Sanatsal Meseleler

Bir Belgesel Drama: The Social Dilemma

Dijital medyanın arka yüzünde çalışan biri olarak belgesele bir başka bakış açısı getirecek olsaydım, hele bir de bunu Dünya’nın en çok izlenen online platformunda yayınlasaydım, herhalde Sosyal İkilem’den daha yaratıcı bir içerik ortaya koyamazdım. Belgesel kültürü olmayan bir insan olmama rağmen Netflix’in ilk 10 listesine aniden düşen ve zirveye yerleşen bu yapımı merak etmekten kendimi alamadım. Mesleki bir yönlendirme düşüncesiyle izlemeye başlamış olsam da, bu kadar etkili bir içerikle karşılaşacağım doğrusu aklımın ucundan bile geçmezdi. Netflix: Sosyal İkilem (The Social Dilemma) İncelemesi Sosyal İkilem, orijinal adıyla The Social Dilemma, 9 Eylül 2020 tarihinde belgesel drama türünde, Netflix’te yayınlandı.1 saat 34 dakikalık yapım, En İyi Haber ve Belgesel dalında Emmy ödülü kazanan Buzun Peşinde’nin yönetmeni Jeff Orlowski imzası taşıyor. Yapımcılığını Larissa Rhodes’in yaptığı Sosyal İkilem’in senaryosunu ise Davis Coombe, Vickie Curtis ve Jeff Orlowski gibi isimler üstleniyor. Belgeselde günümüzün en önemli sosyal medya ve dijital teknoloji devleri Google, Twitter, Instagram, Apple,…

La hora de las musas | Netflix | Valeria

İspanyol yapımı Valeria 8 Mayıs’ta Netflix’te izleyici ile buluştu ve Türkiye’de en çok izlenenler listesine onuncu sıradan giriş yaptı. Dizi Elisabet Benavent‘in bir milyon kopyadan fazla satan 5 kitaplık roman serisinin bir uyarlaması. Peki 8 bölümden oluşan ilk sezonuyla karşımıza çıkan Valeria sıkıcılıktan öldüğümüz şu karantina döneminde çerez niyetine izlenebilir mi? Teknik bilgileri hızlıca geçelim.. Roman serisinin yazarı Elisabet Benavent’in yaratıcı danışman olarak da yer aldığı dizinin yapım şirketi  Plano a Plano. Dizinin yaratıcısı María López Castaño dizinin senaryosunu Fernanda Eguiarte, Aurora Gracià ve Almudena Ocaña ile birlikte kaleme almış. Inma Torrente ve Nely Reguera’nın yönetmen koltuğunda oturdukları dizinin başrollerinde, Diana Gomez (Valeria), Silma Lopez (Lola), Teresa Riott (Nerea) ve Paula Malia (Carmen) yer alıyor. Ibrahim Al Shami J.(Adrian) ve Maxi Iglesias (Victor) ise bizi ikilemde bırakan diğer rolleri üstleniyor. Netflix dizinin resmi konusunu açıklarken ‘İşinde ve evliliğinde kriz yaşayan bir yazar, kendilerini keşfetmekte olan üç yakın dostuna sığınarak onlardan…

Netflix Freud : Psikanaliz, Kötü Ruhlara Karşı

Türkiye’de birinci sıraya oturan Netflix’in ilk Avusturya dizisi Freud seyirci ile buluşarak ‘Top 10’ listesine hızlı bir giriş yaptı. Dizi, kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren psikanalitik kuramın kurucusu, psikanaliz öğretisini geliştirmiş Yahudi kökenli Avusturyalı nörolog Sigmund Freud’un gençlik dönemine farklı bir açıdan yaklaşıyor. Dizinin IMDB puanı 6.7 ve şimdilik yayınlanan 1. sezonu 8 bölümden oluşuyor. Orjinal dil Almanca, bu da diziyi Türkiye bazında bir miktar daha farklılaştırıyor. Peki Freud dizisi ses getirdiği kadar etkili mi? Gelin bu yazıda benim tarzımla bunu ele alalım. Ötede bir yerde falan değil, burada, yeryüzünde çoğu insan bir cehennemde yaşıyor… Benim bilgilerim, kuramlarım ve yöntemlerim de insanlar kendilerini bundan kurtarabilsinler diye, onları bu cehennemin bilincine vardırma amacına yöneliktir. – Sigmund Freud Hatırlamakta Fayda Var : Sigmund Freud Kimdir? Savaş, yoksulluk, tarihsel karmaşa ve bilinç dışı unsurlara olan hırslı bir inanç dolu hayat yolculuğuyla, şüphesiz ki dünyanın en ünlü psikologlarından biri Sigmund Freud.…

