Kasım 2017

5 Posts Back Home
Showing all posts made in the month of Kasım 2017.

Babam’ın Kaleminden

Kızıma! Memleketin Bütün Gençlerine! Bir aile düşünün, ancak hissedin. Bir baba düşünün ben tarif edeyim. Baba bir kalenin dış surları gibidir. Aileye dışarıdan gelecek her türlü kötülüğe ve fenalığa göğsünü siper eder. İşte o yüzden evin direği babadır! Anneyi düşünün kılı kırk yarıp kale içinde yemektir, temizliktir, giyim kuşam vs. ‘anne’ bilir. Size gelince memleketin evlatları.. Siz evlatsınız ailenin olmazsa olmazlarısınız! Evlatlarım hayat mücadelesinde sizleri üzecek olaylar veya içinden çıkamayacağınız durumlar ile karşılaşacaksınız. Önce sabredin. Çünkü başınıza gelen her türlü iyilik veya kötülük ilahi adalettendir. Şöyle düşünün ki bir imtihandayız… Hayatımızda çok kötü günlerimiz olacak. Eee hayat mücadelesi. İyi günlerimizde olacak hepsine şükredin! İş alemidir, sınavdır stres içinde olacaksınız kendinizi resetleyin en iyi günler diye umut edip devam edin. Kızım… Ben sana dünyaları veremedim. Köşklerde, konaklarda yaşatamadım. Ama ben sana varlıkta yoklukta yaşamayı, insanları sevmeyi, herkese iyi davranmayı, memleketime hayırlı bir evlat olmayı, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda yürümeyi öğrettim.…

Simge Akdağ’ın Kaleminden

Hayata açılan penceremden uzaklaşırken,aklıma açılan son kapıdan geçiriyorum seni. En derin sevgilerimi ağırladığım,kapısını geleceğimle mühürlediğim en güzel anılarım arasında, hatırlanınca yüz güldüren temiz bir mazisin şimdi. Bir kaç gün önce nasıl gülücükler karşılardı seni, yarın hatırladığımda aynı gülücükler eşlik edicek hatırana. Umarım sana anımsamaya değer tek bir an hediye edebilmişimdir. Zira bende epey fazla hediyen var. Hediye demişken, hayat en güzel hediyedir ya insana hayalini kurduğu hediyeyi alan bir çocuktum seninle.Nereden bilebilirdim ki hayalini kuramayacağım hediyeler alacağımı. Nereden bilebilirdim ki sonu olmayan bir güzelliğe kavuşacağımı. Sen gittin ya tüm gidişlerin içinden en kalınası olan bu olsa gerek. Gidişinle hayatıma kocaman bir iz bırakıpta gittin. Kalabildiğin bir insanın en içten dilekleriyle gittin. Kalabildiğim bir yüreğin sıcaklığını yanına alarak gittim. Sen giderken beni de benden alıp gittin.ben seni en derinden en güzel şekilde sevdim halada kalbimin en güzel yerinde en özel insansın ve ben seni hala seviyorum sevdiğini söylemek yürek ister derler ben yürekten her…

Dünya Çocuk Hakları Günü’nde Sayılarla ‘Türkiye’de Çocuk İstismarı’

Bugün 20 Kasım, günlerden Pazartesi. Tarihe ‘Dünya Çocuk Hakları Günü’ olarak kaydettiğimiz ama maalesef ne anlama geldiğini bile hatırlamadığımız önemli günlerden biri. ‘Ayla’ filmini izleyenleriniz olmuştur. Ben filmi iki kez izleme şansına sahip oldum. Tüm koltuklar dolu, herkes salya sümük ağlıyor. Film müziğinin yansıyan sessizliğinde burun çeken insanlarla dolu bir salon. Doğru, film çok etkileyici. İnsanda derin izler bırakıyor. Ama oturup düşününce, dışarda daha büyük izlerle hayatta kalma mücadelesi veren binlerce çocuk varken, bir filme ağlayıp gözyaşı dökmemiz ne kadar samimi, bilemiyorum. Çocuklar masumiyetin simgesi, bu ülkenin kapısı savaştan kaçan onlarca çocuğa açıldığından beri hangimiz sokakta gördüğümüz çocukların masum olduklarına inanıyoruz ki? Koskoca insanlar, rahatsız oluyoruz onlardan. Çünkü savaş, yaşam koşulları ve beraberinde getirdiği psikolojik rahatsızlıklar onların masumiyetini hayata karşı ayakta durma zorunluluğuna dönüştürmüş. Herkes farklı büyüyor, her çocuk farklı yetişiyor. Maalesef eşitlik çocuklar için küçücük bedenlerinde kavrayamayacakları kadar zor bir kavram. Bir başkasının elindeki oyuncağa bakmak, onu istemek, arzulamak…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e

Ben bir adam sevdim. Ömrüm boyunca görebileceğim, yüreğime yar edebileceğim tüm adamlardan daha başka bir aşkla, bambaşka bir tutkuyla. Hiç görmeden, mesela sabah uyandığında güne nasıl başladığını bilemeden, en sevdiği kitabı okurken yüz ifadelerine anlam yükleyemeden, sinirlenince ne tepki verdiğini hiç bilemeden, yüreğimin en derininde, bambaşka bir sevgiyle, varlığını, fikirlerini, cesaretini ve bu dünyaya kattıklarını sevdim. Anılarımda siluetini hiç görmedim ama kendimden bile fazla onun yüzünü ezbere bilirim. Onu anlamayı, onunla yaşamayı ve fikirlerini daima yaşatmayı her zaman borç bildim. Bu 10 Kasım’da ona bir mektup göndermek istedim. Hiç okuyamayacak ama, biz ona kocaman teşekkürler sıralıyoruz her satırda. Belki duyar umuduyla… Paşam, Çok özledik. Öyle sözde özlemek değil ama, yüreğimiz boğulurcasına, içimizde ateşler yanarcasına özledik. Mavi önlük, bembeyaz çoraplar, ilk harçlıklar, ilk kalem tutuşlar.. Hep senin adını, senin yaptıklarını yazdırdılar. Kızgın mısın bize diye merak etmiyor değilim, önümüzü aydınlattığın, bize ‘Ey Türk Gençliği!’ diye bağırdığın yüreğimizi titreten hitabede ne dediysen, ne yol gösterdiysen…

Hayallerde Kıyametler

Herkes hayatında yeni başlangıçlara yer vermek ister. Cesaret edip yeni bir yola çıkmak, geride bırakılanlara bakıp pişman olma korkusuyla o kadar bütünleşir ki kararlarımızdan emin olmak zaman ister, bolca zaman. ‘Bir hayal uğruna geldiğim bu şehirde hayat o kadar güzel kapılar açtı ki bana, kendimi önce kendime kanıtlamak için çok fırsatım oldu. Bana eşlik ettiğiniz bu yolculuk şimdi hayallerimin ötesine taşınıyor’ demiştim Veda Mektubu ‘nda. Yaşadığım duygunun yoğunluğunu size anlatmaya kalemimden çıkan cümleler yetmez. O kadar sabırla bekledim ki, o kadar merak edip o kadar içten istedim ki şimdi burada yazıyor olmak, bedenime yansıyacak kadar yoğun duygularla boğuşmak, anlamlı hissettiriyor. Hayal etmek insana çok şey katıyormuş, çıktığım bu yolculukta anladım. Hayaller hırslandırıyor yüreğini, ruhunu ayaklandırıyor, devam etmek için sana sebepler sunuyor. Hep daha iyisine koşuyorsun, hep daha yenisi için cesaretleniyorsun. Bu yolculuğumun başlangıç yazısı, yaşadığım sürecin video ‘da anlatamadığım, ifade edemediğim diğer yarısı. Çocuksun ya hani, dünya senin etrafında dönüyor,…

Navigate