Sayfalardan Netflix’e : Ölmek İçin 13 Sebep

Bu yazıda muhtemelen youtube videolarından önce bir reklamda, belki Netflix üzerinden La Casa De Papel izlerken ana ekranda, sosyal medyada TT’ye düşen bir kaç hashtag bağlantısında denk geldiğiniz, adını okuyunca dikkatinizi verdiğiniz, kitabından bir haber yalnızca dizi olduğunu zannettiğiniz bir hikayeden söz edeceğiz ; Ölmek İçin 13 Sebep

Dizinin yayınlanmış iki sezonunu bitirdikten ve kitabı inceledikten sonra bu satırları dolduracak kadar düşünce biriktirdim diyebilirim. Öncelikle genel hatlarıyla hikayeden söz edelim. 2017 yılında Jay Asher tarafından yayınlanan ‘Thirteen Reasons Why’ tecavüz, zorbalık, taciz, intihar konularını genç kitle üzerinden ele alan oldukça etkileyici bir kitap. Dili, betimlemeleri ve aktarma biçimi açısından zaman zaman arafta bıraksa da kurgusu ve hikayedeki akıcılıkla hayal gücünüzde farklı bir perde aralıyor. Kitabın hikayesi 31 Mart’ta Netflix’te 1. sezonun yayınlamasıyla birlikte ses getirerek en çok izlenen Amerikan dizileri arasına girmeyi başardı. Dolayısıyla kitabın adı diziyle birlikte daha çok anılmaya başladı. Dizi ve kitap bir çok bakımdan farklılık gösteriyor ancak dizinin yapımcılarından birinin Selena Gomez oluşu, Netflix tarafından izleyicinin diziye bir şans vermesi için bir çok reklamla karşı karşıya kalışı göz önünde bulundurulduğunda dizinin kitaptan daha fazla öne çıkması çok normal. İlk önce diziyi izlemeye başladığım için, kitabı , dizinin yayınlanan bölümlerini bitirdikten sonra okumaya başladım. En nefret ettiğim hatta fazlasıyla eleştirdiğim bir durum olduğunu söyleyebilirim ancak, dizi üzerine bir yazı yazmaya oldukça hevesliydim. Ve ‘kitabı filmiyle yargılama’ fikrine sıkı sıkı tutunduğum için tüm yönleriyle hikayeyi incelemek istedim.

Ölmek İçin 13 Sebep dışarıdan bir ergen dizisi olarak algılansa da oldukça etkileyici ve temelinde çok sağlam konulara değinen bir fikir. Açık, net ve psikolojik sorunların temelini oluşturan yalnızlaşma ve benliğe dönüşü konu alan, genç kitle üzerinden basit ama etkili sorunlarla düşünceleri sorgulayan hikaye 17 yaşında bir lise öğrencisinin intiharının ardından doldurduğu kasetlerin ve kasetlerde ölümüne sebep olarak gösterdiği kişilerin yaşadıklarını konu alıyor. 

Gelelim benim için hikayenin temeline. Eleştiriler sonrasında dizinin başlangıcında yer alan uyarılar bir nebze olsun dikkat çekse de henüz reşit olmayan genç kitlenin ilgi odağında olan dizi psikolojik anlamda bir çok birey için oldukça tehlikeli. Ele aldığı konular, duyguların, en çok dikkat çekici durumda kadınsal anlamda yaşanan zorbalıkların çok iyi yansıtıldığı kabul gören bir düşünce. İzlerken etkilenmek, anlatımda seyahat ederek hayatınızdan, özellikle 17 yaşında yaşanan tüm olumsuzluklardan bir parça bulmak mümkün olsa da dizi bu tarz psikolojik şiddete maruz kalan ve bunu kendi içinde bir problem olarak taşıyan bireylerin düşüncelerini olumsuz etkileyebilir. Benim bakış açımdan dizide var olan karamsarlık, intihara doğru adım adım yönelten bir çok haksızlık, cinsel taciz, ebeveynler ile çocuklar arasındaki anlaşmazlık ekrana yansıtıldığı kadarıyla fazla açık. Şayet ebeveynler tarafından izlenip çıkarımlarda bulunulduğunu varsaysaydık, bir çok aile de ergenlik dönemini anlama, iletişimde iyileştirme yolları arama konusunda önemli bir adım olabileceğinden şüphe duymazdık. Ancak dizinin izleyici kitlesi, oldukça karmaşık. Bu da aslında ele alınan tüm konuları bir şekilde ağır ya da hafif yaşayan, günlük hayatında bunlarla yüzleşmek zorunda kalan kitle için bir çözüm yolu ürettiğini söyleyemem. Çözümden ziyade, adaletsizliklerle boğuşan bir gençlik resmedilmiş ve maalesef bölümler ilerledikçe bu sorunlara bir çözüm getirilemediği bilinçaltında yer edinmiş. Yansıtılan hikaye oldukça gerçekçi ve dramatik. Ancak bir yetişkin gözetiminde izlenmediğinde -ki bunun mümkün olmadığı aşikar- farklı psikolojik problemlere ve sorunlar arasında boğulduğunu hissetmeye devam eden bireylere sebebiyet verebilir.