Beyaz Atlı Prens ve Mavi Sakal Aynı Kişiymiş / Netflix YOU

”Nasıl oldu da buraya düştün? Kendini bir battaniye gibi peri masallarıyla sarmalardın. Ama asıl soğuğu severdin. Mavi Sakal’ın karılarının cesetlerini keşfettikçe ürperirdin. Beyaz Atlı Prens ufak ayak parmaklarından cam ayakkabıyı geçirince tüylerin diken diken olmuştu. Biçilmiş kaftan. Ama okul bahçesinde, gerçek prensesler güz rüzgarlarında yanından süzülürdü. Zengin kızlarla arandaki uçurumu gördün. Ve peri masallarına inanmayı bıraktın. Ama hikayeler içine işlemişti, zehir gibi derinden. Beyaz Atlı Prens gerçek olsaydı, seni kurtarabilseydi.. Her şeyin adaletsizliğinden kurtarılmaya ihtiyacın vardı. Ne zaman gelecekti? Cevap, uçup giden anların içindeki acımasız bir iç çekişteydi. Sana şişko dediğinde Stevie Smith’in yüzündeki alaycı ifadede, Şükran Günü mutfağında sana dokunan Jeff amcanın elinde, olanları anlattığında babanın gözlerindeki suçlayıcı ifadede.. Vücudunu, kalbini açtığın erkek kılığındaki her çocuktan, canavarı prense dönüştüren sihre sahip olmadığını öğrendin. Hep sinir olduğun kızlarla çevreledin kendini. Güçlerini paylaşmayı umdun ve nefret ettin kendinden. Bu şekilde daha da küçüldün. Tam da ortadan kaybolabileceğini sandığın anda, o seni…

Netflix’in İlk Türk Yapımı Dizisi : Hakan Muhafız

Birinci sezonu hızlıca bitirdiğime göre bu yazıyı yazma zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Öyle ya da böyle bir şekilde gündeme oturmuş, imdb puanıyla şaşırtmış, yorumlarıyla kafa karıştırmış, sahneleriyle ön yargı yaratmış bir dizi var bugün mercekte ; Hakan Muhafız. Bildiğiniz ya da bilmediğiniz üzere Hakan : Muhafız Netflix’in ilk Türk yapımı orjinal dizisi. Her şeyden önce bu noktada biraz gururlanmak hakkımız çünkü bu denli önemli ve popüler bir platformda bizi başkasının anlatmadığı, kendi kendimizi ifade edebildiğimiz bir diziyle var olmamız onur verici. Dünyanın bir çok ülkesinde, farklı yapımlar İstanbul’u içeriklerine konu edip, yaşantılarımızı, hayatlarımızı, her şeyden öte bizi, millet olarak Türkleri belirli kesitlerle bir çok kez gösterdi. Suya sabuna dokunmadan manzara paylaşanda oldu, takkeli, uzun sakallı amcaları sokaklarda yürüterek farklı imajlar çizeni de. Genel olarak filmlerine, içeriklerine, kitaplarına baktığımızda biz, tasvir edilen görüntünün aslında oldukça uzağında bir milletiz. Kasıtlı ya da gelişigüzel ortaya konulan yapımlarla yaratılan bu algıya en güzel cevabı…

Sayfalardan Netflix’e : Ölmek İçin 13 Sebep

Bu yazıda muhtemelen youtube videolarından önce bir reklamda, belki Netflix üzerinden La Casa De Papel izlerken ana ekranda, sosyal medyada TT’ye düşen bir kaç hashtag bağlantısında denk geldiğiniz, adını okuyunca dikkatinizi verdiğiniz, kitabından bir haber yalnızca dizi olduğunu zannettiğiniz bir hikayeden söz edeceğiz ; Ölmek İçin 13 Sebep Dizinin yayınlanmış iki sezonunu bitirdikten ve kitabı inceledikten sonra bu satırları dolduracak kadar düşünce biriktirdim diyebilirim. Öncelikle genel hatlarıyla hikayeden söz edelim. 2017 yılında Jay Asher tarafından yayınlanan ‘Thirteen Reasons Why’ tecavüz, zorbalık, taciz, intihar konularını genç kitle üzerinden ele alan oldukça etkileyici bir kitap. Dili, betimlemeleri ve aktarma biçimi açısından zaman zaman arafta bıraksa da kurgusu ve hikayedeki akıcılıkla hayal gücünüzde farklı bir perde aralıyor. Kitabın hikayesi 31 Mart’ta Netflix’te 1. sezonun yayınlamasıyla birlikte ses getirerek en çok izlenen Amerikan dizileri arasına girmeyi başardı. Dolayısıyla kitabın adı diziyle birlikte daha çok anılmaya başladı. Dizi ve kitap bir çok bakımdan farklılık gösteriyor…

PANTENE ALTIN KELEBEK REZALETLERİ

Ne modayla ne de makyajla bir ilgisi yok şu an okuduğunuz satırların. Kim ne giymiş, neden gelmiş, kimle gelmiş, ünlüler dünyasındaki son gelişmeler neymiş üzerine saatlerce düşünüp eleştiri yazıları yazan birisi olmadım hiç.  Zaten bu kişisel bir blog ve amacı yalnızca hikayemi daha iyi anlayıp sözcükler vasıtasıyla benimle bir bağ kurmanız. Ama.. Dün gece Kanal D ve CNN Türk’ten canlı olarak yayınlanan ‘Pantene Altın Kelebek Ödülleri’ hakkında az sonra yazacağım satırlardan dolayı tüm okuyucularımdan özür diliyorum. Çünkü göz dolduran bir blogta böyle bir yazı, basitleştirme çabasının kısmen bir yansıması. Ancak yazma, açıklama amacım diğer bloggerlardan oldukça farklı. Evimde oturduğum sakin bir Pazar akşamında kumandayla kanalları dolaşırken rastladım bu rezalete. Ödül törenlerini severim normalde, halkın seçimleri bir nevi Türkiye’nin psikolojik analizini yansıtır çünkü. Üzerine tez bile yazılır, Türk insanı izlemekten çok yaşar, yaşattırır. Ancak dün gece yayınlanan o tören medya tarihinin yüz karasıdır. Hani olur ya ilkokul birinci sınıfta okumayı söken çocuklara…

Tiyatronun Gözyaşları: William Shakespeare

Modern dramın kurucusu, ünlü İngiliz sahne şairi William Shakespeare. Bu ismi duyduğunuzda muhtemelen gözünüzün önünde gelmiş geçmiş en büyük tiyatro yazarlarından biri canlanacaktır. Ancak ne yazık ki dünya nüfusunun yarısı gibi bu yazıyı okuyan okuyucularımın da İngilizlerin tanrıçalaştırdığı bu adamın hayat hikayesinden haberleri yok. Çoğu insana göre William ‘Romeo ve Juliet’, ‘Othello’, ‘Macbeth’ gibi şaheserlerin arkasında duran bir isimden ibaret. İngiliz Edebiyatına tutkuyla bağlı olduğum, hatta onun en güzel oyunlarında biri olan Othello’nun eşsiz karakteri Desdemona’yı canlandıracağım şu sıralar beni Rönesans sanatçıları arasında yer almış, bir çağın değil bütün çağların adamı olan Shakespeare’i ve hakkındaki skandalları araştırmaya itti. Bu yazımda uzun ve yorucu bir araştırmanın sonuç raporudur. Eserlerin gerçekten Shakespeare’e ait olup olmadığı yüzyıllardır tartışma konusu. Hayatı hakkında yazılı, sağlam kaynaklara dayanan pek bir bilgi olmayışı, hele eserlerini sağlığında tam olarak yayınlamamış bulunması, kesin yazılış tarihlerinin bilinemeyişi gibi birçok aksaklık, bu belirsiz durumu yaratmıştır. Bu konu üzerine araştırma yapmış birçok…

Navigate