Aralık 2017

7 Posts Back Home
Showing all posts made in the month of Aralık 2017.

2017’ye veda, 2018’e merhaba!

Gelenektir. İlham Perisinin Kanatlarından beri her sene yeni yıldan beklentilerimi isteklerimi sıralar, ne yaşadıysam, neyi hayatımdan çıkarmak için uğraştıysam yazar, veda ettiğim seneyi yine kelimelerle arkamda bırakırım. Bu sene yazacak o kadar çok şey var ki aslında, yeni yıldan istediklerim saymakla biter mi bilmiyorum ama eski yılda nelere veda ettiğim konusunda şüphesiz, bir liste çıkarabiliyorum. 2017, benim için dolu dolu geçti. Bana artık büyüdüğümü her anında hissettirdi. Hayatımla ilgili önemli kararlar almam gerekti, insanları daha çok tanımam, hissettiklerimi daha çok tanımlamam ve kendimle yüzleşip artık tamamen oturmaya başlayan düzenimi yönlendirmem için çok fazla imkan sundu hayat bana. Bir kere en büyük hayalimi gerçekleştirdim, kendime ait bir platform kurdum, daha fazlası için kendimi ifade etme fırsatı buldum. İkinci üniversiteyi kazandım, alanımda uzmanlaşmak için bir çok deneyim yarattım, yaşadım. Belki de fazla sorumluluk aldım, her anı dolu dolu yaşadığımı hissedemeyecek kadar yoğun bir tempoda koştum. Yıprandığım, düştüğüm çok fazla an var bu…

Sayid Gengeç’in Kaleminden

YAZMAK NEDİR ? Nedir yazmak ? İnsan neden yazar ? Yetmez mi söylemek ? Yetmez. Yazmak derdini anlatmaktır kağıtlara , yazdıkların söylemediklerindir , olur ya hani boğazına düğümlenir de söyleyemezsin derdini, yazarsın o zaman, sevdin mi bir kere yazmayı vazgeçemezsin yazmaktan bütün denizler mürekkep , bütün ağaçlarda kağıt olsa sana, doyamazsın. O kadar zevklidir ki yazmak, yazdıkça yazası gelir insanın doldurur sayfalarca.. Özlemdir yazmak, özlediklerine yazarsın özleyipte yanına gidemediklerine, bir mesaj kadar uzaktır özlediklerin mesafeler engel değildir yazmaya yeter ki sen, yazmak iste. Peki en son ne zaman bir kadına şiir yazdın ? En son ne zaman bir kadını ona şiir yazabilecek kadar çok sevdin ? En son ne zaman sevdiğin kadına şiir okudun ? En son ne zaman bir kadını şiir okuyabilecek kadar çok sevdin ? Sen yazmasan da , okumasan da  kadınlar şiirdir dostum . Gerçekten seven kişi sen değilsen eğer onu asla okuyamazsın , anlayamazsın . Kadın…

Merve Çoğaltay : Mavi ve Edebiyat

Merhaba sevgili okurlar, bu yazıda size bloğumuzu yani “Mavi ve Edebiyat”ı tanıtacağım, bloğumuza buradan ulaşabilirsiniz 🙂 Bloğumuz yaklaşık olarak 4 ay önce blog dünyasına adım attı, bu kısa sürede 40 yazı yayınlayarak belli bir okur kitlesine ulaştık. Adımızdan da anlayacağınız üzere daha çok edebi paylaşımlar yapmaya çalışıyoruz. Roman önerileri, kendi yazdığımız şiirler, tanınmış yazarların şiir incelemeleri, kendi yazdığımız hikayeler, deneme yazıları gibi birçok edebi türde paylaşımlar yaparak edebiyat severlerin buluşma noktası olmak istiyoruz. Yayınladığımız içeriklerin tamamı özgün olmakla birlikte sıkı ve detaylıca bir araştırma sürecinden geçerek sizlere ulaşmaktadır. Okurlarımızın en güzel ve en güncel içeriklere ulaşması için çalışıyoruz ve çalışmaya da devam edeceğiz. Bloğu iki kişi yönetiyoruz, birimiz edebiyat yüksek lisans diğerimiz ise İşletme bölümü son sınıf öğrencisidir. Birimiz şiir, hikaye yazmayı, roman okumayı diğerimiz ise fotoğraf çekmeyi, resim çizmeyi seviyoruz. İkimizin ortak noktası ise maviye olan sevdamız ve edebiyata olan yakınlığımızdır. Bu nedenle “Mavi ve Edebiyat” ismini bloğumuza uygun…

Kibirli Kirpi : Aşk emek ister, tıpkı SEO gibi…

Aşk, emek ister. İlgi ister. Sabır ister. Saygı ister. Varsa imkan ister, tıpkı SEO gibi. İlgi gösterdiğini karşındakine hissettireceksin önce. Emek vereceksin yılmadan, sabırla. Atalarımızı dinleyecek, “Sabrın sonu selamettir” diyeceksin, bıkmadan usanmadan. “Hemen beni sevsin, birbirimizi sevelim mutlu olalım” demeyeceksin, bekleyeceksin tam doğru zamanı. Hangi güzel şey, hemen olmuş ki, “Güzel şeyler zaman alır” diye boşuna dememişler. İlgi ve sabır konusunda tamamsak, en önemli şeylerden biri saygı. İş olsun, aşk olsun ya da SEO olsun. Saygının olduğu her yerde başarı gelir. Ama bugün, ama yarın. Bu yüzden saygısızlık kelimesi bile geçmemeli. Gelelim imkan meselelerine. Herkes maddi imkanı doğrultusunda bir şeylerin ucundan tutuyor. 2016 dünyasında gerçekten belirleyici bir kelime olduğunu düşünüyorum: imkan. Aşk mı para mı? klişelerine girmeyeceğim ama imkan olmadan da bir nokta sıkıştığımız olabiliyor. Hayat bu sonuçta. Burası çok kritik, yazmayayım dedim ama yazıyorum. Para aşkı da SEO’yu da etkiler. (Buyrun tartışalım) Aşk var, sabır var, saygı ve imkan da var,…

Bazı Şeyler : Bir Çare Olarak Müzik

Merhaba arkadaşlar ben başka bloglarda da içerik üreten genç blogger. Genç dediğime bakmayın bu hayat bana fazladan 75 yıl daha yaşattı. Böyle zekiliklerim vardır. Bugün Ece Hanım’ın bloguna konuğuz. Hanımefendinin blogunda muazzam şeyler olup olmadığını bireysel olarak değerlendiremem. Çünkü herhangi birinin, herhangi bir şeye yaptığı en ufak katkı bile o detayı o kişi için muazzama sabitler. Hal böyle olunca benim kapasite böyle şeyleri sorgulamak için fazla duygusal kalıyor. Neyse ben size bu yazımda her zaman olduğu gibi hayatın bohemliğinden, yaşama arzumun gitgide azalmasından veya sonsuz bir üzüntünün içinde her gün eksildiğimden bahsetmeyeceğim. Hayır bugün bambaşka bir konseptimiz var; müzik… Yıllar evvel MTV Türkiye’de yabancı rap şarkıları arka arkaya dönerken ben de müzikle tanışmıştım. İlk kendi irademle dinlediğim şarkının bir Kanye West şarkısı olduğunu hiç unutmam. Hatta o dönemlerde MSN diye bir şey vardı ya hani, o platformdan benden şarkı önermemi isteyen insanlara değişik tarzda amerikan şarkıları atıyordum. Onlar da “ıyy…

Reza Zarrab : Tanık mı, sanık mı?

Ne oldu şimdi? Rüşvet, kara para aklama, tutuklanma, serbest bırakılma, yolsuzluk iddialarının yalanlanması, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın yardımları, Zafer Çağlayan ve Süleyman Aslan’dan tutunda devlette kim var kim yoksa tüm hükümete rüşvet itirafları. Oturup izleyelim hadi, sokağa çıkıp sorsak bu adam çoğu kişinin hafızasında ‘Ebru Gündeş’in kocası’ olmaktan ileri bir sıfatla canlanmıyor. Yolsuzlukla sallanan itibarı, bugün kendisini sanık olarak tanımlayan Türkiye’ye rağmen tanık olarak nitelendiren ABD’nin bu olayların içindeki varlığı.. Saatlerce dinleseniz ne dönen paraların miktarına ne de milletvekili diye meclise soktuğumuz insanların kendi kasalarını doldurmak için yaptığı ahlaksızlara akıl sır erdiremezsiniz. Çok değil 15 sene kadar önceye gidelim hadi. Bir parti, iktidara yükseldi. Hep aynı anlatılar, hep aynı açıklamalarla ‘din’ üzerinden yapılan propagandalarla ‘baş örtülü kardeşlerim’ sloganlarıyla iktidar partinin sahip olabileceği tüm güçleri avucunun içine aldı, bu daha başlangıçtı. Şimdilerde gündemden düşürmediğimiz FETÖ ‘den konuşalım biraz. Bir zamanların ana para kaynağı, iktidara ortakken çıkarlar ters düşünce…

Sosyal Medya Psikolojisi: Banu Berberoğlu

Son zamanlarda sıkça sosyal medyada ‘Banu Berberoğlu’ videolarına denk gelmişsinizdir. Çektiği vlog videolar ile birlikte, bir yıldır faaliyet gösteren bir youtuber. Aslında buraya kadar her şey o kadar normal ki, Trabzon’dan bir kız çıkıyor ve video çekip kanalına yükleyerek kendini mutlu hissediyor. Ancak gelin görün ki, twitterda videoların keşfedilip alıntılanması ile birlikte gelen yorumlar o kadar acımasız ki bu kin, bu nefret neden diye soruyorsunuz kendi kendinize. Kendi halinde video çekerek kanalında paylaşan bir kıza, sevgilisiyle birlikte çektiği videolar aracılığıyla o kadar çok yüklendiler ki, eleştiriler, dalga geçmeler bir anda o kadar çok yayıldı ki oturup bu nefretin ortaya çıkış sebeplerine dair görüşlerimi paylaşmak istedim. Youtube, profesyonelliğin ve içerik üretiminin o kadar yoğun yenilendiği bir platform ki, maalesef ‘düşünce özgürlüğü’ kavramının insanlara hakaret etmemize de müsade ettiğine inanarak hareket etmeye başladık. Olay çok basit, Banu Berberoğlu kendi dünyasını anlattığı videolarıyla bu platformda var olmaya devam ederken bir anda ‘trol’ konusunda…

Navigate