ürün Deneyimi

Özellikle biz kadınlar için keşfetmek, henüz piyasaya sürülmemişken yeni ürünleri ilk deneyimleyenlerden olmak, satın almadan önce ürünleri deneme şansı bulmak, yorumlamak ve yorumlarımızı paylaşmak büyük önem taşıyor. Fikirlerimize önem verildiğini hissettiğimiz zaman daha mutlu olduğumuz aşikar. Youtuberların ‘Markalardan Gelen Paketleri Açıyorum’ videoları ve bloggerların -kendimi es geçiyorum- ‘Ürün Yorumları’ yazılarından sonra içlenip, bir köşeye çekilip bize de ücretsiz ürün gelmesini talep ettiğimiz bir çok zaman var. Ancak artık youtuber ve blogger olmanıza gerek duymadan size her ay düzenli kutular göndererek ürünleri deneyip, deneyimlerinizi paylaşmanızı sağlayan bir şirket var! Üstelik tamamen ücretsiz. Bu ay dördüncü denebunu kutum elime ulaştı. Aylar önce internette gezerken denk geldiğim bu fikir önceleri ‘o kadar üye varken bana sıra gelmez’ düşüncesi oluştursa da yanıldığımı farkettirecek kadar ürün deneme ve yorumlama şansım oldu. Bende bu deneyimleri sizlerle paylaşmak istedim! Denebunu her ay deneme boy ürünlerden oluşan kutuları hiçbir ücret talep etmeden ürünleri denedikten sonra yorumlamak şartıyla evinize gönderen…

Navigate