Her yaşın problemi kendine büyük. Arkadaş çevresinde psikolojik ve fiziksel zorbalıklara maruz kalan, bununla baş etmeye çalışan 17 yaşında bir genç getirin gözünüzün önüne. Muhtemelen çevresindeki yetişkinlerle bu konu üzerine bir konuşma yapmak yerine olayları kendi içinde çözmeye çalışacak ve ergenlik döneminin getirdiği ruhsal karmaşa ile birlikte kendini bir bunalımın ortasında bulacak. Bu noktada bir yetişkinle iletişim kurulması belkide tek çıkış yolu. Bireyin psikolojik olarak bir yıkıma sürüklenmeden önce duyguları ve yaşadıkları üzerine yardım alması en doğru karar olsa da dizide bu süreç ‘cinsel taciz’ söz konusu olsa dahi adaletsizlikler barındırıyor. Ebeveynler konuya dahil olsa bile çözümler maalesef istenilen şekilde değil. Ve kesin olarak durumu düzeltecek güçte değil.Bu gerçekten bu sorunlarla boğuşan birinin kafasında, yardım alsa dahi yaşadığı zorlukların bitmeyeceğini düşündürmez mi? Beni dahi bazı sahnelerde haddinden fazla etkileyen, bazı etkileri hayatıma yansıtan bir hikayenin gerçekten bu konuları yaşamak zorunda kalan bireylerde oluşturacağı etkiyi tahmin etmek maalesef çokta zor değil. Sürükleyici hikayesiyle, bu yazıdan sonra bile izlenmeye devam edecek bir dizi olduğu aşikar. Ancak yetişkin kitle tarafından gözetim altına alınırsa, belki duygusal olarak yoğun dönemler yaşayan gençlerle iletişimde iyileştirmeler yapılırsa, izlenilen her sahneden ve yansıtılan her duygudan bir sonuç çıkarılırsa çözüm zor ya da imkansız olmaktan çıkar.

Söz konusu duygusal bir boşluksa en iyi çözüm iletişimdir. Şayet yaşadıklarınızı kaldıramadığınızı, hırpalandığınızı ve artık katlanamadığınızı düşünüyorsanız anlatın. Konuşmak, farklı bir bakış açısından yardım almak, özellikle sizden daha fazla tecrübeye sahip bir yetişkin ile iletişim kurmak atacağınız en doğru adımdır. Bazen yardımlar sessiz çığlıklardır. Durumlar karmaşık ve sorunlar içinden çıkılamazmış gibi gelse de, sizin için zor olan, çözemediğiniz o kilidin anahtarı bir başkasındadır.

Ve yetişkinler için ; Bugün çocuğunuz, kardeşiniz ya da çevrenizde yaşının sorumlulukları arasında sorunlar yaşayan bir genç, muhtemelen Ölmek İçin 13 Sebep gibi psikolojik ve tramvatik konuları ele alan dizilerden birine denk gelecek. Yaşadığı çıkmazda kendini yalnız hissedecek. Bugün bulunduğunuz yaştan onun sorunları basit ve anlaşılmaz duruyor olabilir. Ama onu anlamak, anlamaya çalışmak ve baskıdan öte bir yaklaşımla hayatına vakıf olmak, sağlıklı bir ergenlik dönemi için ona doğru atacağınız büyük bir adımın habercisi. Konuşun, bazen anlatmak için birini sormasına ihtiyaç duyulabilir. Yaşadıklarını dinleyin, konuşmak için istekli olun, anlamaya çalıştığınızı gösterin. İletişim, daha büyük sorunların önünde bir duvardır. Size her şeyi anlatabileceğini, hatalar ve yanlışlarda barındırsa onun arkasında duracağınızı hissettirin. Bir adımınız, on problemi çözebilir. Çıkmazın içerisinde olduğunu hisseden birini, hayata geri döndürebilir.
Evet, intihar bir çözüm değildir. Ama bunu söylemek değil hissettirmek gerekir. Bunun içinde yetişkinlerle gençler arasına iyi bir iletişim temeli eklenmelidir.

Belli ki Ölmek İçin 13 Sebep’te 3. sezon daha karmaşık olacak.
Dilerim amaçlandığı gibi dizi, daha fazla karmaşa değil, gençlerin psikolojik sorunlarında çözümler yaratır. Ve umarım adım adım intihara sürüklenen herkes, ölmek için değil yaşamak için daha fazla sebep bulabilir.

 

Yorum Yazın

Navigate
%d blogcu bunu beğendi: