Kibirli Kirpi : Aşk emek ister, tıpkı SEO gibi…

Aşk, emek ister. İlgi ister. Sabır ister. Saygı ister. Varsa imkan ister, tıpkı SEO gibi. İlgi gösterdiğini karşındakine hissettireceksin önce. Emek vereceksin yılmadan, sabırla. Atalarımızı dinleyecek, “Sabrın sonu selamettir” diyeceksin, bıkmadan usanmadan. “Hemen beni sevsin, birbirimizi sevelim mutlu olalım” demeyeceksin, bekleyeceksin tam doğru zamanı. Hangi güzel şey, hemen olmuş ki, “Güzel şeyler zaman alır” diye boşuna dememişler. İlgi ve sabır konusunda tamamsak, en önemli şeylerden biri saygı. İş olsun, aşk olsun ya da SEO olsun. Saygının olduğu her yerde başarı gelir. Ama bugün, ama yarın. Bu yüzden saygısızlık kelimesi bile geçmemeli.

Gelelim imkan meselelerine. Herkes maddi imkanı doğrultusunda bir şeylerin ucundan tutuyor. 2016 dünyasında gerçekten belirleyici bir kelime olduğunu düşünüyorum: imkan. Aşk mı para mı? klişelerine girmeyeceğim ama imkan olmadan da bir nokta sıkıştığımız olabiliyor. Hayat bu sonuçta. Burası çok kritik, yazmayayım dedim ama yazıyorum. Para aşkı da SEO’yu da etkiler. (Buyrun tartışalım)

Aşk var, sabır var, saygı ve imkan da var, daha ne olsun. Geriye yaşamak kalıyor, hakkıyla.

Aşk varsa su akar yolunu bulur
SEO’yu ben bir bakıma aşka çok benzetiyorum. Aşık olunan bu kez bir canlı değil. Google’ın kendisi. Google arama motorunda üst sıralarda yer almak için büyük bir rekabet var. İstek var, arzu var. Aşk da böyle başlıyor. İstek ve arzu işin içine giriyor ve her şey doğru giderse su akıp yolunu buluyor. Bazen ilişkilerde hatalar yapıyorsunuz ama sonunda doğru yolu buluyorsunuz. Farkında değilsiniz projenizin SEO anlamında bazı hataları var, Google bunları görmezden gelip, size ufak sinyaller gönderebiliyor. Bu da biraz da şey gibi: Seviyorum abi, katlanıyorum ne yapayım.

Her şeyin bir zamanı var
Karşı tarafa hemen açılırsanız, her şey hızlı gelişirse genelde yanlış anlaşılmalardan doğan sıkıntılar oluyor. İyi niyet, anlaşılmadan kötü düşünülebiliyor. Google için de böyle. İstek ve arzuyu gösterirken agresif link yapılanması yaptığınızda hemen işler sarpa sarıyor. Bunu dengeli bir şekilde ayarlamak gerek. Karşındaki kişiye kişiliğini tanıtırken nasıl bir “tutarlılık” amaçsa, link yapılanması da o doğrultuda gitmeli. İlk günden “ben sana çok aşığım” demek biraz sahte değil mi? Google için de böyle, ilk günden onlarca, yüzlerce sitenin sizi doğal olmadan “anahtar kelimenizde” referans göstermesi hiç inandırıcı değil. Ama yavaş yavaş zamanla link yapısı oluşursa, karşı taraf da bir süre sonra sizin niyetinizi anlıyor. Bu niyeti gösterirken, her şeyin olumlu tarafı ön plana çıkıyor. Ama sahte olmadan. Bu da projedeki içeriğin ta kendisi oluyor. İçeriği tanıtırken, “Ben sürekli seninle olabilirim” mesajı vermek, inanın aşk da değil “Google arama algoritmasında” bile işe fazlasıyla yarıyor. Tabii bunu yaparken gerçeklerden konuşmak şart! Suni bir sevgi gösterisi er ya da geç ortaya çıkar. Ne demişler, “Güneş balçıkla sıvanmaz”

Oturmuş ilişki de site de SEO istemez
Google bile SEO ile ilgili şunu diyor: Bir SEO’ya ihtiyacınız var mı? Sevmek, sevilmek gibi “ihtiyaç” meselesi bunlar. Yıllardır süre gelen oturmuş bir ilişkiyi de heyecanlandırmaya çalışmak ters teper. Karşı taraf şunu düşünüyor, %90 ihtimalle. “Acaba beni aldatıyor da bu hareketler, bu jestler geliyor?” Maalesef erkek milletinin yıllardan beri süregelen değişmeyen algısı bu şekilde. Projeniz de hedeflediğiniz noktaya ulaşmış ise, “daha fazla ziyaretçi” uğruna ana konudan uzaklaşıp, farklı yayın politikalarına girmenin pek de açıklanası bir durumu yok.

Papatya (Linkleri) aldım şimdi ne olacak?
Diyeceğim o ki, hemen açılmayın. Önce bir tartın, yavaş yavaş hediyelerle besleyin. (Pardon linklerle) Gidip de kıza tesbih almayın, papatya alın. Tesbih sizinle ilgili bir link değil, papatya ise denenmiş bir düzen ve her koşulda iş görür. Alakalı sitelerden bir şeyler çıkarın yani, konudan sapmayın. Siteyi hediyeler ile beslerken, içeriği de unutmayın. Ben papatyayı karşımdaki bayana verdim ama sonrasında bir şey olmadı. Olmaz tabi, yeterince ilgilenmemişsin ki olsun. Bir adım at da devamı çorap söküğü gibi gelsin. Sonra işler oturunca yavaş yavaş gelişir olaylar kendiliğinden.

Kıssadan hisse, yoğurt yemenin bile bir şekli var. Anlamsız triplere girip hemen vazgeçmeyin, sabredin, deneyin-yanılın, umutsuzluğa kapılın ama bırakmayın. Bu aşk işleri o kadar kolay olsaydı ooooo diyorum. Herkes mutlu mesut SEO’cu olurdu. (Pardon aşık)

Kulaktan dolma hikayelere de inanmayın. Yaşayın görün, en güzel şey yaşamak.

Tüm bunları yaptınız ve yine de sonuç alamadınız mı? O zaman bu şarkı Yıldız Tilbe’den size gelsin.

Bilgilendirme: Hasbelkader, aşk mevzuları için bu sayfaya girdiyseniz, kendi yolunuzu çizin. Bakmayın siz bana, herkesin tarzı başka. Taklit değil, aşkın (SEO’nun) aslını yaşayın. Tecrübe etmeden bilemezsiniz, umarım benim anlattığım basit detaylar ile yetinmez, aşkınızı imrenilesi yaşarsınız. Sevgilerle.

orum yapılmış

  1. Kahraman Özkul Reply

    ilginç bir seo anlatım yazısı olmuş okurken ne kadar eğlendim 😀

Yorum Yazın

Navigate
%d blogcu bunu beğendi: