Lisans Tezi | Sosyal Medya ve Kimlik

Yazar Notu:

Üzerinden geçen bir senenin ardından, lisans eğitimimin en büyük emeğini sarf ettiğim tezimi arşivimde yitip gitmesindense, konu üzerine araştırma yapan kişilere kaynak olabilmesi için yayınlamaya karar verdim. Üsküdar Üniversitesi’nde aldığım Yeni Medya ve Gazetecilik eğitimimin son senesinde tezim için severek yazacağım ve araştıracağım bir konu seçebilmek için oldukça yoğun bir zaman harcamıştım. Danışman hocamın, bölüm başkanımın ve fakülte araştırma görevlerinin yönlendirmeleriyle Sosyal Medya ve Kullanıcı Kimliği konusunda yoğunlaştım. Bugün üzerinden geçen zamana rağmen hala dönüp tezimden yardım alıyor oluşum, eğitimime ve mesleğime en uygun konuyu incelediğimi bana kanıtlar nitelikte. Her yönüyle ve her kelimesiyle hala gurur duyduğum bu çalışmanın, henüz yolun başındaki İletişim Fakültesi öğrencilerine referans olabileceğine inanıyorum. Aşağıda gördüğünüz kısım tezimin araştırma ve sonuç bölümleri kapsıyor. Dilerim aradığınız bakış açısını bu çalışma içerisinde bulabilirsiniz. 

**  Tezin içerisinde yer alan İçindekiler, Tablolar, Kısaltmalar Dizini, Şekiller Listesi, Kaynakça, Anket Grafikleri ve görseller blog yayınında kullanılmamıştır.

Sosyal Medya ve Kimlik: Sanal Kimlikler ve Sosyal Platformlarda Beğenilme Arzusu

ÖZET

Çalışmada sosyal medyada oluşturulan sanal kimlikler ve sosyal profillerin bireysel psikoloji üzerinde oluşturduğu ‘beğenilme arzusu’ duygusu incelenmiştir. Sosyal medya, insanların kendilerini olduklarından farklı şekilde göstermeye çalıştıkları bir platform olmuş ve sanal kimlikler insan psikolojisi üzerinde etkiler göstermeye başlamıştır. Bu tezin amacı, sanal kimliklerin ortaya çıkış amaçlarını ve sosyal platformlardaki beğenilme arzusunun insan psikolojisi üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini araştırmaktır. Sosyal medya günlük yaşamımız içerisinde önemli bir paya sahip. Bilgi çağı teknolojisi ile birlikte kişilerarası iletişim ve insan psikolojisi üzerinde etkiler göstermeye başlamış, bireysel ve toplumsal yaşam sosyal medyada belirlenen çeşitli çerçeveler sınırında şekillenmiştir. 

Bu tezde insanları kendi yaşamlarını belli sosyal platformlarda pazarlamaya yönelten ve sanal kimliklerin ardında toplum tarafından onaylanma ve beğenilme arzusu oluşturan psikolojik etkenler incelenecektir. İçinde bulunduğumuz çağın, bireysel yaşantımıza yansıyan ve kimliğimizde değişimlere sebep olan çerçevenin olumlu ve olumsuz yanları tez sonucunda görülecek ve sosyal medyanın nabzı istatistiksel veriler ile gözler önüne serilecektir. Tez, Blumler, Haas ve Katz’ın ‘Kullanımlar ve Doyumlar Kuramı’ ve ‘sosyal medya’ kavramı çerçevesinde incelenecektir. Sosyal medya kavramı Kullanımlar ve Doyumlar Kuramının beşli kategori sistemi üzerinde incelenerek, sanal kimlik oluşumunun hangi kategorilere dayandığı ve temel ihtiyaçlardan hangisi sonucunda ortaya atıldığı araştırılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Sanal Kimlik, Kullanımlar ve Doyumlar Kuramı, Beğenilme Arzusu

ÖNSÖZ

      Çalışmanın konusunu Bilgi Çağı ile birlikte hayatımıza giren sosyal medya kavramı ve bu kavram çerçevesinde kullanıcıların platformlarda yarattıkları sanal kimliklerle, toplum tarafından  kabul görme ve beğenilme arzularının ortaya çıkış nedenleri oluşturmaktadır. Bu tezde ‘Birey sosyal medyada neden sanal kimlik yaratma ihtiyacı hisseder?’, ‘Beğenilme arzusunun ortaya çıkış sebepleri nelerdir?’, ‘Sosyal medya bireyin psikolojisine nasıl etki eder?’ ve ‘Bireysel olarak sosyal medya kullanım oranlarının günlük yaşama yansıması nelerdir?’ sorularına cevap aranacaktır. 

      Tez ‘Sosyal medya bireylerin olduklarından farklı görünmeye çalıştıkları ve sanal kimlikler aracılığıyla toplum tarafından beğenilme/onaylanma arzusunu giderdikleri bir platformdur.’ ve ‘Sosyal medya günlük yaşam ve birey psikolojisi üzerinde değişimlere neden olmuş, bu değişimler sonucunda bireyler popüler kültürün getirdiği yeniliklere uyum sağlama zorunluluğuna maruz kalmıştır.’ varsayımlarını Kullanımlar ve Doyumlar kuramı çerçevesinde inceleyerek sonuç oluşturacaktır. Tezin sonucu araştırma yöntemlerinden anket ile desteklenerek, hedef kitle yanıtlarına göre şekillenecektir. 

      Sanal kimliklerin hayatımıza girişi ve bu kimliklerin ortaya çıkış nedenlerinin incelenmesi, bireylerin dijital ortamlarda yarattıkları yeni benlikleri psikolojilerindeki değişimlerle birlikte aktarılacak, beğenilme arzusunun Kullanımlar ve Doyumlar kuramındaki beşli kategori sisteminden hangi temel ihtiyaç ya da ihtiyaçlar sonucunda ortaya çıktığı yorumlanacaktır.

      Bu çalışmama bilgi ve tecrübeleriyle değerli katkılarda bulunan ve yol gösteren kıymetli danışman hocam sayın Dr. Öğr. Üyesi Gül Esra Atalay’a, desteklerini esirgemeyen Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’a ve bu uzun lisans eğitimim süresince bilgileriyle yol gösteren İletişim Fakültesi hocalarıma sonsuz teşekkürler…

GİRİŞ

Web 2.0 teknolojisinin hayatımıza girmesiyle birlikte Geleneksel Medya Dönemi kapanmış internet kullanıcıları aynı zamanda içerik üreticisi olmaya başlamıştır. İnteraktifliğe ve iletişime dayalı, bilginin hızlı ve özgürce paylaşımını mümkün kılan yeni web konsepti Web 2.0  ile internet kullanıcıları büyük medya şirketlerinden bağımsız olarak kendi içeriklerini üreterek, istedikleri platformlarda yayınlamış ve istedikleri kişilerle paylaşmıştır. Böylece kalan sayılı miktarda geleneksel medya aracının yanı sıra neredeyse sonsuz sayıda bireysel yayıncı tarafından paylaşılan içeriklerden istediklerimizi seçme özgürlüğü ortaya çıkmıştır. 

Teknolojik gelişmelerle birlikte ortaya çıkan yeni medya, bağımsız ve farklı görüşlerin paylaşılmasını sağlayarak nispeten tarafsız bir iletişim ortamı oluşturmuş, bireylere her an her yerde olanı öğrenme, bilme ve takip etme olanağı sunmuştur. İnsanlar arasında ve insanlarla internet arasında yeni iletişim ağları ören bu yeni medya beraberinde sosyal platformları hayatımıza sokmuştur. Bu sosyal platformlar Web 2.0 konseptinin temel yapı taşlarından biri olarak kabul edilebilir. 

Yeni medya ile birlikte hayatımıza giren sosyal paylaşım platformları kullanıcıların resim,video,internet adresi gibi çeşitli özel veya genel bilgilerini paylaştığı iletişim odaklı platformlardır. Bireyler internette sosyal gruplara ve sanal topluluklara dahil olmakta ve dahil oldukları bu gruplarla sanal bir iletişim kurmaktadır. Başka bir deyişle sosyal medya, her bireyin diğer birey gruplarını kolaylıkla etkilemesini olanaklı kılan yüksek derecede ölçeklenebilir ve erişilebilir iletişim teknolojileri ya da teknikleridir. 

Toplumsal bir varlık olarak insanlar hayatlarını tek başına sürdürmek istemez ve bireyler yalnız kalma korkusunun ardında sosyalleşir. Toplumsallaşma süreci içerisinde insanlar arası iletişimin temeli bu etmendir. Sosyalleşme hayat boyu devam eden bir süreçtir. Bu süreç bireyin doğumundan itibaren başlar ve bireyler sosyalleşme içerisinde kurdukları iletişimlerle bir araya gelerek ‘toplum’ yapısını oluşturur. 

Bireysel ve toplumsal yaşama farklı alışkanlıklar kazandırarak değişimler oluşturan yeni medya, insanların sosyalleşme sürecine hitap ederek alışılmış toplumsal yapıyı değiştiren bir kültürü benimsetmeye başlamıştır. İnternet altyapısına dayanan bu yeni kültür, bireylere özgür, farklı ve daima yeni kalan bir sanal ortam yaratmış, iletişim kavramını sanal faaliyetlerle bu yeni oluşumun kaynağı yapmıştır. 

Blumber, Haas ve Katz’ın 1973 yılında yazdıkları bir makale ile şekillenen ve bu çalışmanın kuramsal temelini oluşturan Kullanımlar ve Doyumlar Teorisi genel hatlarıyla ‘Medya bireye ne yapar?’ sorusu etrafında şekillenen diğer teorilerden farklı olarak ‘Birey medyaya ne yapar?’ sorusuna odaklanmıştır. Bu teori bireylerin medyadaki içerikleri hangi ihtiyaçlar doğrultusunda kullandığı üzerine yoğunlaşmış ve bu kullanımlar sonucunda bireyde oluşan doyumu çeşitli hipotezlerle yorumlamıştır. Bireyin bunu bilinçli ya da bilinçsiz olarak gerçekleştirdiğine yönelik yaklaşımlar incelenmiş ve bireylerin medyayı belirli ihtiyaçlar doğrultusunda kullanımı beşli bir kategori sistemi ile açıklanmıştır. 

Aktif izleyici kavramını ele alan Kullanımlar ve Doyumlar Kuramı yeni medyanın bireyler üzerinde yarattığı etkileri listelemek için saha araştırmaları ile bir çok kez kullanılmış psikolojik etki kuramları arasında listelenen bir yaklaşımdır. İnsanların sosyalleşme ihtiyaçlarının farkında oldukları bir sistem yaratan yeni medya bireylerin ihtiyaçlarını giderebildikleri bir sanal ortam hazırlamıştır. Bireyler bu sanal platformlardan kendilerine en iyi doyumu sağlayacak olanı özgürce seçerek sosyalleşme ihtiyaçlarını gidermek amacıyla yeni, aktif ve bireye kendini daha değerli ve önemli hissettiren bir kültür benimsemiştir.

Kitle iletişim araçlarının tek yönlü iletişimi, karşılıklı etkileşim sağlayan yeni medyayla birlikte değişiklik göstermiş ve bu sanal ortamlar bireylerin günlük yaşamlarının büyük bir bölümünü ele geçirmiştir. Sosyal Medya bireylere kendi içerisinde çeşitli topluluklar oluşturma fırsatı tanıyarak hedef kitlenin beklentilerini karşılama amacıyla zaman içerisinde güncellenen sanal bir toplum yaratmıştır. Bireyler bu sanal toplumun içerisinde kendilerine sanal kimlikler edinerek varlık göstermiş, zamanla benliklerini bu platformlar aracılığıyla diğer bireylere beğendirme arzusuyla hareket etmeye başlamıştır. Günümüzde bu platformlar oluşturulan profillerle insanların özel hayatını topluma sergilemesini ve diğer bireylerin onları fark etmesini sağladıkları yeni bir mecraya dönüşmüştür. 

İnsanların sosyalleşme içgüdüsüne hizmet ederek toplum tarafından beğenilme ve onaylanma arzusuyla oluşturulan profillerde sergilenen sanal kimlikler bireylerin yaşantılarının vazgeçilmez bir parçası olmuştur. 

Bu çalışma belirtilen kuram ve yaklaşım doğrultusunda sosyal medyanın kullanıcıların psikolojilerini, sanal kimlik oluşumuna sebep olan faktörleri ve beğenilme arzusunun insanların bu sanal dünyadaki iletişim biçimlerine etki eden sebeplerini anket yöntemiyle araştırmayı amaçlamaktadır.

BİRİNCİ BÖLÜM

İNTERNET, SOSYAL MEDYA VE BİREY

     Bireyler tarih boyunca birbirleriyle iletişim kurma ve sosyalleşme ihtiyacı hissetmiştir. Bu ihtiyaç bireylerin bir arada kalmasını ve beraber yaşamasını sağlamış medeniyetlerin ve  toplumların oluşmasını sağlamıştır. Bireylerin deneyim, düşünce ve eylemlerini paylaşma anılarını anlatma ve diğer bireylere kendilerini ifade etme, sosyalleşme, iletişim kurma ihtiyaçları teknolojinin ve teknolojik gelişmelerin hedef kitleye olan hizmetlerinin temel amaçlarını oluşturmuştur. İnternet ve sosyal medya bu temel ihtiyaçlar doğrultusunda ortaya çıkmış, bireylerin iletişim ve sosyalleşme eğilimlerine hizmet ederek varlığını sürdürmüştür. Kişisel bilgi ve deneyimlerin paylaşılması üzerine ortaya çıkan internet ve sosyal medya geleneksel medyanın ardından farklı bir kültür oluşturmuş, toplum yapısı, birey yaşantısı ve bilgi paylaşımı düzeninde yeni bir Bilgi Çağı’nın başlamasına ön ayak olmuştur. 

     Çalışmanın bu bölümünde internetin ortaya çıkışı, sosyal medya kavramının tanımı, tarihsel gelişimi ve bireyin dolayısıyla da toplumun psikolojisi ve yaşantısı üzerindeki etkileri araştırılacak sosyal medya iletişimine bağlı kavramların betimlemesi yapılacaktır.

1.1. İNTERNET 

İlk fikirleri 1960’lı yılların başında ortaya atılan internetin temeli ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı DARPA’ya dayanır. 1969 yılında sadece dört ayrı üniversitede ana bilgisayarları birbirine bağlayan proje ARPANET hayata geçirildi. İnternet tarihi 1991 yılında günümüzde de kullandığımız www protokolünün İsviçre CERN Enstitüsü’nde bulunmasına kadar daha çok teknik gelişmelere odaklandı. 1993 yılından itibaren ortaya çıkan grafiğe dayalı tarayıcılar hızla penetrasyonunu arttırmaya başladı. 1995 yılında servis sağlayıcıları adı altında çok sayıda ticari oyuncu pazara katıldı ve hayatımızda büyük yer edinecek internet çağı başladı. 

1995 yılından itibaren özellikle ABD’de internet kullanımının artış göstermeye başlaması hayatımıza giren bu yeni teknolojinin çok sayıda yatırımcının dikkatini çekmesini sağladı. Yeni teknolojiye dayalı çok sayıda iş modelinin hayata geçirilmesi sonucunda dotcom adı verilen internet girişimleri yatırımcıların ilgi odağı oldu ve iş dünyasında yeni bir pazar doğdu. İnternete dayalı iş modellerinin potansiyeli birçok yatırımcı firma tarafından fark edilince teknoloji uzmanı yeni girişimciler birçok başarılı girişim projesini hayata geçirdiler. AOL, About.com, Altavista gibi örneklerin bulunduğu şirketlerin dikkat çeken girişimleri sayesinde internet yeni bir ekonomi olarak anıldı ve kodlar oluşturan genç girişimcilerin başarı hikayeleri ekonomi dergilerinin kapaklarını süslemeye başladı. 2000 yılına gelindiğinde dotcom şirketlerinin hisseleri tavan yapmış ve yatırımcıların yeni gözdesi internet girişimleri ekonomi dünyasını derinden sarsmıştı.

İlerleyen süreçte teknoloji uzmanları bu pazarın içerisinde yer alabilmek için ciddi yatırımlar yapmaya başladı. Ancak işletme konusundaki yetersizlikler, alınan yanlış kararlar ve operasyonel gelirlerin beklentilerin altında kalması sonucunda bu yeni ekonomi sistemi iflas etti. Mart 2000’den Ekim 2002’ye kadar dotcom patlaması adı verilen krizde yalnızca Yahoo!, Amazon, ebay gibi finansal olarak daha güçlü şirketler ayakta kalırken yatırımcıların internet pazarına olan ilgisi büyük ölçüde ortadan kalktı.

Dotcom balonunun patlamasını takip eden süreçte internet ekonomisi yok olmak yerine beklenilenin aksine yeni konseptler ve teknolojiler ile küllerinden yeniden doğdu. Gelişen internet teknolojileri kullanıcıları yalnızca okumak ve alışveriş yapmak üzerine olan sanal eylemlerin dışına çıkardı ve teknik bilgi gerekmeden içerik oluşturmaları ve bu içerikleri paylaşmalarını mümkün kıldı. İnteraktifliğe dayalı bu yeni iletişim sistemi bilginin hızlı ve özgürce paylaşımını sağlayan yeni bir sanal ortam yarattı. Dikkat çeken bu yeni web konsepti ‘Web 2.0’ adını 2004 yılında O’Reilly Media’nın kurucusu Tim O’Reilly’den aldı. 

Wikiler, bloglar, sosyal paylaşım siteleri ve sosyal ağlarıyla paylaşımı ve iletişimi kolay bir o kadar da hızlı hale getiren Web 2.0 teknolojisi, interneti sadece tasarımsal ve teknik olarak değil özgürlükçü ve interaktif bir sanal ortam haline getirdi.

1.2. SOSYAL MEDYA

Web 2.0 teknolojisinden önce medya büyük medya gruplarının yönetiminde ve tek yönlü iletişim aracı olarak varlığını sürdürüyordu. Medya tüketicisi olarak anılan bireyler kendilerine sunulan sınırlı seçeneklerin arasından seçim yapıyor ve medya şirketleri tarafından hazırlanmış üzerinde tüketicinin hiçbir kontrolü olmayan içerikleri tüketebiliyordu. 

Televizyon, sinema, radyo, albümler, dergiler, gazeteler, kitaplar ve bireylere sunulan medya sektörünün tüm malzemeleri tüm bu dönem boyunca etkileşimden uzak, iletişimden ziyade iletim şeklinde varlığını sürdürdü. Pazarlamacılar, geleneksel medya araçlarından farklı bir iletişim kanalı bulamadıkları için pazarlama kampanyalarından yeterli geri dönüş alamadı çünkü tek yönlü iletişime dayalı medya anlayışı içerisindeki pazarlama kampanyaları yalnızca müşteriye mesaj iletmekle sınırlı kaldı.

Web 2.0 teknolojisinin medyada yarattığı değişimlerle birlikte bireyler yalnızca tüketici konumundayken, kendi içeriklerini üretmeye başladı ve tek yönlü iletişim yerini karşılıklı etkileşime bıraktı. Pazarlamacıları geri dönüş alamadıkları kampanya süreçlerinden farklı bir etkileşim ağına taşıyan bu yeni teknoloji, her bireyin çok sayıda seçenek arasından kendi özgür kararlarıyla seçim yapmasını ve kampanyalara verdiği tepkiyi üretici firmaya ulaştırmasını sağladı. Yorumlar, paylaşımlar, puanlar, yeni içerikler ve durmayan etkileşimler sayesinde geleneksel medyanın tek yönlü iletişimi yerini yeni medyanın sunduğu imkanlara bıraktı. 

Sosyal medya, kullanıcıların online ortamda bir araya gelip fikir alışverişi yapmasına, tartışmasına, iletişim kurmasına ve herhangi bir şekilde sosyal iletişime girmesine olanak tanıyan, web tabanlı yazılım ve hizmetleri tarif etmek için kullanılan bir çatı terimidir. 

Search Marketing Now için yayınlanan bir webcastte Xoogler ve önde gelen sosyal medya yorumcularından Vanessa Fox sosyal medyayı ‘İnsanların birbirleriyle online olarak konuşabileceği sayısız yol vardır ve insanların birbirleriyle online olarak konuştuğu her yer sosyal bir ağdır. Kurumsal bir bakış açısından sizi en çok ilgilendiren şey ise, insanların siz, ürünleriniz ve önemsediğiniz konular hakkında nerede konuştuklarıdır’ şeklinde tarif ediyor. 

Sosyal medya ve internet siteleri, karşılıklı etkileşim, içerik yaratma, içerik alışverişi ve paylaşımı, bu içeriğin değerlendirilmesi ve sahip olduğu özelliklerin tartışılması üzerine kurulu çok geniş bir sanal yelpazedir. Çoğu sosyal medya platformu tek bir kategoriden ibaret değildir, kalıplarına sığmayan bileşenleri birbirlerine sığdırmaya meyillidir. Ancak her şeyin kategorize edilmesinden dolayı sosyal medya platformları temel işlevleri baz alınarak sınıflandırılmış, en temek özelliklerine göre gruplandırılmıştır. Forumlar, bloglar, medya paylaşım siteleri ve sosyal ağlar gibi bir çok başlığın altında sınıflandırılan bu yeni medya platformları kullanıcılarına, sonsuz bir iletişim ve etkileşim imkanı sunar. 

1.2.1. Sosyal Medyanın Özellikleri

Sosyal medya ilgili olan herkesten geri bildirim almayı amaçlayan, her bireyin kendi içeriğiyle katkı sağladığı katılımcı bir platformdur. Çoğu sosyal medya hizmetleri katılım ve geri bildirime açıktır. Bilgi paylaşımını, oylamayı ve yorum yapmayı destekler. Geleneksel medya herkese yayın ile ilgili iken, sosyal medyada karşılıklı iletişim vardır. 

Sosyal medya daha hızlı ve etkili iletişimi biçimlendirmede topluluk oluşturmayı olanaklı kılmaktadır. Çoğu sosyal medya türü bağlanmışlık ile gelişmekte ve diğer siteleri, kaynakları ve insanları kullanarak büyümektedir. Bu platformlar paylaşım üzerinden değer kazanmakta herkesin beğenisiyle ön plana çıkmaktadır. 

Facebook, Twitter, Pinterest, Blogger gibi siteler vasıtası ile etkileşim gerçekleştirilir ve platformlar kullanıcıları arasındaki iletişimi bu yöntemle sağlar. Sosyal medya iletişiminin içeriği hızla tüm izleyici kitlesine ulaşmaktadır. Bilgi alışverişinin yanında, pazarlama anlamındaki satın alma ve satış gibi faaliyetlerin hem bireysel hem de kurumsal olarak gerçekleştirilmesini sağlamaktadır.Sosyal medya geleneksel medyadan farklı olarak, dinamik ve yaşayan bir platformdur. Kullanıcı odaklı bu yeni medyada herkesin eşit derecede söz hakkı olduğu varsayılmaktadır. Sosyal medya da bilgi paylaşımı neredeyse hiçbir maliyet gerektirmeksizin gerçekleşir ve içerikler hedef kitleye anında ulaşır. 

Safko ve Brake’e göre sosyal medya, medya etkileşimlerinde kullanılan fikirleri, bilgileri ve haberleri seçen insan toplulukları arasındaki faaliyetler, uygulamalar ve davranışlardır. Genel hatları ve özellikleri göz önüne alındığında kısaca ve en yalın tanımıyla sosyal medya, Web 2.0 teknolojisi ile, yaşamın her alanında haber, bilgi, ileti gibi çeşitli unsurların kullanıcı tarafından yaratılan bir içerik haline dönüştürülmesini ve paylaşılmasını sağlayan bir ortamdır.

1.2.2. Sosyal Medya Araçları

Sosyal medya da diğer her medya gibi varolabilmek için bir mecraya ihtiyaç duyar. Sosyal medyanın tüm özellikleriyle varolmasını sağlayan bu mecraları sosyal medya araçları olarak adlandırabiliriz. Farklı teknolojiler ve farklı yöntemlerle birbirlerinden ayrılan bu araçların en önemli belki de tek ortak noktaları hepsinin kullanıcılarına üst düzeyde bir paylaşım hizmeti sunmasıdır. Bu araçları basitçe wikiler, sosyal ağlar, lokasyon bazlı servisler, sözlükleri bloglar, içerik paylaşım siteleri, mikro bloglama ve veri küratörlüğü servisleri olarak sıralayabiliriz. Günümüzde en çok kullanılan, günlük yaşamımızın içerisinde büyük payı olan ve bu çalışmanın altında bireylerin psikolojilerine olan etkilerinin araştırılacağı platformlar sosyal ağlardır.

1.2.2.1 Sosyal Ağlar

Sosyal ağlar Web 2.0 konseptinin temel yapı taşlarından biri olarak kabul edilir. Web 1.0 dünyasının arkadaşlık siteleri, IRC sohbet odaları ve forumları Web 2.0 teknolojisiyle birlikte evrimleşerek MySpace, Facebook, Twitter, İnstagram gibi alanında dev sosyal ağlara dönüştüler. Bireylerin arkadaşlarıyla sürekli bir iletişim içinde kalmasına ve metin, otoğraf, video ve müzik gibi içeriklerini paylaşmalarına izin veren bu sosyal ağlar günümüzde özellikle genç kesimin en önemli sosyalleşme araçlarından biri haline geldi.

Bu servisler hayatımızın önemli bir parçası haline gelerek çevrimdışı yaşantımızda dahil olmak üzere tüm etkinliklerimizi, anılarımızı, yaptıklarımızı ve düşüncelerimizi paylaştığımız, iletişim anlayışımıza yeni bir boyut kazandıran sanal bir dünya oluşturdu. Günümüzde sosyal ağlar arasında yaşanan rekabette Facebook ciddi bir üstünlük sağlasa da bireyler var olan tüm sosyal ağlarda profil oluşturarak varlık göstermekte ve diğer kullanıcılarla iletişim kurmaktadır. Ülkemizde her 10 kullanıcının 9’unun aktif olarak kullandığı sosyal ağların lideri konumundaki Facebook diğer sosyal ağlarla bağlantılı olarak hayatımızın merkezini hedef alan servislerle birlikte paylaşım çılgınlığı ve sosyalleşmeyi doruk noktasına çıkarmıştır. 

Bloglar, wikiler ve diğer sosyal araçlara göre daha çok kullanıcıya sahip olan sosyal ağlar, temelinde kullanıcıların birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlamış, kendi aralarında kurdukları bağlantılarla bireylere farklı sosyal mecralarda oluşturdukları blogları birbirine bağlama şansı tanımıştır. Günümüzde Facebook liderliğinde en çok kullanılan sosyal ağlar arasında sayılan Twitter, İnstagram, Snapchat, Swarm, Tumblr ve Linkedin diğer mecraları geride bırakarak sosyal ağ sisteminde zirveyi yakalamıştır. 

Yapılan araştırmalar bireylerin sosyal ağları niteliklerine göre sınıflandırarak kullandığını ortaya koymuş ve her sosyal ağın taşıdığı nitelikler içerisinde kendi grubunun zirvesinde daha çok kullanıcıya sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.  

Tablo 1. Sosyal Ağlar ve Nitelikleri

Sosyal Ağ Türü Sosyal Ağ
Düşünce Paylaşımları Twitter, Facebook, Academia, Linkedin, WhatsApp, Bloglar, Forum
İş Çevresi Linkedin, Academia
Tanışma Facebook, Twitter, Instagram, Badoo, Wablog, WhatsApp, Swarm
Tartışma Twitter, Facebook, Linkedin, WhatsApp
Beden Sunumu Instagram, Facebook, Badoo, Swarm
Akademik Academia, Wikipedia, Scribd
İletişim WhatsApp, Viber, Tango, Facebook, Twitter, Instagram, Swarm,

Badoo

Alışveriş Ebay, Miniinthebox, Alibaba, Morhipo, Limango, Amazon,

Hepsiburada, Gittigidiyor, Daybuyday vs.

 

1.3 SOSYAL MEDYA VE BİREY

Bilgi çağı ile birlikte hayatımıza giren yeni teknolojiler etkilerini iyi ya da kötü ilk önce birey üzerinde göstermeye başlar. Bireyin psikolojisindeki ve yaşantısındaki değişimler toplumda sosyolojik, psikolojik ve kültürel değişimlere sebep olur. 

Sosyal ilişkilerimizden, marka yorumlarına, şikayetlerden düşünce paylaşımlarına uzanan aktif sosyal medya kullanımı, sosyal ağlara ulaşmanın kolaylığı ve kullanım rahatlığıyla her yaştan bireyi içerisinde barındırıyor. Bugün, kullanılan sosyal ağların tümünde varlık göstermek toplum tarafından kabul edilme, trendlere ve popüler kültüre uyma olarak algılanıyor ve bireyler sosyalleşme içgüdülerini sanal iletişimler ve interaktif içeriklerle tatmin ediyor.

We Are Social ve Hootsuit tarafından  Digital in 2018 in Western Asia ismiyle açıklanan verilere göre Türkiye nüfusunun %67’sini oluşturan 54.3 milyon kişi internet kullanıcısı ve nüfusun %51’ini oluşturan 51 milyon kişi aktif sosyal medya kullanıyor. İstatistikler bireylerin sosyal medyada günde ortalama 2 saat 48 dakika geçirdiklerini belirtiyor. Rakamlardan da anlaşıldığı üzere sosyal medya bireyleri kendisine bağımlı kılarak, yaşantılarında yeni bir kültürel değişime sebep oluyor. Bireyler sosyal medya üzerinden içerik oluşturabiliyor, örgütleniyor, bilgi paylaşımı yapıyor ve haberleşiyor. Bu kimi kitlelerce sosyalleşme kavramının alt başlığı olarak ele alınsa da bireylerin yeni medyaya duydu bu ilgi kitleleri gerçek dünyadan soyutlayarak sosyal medyada yaşayan birer sanal kişilik haline getiriyor.

Sosyal medya bilinçli kullanıldığında kişilerin kendilerini özgürce ifade edebilme yeteneklerini, özgüvenlerini ve dünyanın her yerinde olan olaylardan haberdar olmalarını sağlayarak kültür düzeylerini arttırıyor. Eğitim içerikli video ve makaleler, öğretici içerikler ve kişisel gelişim saptamaları bireylerin psikolojileri üzerinde olumlu etkiler yaratırken, fazla ve yanlış kullanımlar önce bireyi sonrasında toplumu değiştiriyor ve olumsuz sonuçlar yaratıyor. 

İlk başlarda insanların tanıdıklarıyla iletişim kurması üzerine önemsiz bir faaliyet olarak görülen, niteliksiz olduğu düşünülen sosyal ağlar siyasi içerikler ve kullanıcı sayılarındaki hızlı artışlarla önemli mecralar haline gelerek etkin bir duyuru ve bilgi alanı olmuştur. Sosyal ağlarda paylaşılan içerikler belli bir üstün güç tarafından kontrol edilerek denetlenmediği için çeşitli kurum, kuruluş ve örgütlerin propagandaları için harika bir duyuru ortamı oluşturmuş, bireyler gördükleri içerikler arasından doğru ve yanlışı ayırt etmekte zorlanmaya başlamıştır. Sosyal ağlar temelde ortaya çıkış amaçlarından uzaklaşmaya başlamış ve denetlenmeyen içeriklerin oluşturduğu bilgi kirlilikleri nedeniyle amacından uzaklaşmıştır.

Sosyal medya ile birlikte hayatımıza giren yeni kültür insanları toplumdaki diğer kitlelerle bu mecralar üzerinden iletişim kurmaya itmiş ve neredeyse günümüzde sosyal ağlarda profil oluşturmayan kullanıcıların günlük yaşamda kendilerini dışlanmış hissetmelerine sebebiyet vermiştir. İnsanlar varlıkları gereğince sosyalleşme içgüdüsüyle hareket ettikleri için dışlanma ve yalnız kalma korkusu nedeniyle sosyal ağlarda kendilerine kimlikler yaratmış ve bu mecralardaki yaygın görüşleri benimseyerek kendi kişiliklerinden uzaklaşmıştır.

Gündemin belirlendiği, insanların sınıflandırıldığı ve çeşitli topluluklarda popüler olma isteğiyle pekişen sosyal medya bireylerin psikolojileri üzerinde gösterdiği olumlu ve olumsuz etkilerle toplum hayatında değişimlere neden olmuş, bu yeni mecralarla birlikte hayatımıza giren yeni kelimeler, davranışlar ve tutumlar oluşan bu yeni kültürü insanların benimsemesini zorunlu kılmıştır. 

Bireylerin yaşantıları üzerinde büyük etkilere sahip olan sosyal ağlar pazarlamacılar ve yatırımcıların dikkatini çekerek reklam ve tanıtım alanında yeni bir pazar ortaya çıkarmıştır. Sosyal medyada oluşturulan profiller, kullanıcıların etkileşimleri ve ilişkileri internette kaydedilerek yeni medyanın dijital bir pazara dönüşmesini sağlamıştır. Bu yeni Pazar, bireyleri istekleri dışında birer tüketici ve potansiyel müşteriye dönüştürmüş, markalar gündemi belirleyen sosyal ağları kendi ürünlerini pazarlamak amacıyla kullanmaya başlamıştır. Sosyal medya pazarlaması, insanları sanal kimliklerini süsleyecek yeni ürünleri satın almaya ve markaları popüler kültür doğrultusunda tanımaya itmiş, kullanıcılar kendi profillerine uygun ürünlerle satın alma eğilimi gerçekleştirmeye yöneltilmiştir.

Bireylerin psikolojileri üzerindeki tüm bu etkiler göz önünde bulundurulduğunda sosyal ağların kişileri kendi yaşantılarından uzak yeni ve sanal bir ortamda yaşamaya alıştırdığı ve bu sanal ortam içerisinde sosyalleşmeye odaklandırdığını söyleyebiliriz. Sosyalleşme temeliyle ortaya çıkan bu sanal donanımlar bireyleri kendi mecralarında tutarak onlara yeni bir sosyal medya kültürü aşılamış ve bu kültür çerçevesinde iletişim kurma, tanışma, yorumlama fırsatı tanımıştır. 

1.4. KULLANIMLAR VE DOYUMLAR KURAMI  

Blumber, Haas ve Katz’ın 1973 yılında yazdıkları bir makale ile şekillenen Kullanımlar ve Doyumlar Teorisi genel hatlarıyla ‘Medya bireye ne yapar?’ sorusu etrafında şekillenen diğer teorilerden farklı olarak ‘Birey medyaya ne yapar?’ sorusuna odaklanmıştır. 

Bu teori bireylerin medyadaki içerikleri hangi ihtiyaçlar doğrultusunda kullandığı üzerine yoğunlaşmış ve bu kullanımlar sonucunda bireyde oluşan doyumu çeşitli hipotezlerle yorumlamıştır. Bireyin bunu bilinçli ya da bilinçsiz olarak gerçekleştirdiğine yönelik yaklaşımlar incelenmiş ve bireylerin medyayı belirli ihtiyaçlar doğrultusunda kullanımı beşli bir kategori sistemi ile açıklanmıştır. 

Bu kategoriler; bilişsel ihtiyaçlar, duygusal ihtiyaçlar, kişisel bütünleşme ihtiyaçları, sosyal bütünleşme ihtiyaçları ve gerçeklerden kaçış ihtiyaçlardır.

Bilişsel ihtiyaçlar kategorisinde bireylerin medyayı bilgi edinme ihtiyacı için tükettiği olgusuna yer verilmektedir. Duygusal ihtiyaçlar kategorisinde genellikle duygusal ihtiyaçlarımızı karşılamak ve duygusal olarak doyuma ulaşmak için medyadaki içerikleri tükettiğimiz teorisi işlenmiştir. 

Kişisel bütünleşme ihtiyaçları kategorisinde bireylerin kendilerini satın aldıkları ürünlerle ifade etmeleri ve satın alma eyleminin sonunda eriştikleri haz ile bütünleşmeleri ve medyayı bu doyuma erişmek için bir aracı olarak kullandıkları teorisi işlenmiştir. Sosyal bütünleşme ihtiyacı kategorisinde ise bireylerin toplumdan uzak kalma, toplumdan dışlanma ve toplumla iletişim kuramama korkularının ardındaki sosyalleşme içgüdüsünün medyayı kullanmaya iten bir güç olduğu teorisi işlenmiştir. Gerçeklerden kaçış kategorisinde bireylerin gerçek yaşamlarındaki sorun ve sıkıntılardan uzaklaşmak için medyayı kullandıkları ve medyanın gerçeklikten uzaklaştıran sanal bir dünya olduğu teorisi işlenmiştir. 

Tüm bu kategoriler çerçevesinde sosyal medya kullanımının bireylerin bu beşli kategori sisteminde belirtilen ihtiyaçlar doğrultusunda gerçekleştiği görülmektedir. Bireyler Kullanımlar ve Doyumlar kuramında sınıflandırılan ihtiyaçlarını karşılamak ve doyuma ulaşmak amacıyla sosyal ağlarda vakit geçirmeye başlamışlardır. 

1.4.1 Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımının Varsayımları ve Sosyal Medya 

Kullanımlar ve Doyumlar: İzleyici aktiftir, izleyici etkindir.
Sosyal Medya: Kullanıcı aktif olarak katılır ve etkin bir biçimde yer alır.

Kullanımlar ve Doyumlar: Bireyler iletişim araçlarını belli gereksinimlerini doyurmak amacıyla kullanır.
Sosyal Medya: Kullanıcılar arkadaşlarını, sayfaları, grupları ve belli konulardaki ihtiyaçlarına karşılamak için kullanırlar.

Kullanımlar ve Doyumlar: Medya doyumun tek kaynağı değildir. Doyuma ulaşmak için başka eylemlerde yapılabilir.
Sosyal Medya: Sosyal ağlar sosyalleşmenin ve bilgilenmenin tek kaynağı değildir, diğer internet mecralarından da bilgilenebilir veya daha farklı doyum kaynakları elde edilebilir.

Kullanımlar ve Doyumlar: İnsanlar belirli durumlarda kendi çıkarlarının ve güdülerinin farkındadırlar ya da farkında olmaları sağlanabilir.
Sosyal Medya: Sosyal medyada kişiler kendi ruh sağlıkları ve onları tetikleyen şeylerin farkındadırlar.

Bugün Web 2.0 teknolojisi ile birlikte hayatımıza giren sosyal medya, 1973 yılında yazılan bir makalede ortaya atılan bir teoriyle açıklanabiliyorsa bireyleri medyaya yönelten ihtiyaçların değişmediğini söylemek mümkün. Geleneksel medya ve sosyal medya arasındaki farklılıklar sürekli olarak gündeme getiriliyor olsa da bireyleri medyaya iten ihtiyaçlar ve ulaşmak istedikleri doyumlar genel hatlarıyla aynı kalıyor. Bu da geleneksel medyanın ardından ortaya çıkan sosyal ağların temel yapı taşlarının hangi ihtiyaçlar üzerine ortaya çıktığını anlamamızı sağlıyor.

İKİNCİ BÖLÜM

SANAL KİMLİK VE BEĞENİLME ARZUSU

     Bireyler sosyal medya kültürünün içerisinde var olmak, öne çıkmak ve sanal topluluklar tarafından kabul görmek amacıyla sosyal ağlar içerisinde olduklarından farklı davranmaya başlarlar. Yapılan araştırmalar ve dijital ajans verileri incelendiğinde bireylerin yaşantılarındaki kimliklerinden uzaklaşarak sosyal medyada kendilerine bir sanal kimlik yarattıkları ve bu sanal kimliklerde aslında olmak istedikleri insanları tanımladıkları ve yaşamak istedikleri hayatları aslında yaşıyormuş gibi tutum sergiledikleri ortaya çıkmıştır. 

     Sosyal ağlar gündelik yaşama paralel ama dışında, sanal bir gerçeklik oluşturarak bireyleri profilleri üzerinden kendilerini topluma ve diğer kitlelere anlatmaya teşvik etmiş, kullanıcıların sosyal ağlarda ilgi gören karakterleri örnek alarak varlıklarını sanal kimliklerle süslemelerine ortam hazırlamıştır. Sanal dünyada bireylerin beğenilme arzularına hitap ederek sanal kimliklerin oluşmasına olanak tanımış, bunun sonucunda kullanıcılar bu yeni dünyada kendi benliklerinden uzaklaşarak popüler kültürle gelen davranış, düşünce, tutum ve tavırları benimsemeye başlamıştır.

2.1 SANAL KİMLİK

Sosyal ağlar bireylerin oluşturdukları profillerle insanlarla iletişim kurmalarını,içerik üretmelerini ve ürettikleri içerikleri geniş kitlelerle paylaşmalarını sağlayan sanal platformlardır. Bu platformlar ücretsiz kayıt aşamalarında bireylerden kişisel bilgilerini ister ve bu kişisel bilgilerle oluşturdukları profillerde günlük yaşamlarını diğer kitlelerle paylaşmalarını sağlayarak onları, özel hayatlarını pazarlamaya teşvik eder.

Kendi içerisinde işlevleri ve özellikleri neticesinde sınıflanan sosyal ağlarda fazla takipçiye sahip olmak, beğeni toplamak, insanlar tarafından onaylanmak önemli hale gelmiş, kullanıcılar daha fazla bilinme,beğenilme ve onaylanma arzusuyla hareket etmeye başlamıştır. Paylaşılan fotoğraflarda güzel çıkarak diğer kullanıcılardan olumlu yorumlar almak, farklı ve beğenilen içerikler oluşturmak, daima aktif olmak ve bu sanal ortamda yeni sosyal bir çevreye sahip olmak popülerleşmiş, oluşturulan kullanıcı profilleri herkes tarafından gözetlenebilen birer kimlik haline gelmiştir.

Kendi benlikleri ve yaşantılarıyla sosyal ağlarda yeterli tatmine ulaşmayan kullanıcılar fenomen olarak adlandırılan çok sayıda takipçi sayısına ulaşmış profilleri kendilerine örnek alarak bu sosyal mecrada varlık göstermeye çalışmıştır. Dolayısıyla örnek alma, taklit etme ve özenme duygularıyla bireylerin oluşturdukları profiller kendi yaşantıları ve düşüncelerinden uzaklaşmaya başlamıştır. Gündemi takip eden, başkasının fikirleri, içerikleri ve tavırları ile daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen kullanıcı profilleri özlerinden saparak kendi kimliklerini gölgeleyen yeni ve sahte sanal kimliklerin oluşmasına ortam hazırlamıştır. Popüler olana uyum sağlama eyleminin ardında aslında bireylerin onay görme, beğenilme ve sevilme arzuları yatmaktadır. Bu arzular ortaya sanal kimlikleri çıkarmış ve bu kimlikler sosyal ağlarda daha çok ilgi görmeye başlamıştır.

Bireyler çekildikleri fotoğrafları sosyal medyaya atmadan önce çeşitli uygulamalar ve programlarla değiştirerek daha çok beğeni alma umuduyla photoshop kavramını farklı bir statüye taşımıştır. Filtreler, kusurları gideren efektler popüler olmuş, kullanıcılar daha güzel fotoğraflar için ücretli uygulamalar satın almaya başlamıştır. Gittikleri, gezdikleri yerleri aktif bir biçimde sosyal medyada paylaşan profillerin etkileşim sayılarındaki artış kullanıcıları sürekli olarak paylaşım yapmaya ve diğer kullanıcılara daha refah bir hayat imajı vermeye çalışmalarına neden olmuştur.

Farklı yaş gruplarından bireyler içeriklerini popüleritenin getirdiği unsurlara uygun olarak oluşturmaya özen göstermeye başlamış ve sosyal ağlar tüm bunlarla sanal kimliklerin sergilendiği bir mecra haline gelmiştir. Kişiler sanal kimliklerde kendilerini olmadıkları ama olmayı arzuladıkları karakterlerle ifade ederek kendilerini tatmin etmeye çalışmıştır. 

2.1.1 Sanal Kimliklerin Ortaya Çıkış Nedenleri

Bireyler çeşitli psikolojik ve sosyolojik etkenlerden dolayı gerçek benliklerinin dışında sanal kimlikler oluşturmaya ihtiyacı hissederler. Sanal alemler kimi zaman insanların kendi yaşantılarından uzaklaştıkları, günlük hayatın getirileri olan sıkıntılardan kaçmak için sığındıkları mecralardır. Bireyler bu sosyal ağlarda sanal kimlikler oluşturarak kendilerini daha rahat ifade ederler ve yaşantılarındaki ilgisizlikleri sanal kimlikleriyle aşmaya çalışırlar. Aile içi bireyler arasındaki iletişim kopuklukları bireyleri sanal dünyadaki profillerine iter ve bireyler belirli bir süre sonra bu sanal kimliklerle özdeşleşir. 

Günlük yaşamdaki maddi sıkıntılar ve manevi eksiklikler bireyleri sonsuz bir sosyallik vaadi veren sosyal ağlarda zaman geçirmeye iter. 

Başkalarının neler yaşadığını merak eden bireyler, sanal kimliklerin ardında kişilerin düşüncelerini, duygularını ve yaşantılarını kolayca gözlemler. Bu gözlemler kimi zaman tamamen sahte profillerle yapılırken kimi zaman da birey bu gözlem için olduğundan farklı bir profil çizdiği sanal kimliğini kullanır. 

Kişiler sosyal mecralarda ürettikleri içerikler hakkındaki eleştirilerin ve olumsuz yorumların baskısı altında kalmamak için sanal kimlik kullanır. Böylece tarafsız yorumları okuyabileceğine ve ezil olmayacağına inanır. Bireyler yakın çevrelerine anlatamadıkları konuları sosyal ağlarda tanımadıkları kişilerle sanal kimlikleri aracılığıyla konuşarak sıkıntılarını dile getirebileceği bir ortam bulmayı amaçlar. Bireyler gerçek hayatta çeşitli nedenlerle bastırmak zorunda kaldıkları duyguları sanal kimlikleriyle rahatça ifade ederek kendilerine özgür bir ortam yaratır. Kullanıcılar özellikle cinsel içgüdüleri doğrultusunda partner bulma, bu hususta rahatça konuşma arzularını sanal kimlikler aracılığıyla sosyal platformlarda gidermeye çalışır. Topluma karışmaktan korkan asosyal karakterler sosyal ağlarda sanal kimlikler aracılığıyla arkadaş edinme yöntemine başvurur ve sanal çevreleriyle iletişim kurmaya çalışır.

Sosyal ağlar bireylere benzer görüşlere sahip insanlarla rahatlıkla iletişim kurma fırsatı tanır. Bireyler görüşlerini rahatlıkla ifade edebilmek için sanal kimliklerini kullanarak, benzer görüşteki kitlelerle sohbet etme imkanı bulur.

Kullanıcılar gerçek kimliklerinde bilinmesini istemedikleri durumları sanal kimlikleri aracılığıyla rahatlıkla dile getirerek psikolojik bir rahatlama ve sosyallikte doyuma ulaşmayı hedefler. Yasal ya da yasal olmayan çeşitli sitelerden bilgi edinmek için gerçek kimliklerinin açığa çıkması korkusunu taşıyan bireyler, sanal kimliklerini internet ve gerçek yaşam arasında bir paravan olarak kullanır.

Kimi zaman kar amacı güden çeşitli içerik ve girişimler için tüzel kişiler çeşitli sanal kimlikler oluşturarak paylaşımları sayesinde marka, ürün ya da içeriklere olan bakış açısını değiştirme yöntemine başvurur. Bu yöntem tüzel kişiler için sosyal ağlarda bir pazarlama stratejisi haline gelmiş ve sanal kimlikler gerçek kimliklerin arasına karışarak sosyal medyada bir kimlik karmaşası yaşanmasına neden olmuştur.

Tüm bu nedenler neticesinde sosyal medya, bireylerin bilinçaltında var olan nedenler ve korkular ile gerçek kimliklerini gizleyerek ya da popüler kültür kapsamında süsleyerek çeşitli sanal kimlikler oluşturmalarına neden olmuştur. Oluşturulan bu sanal kimlikler kimi zaman gerçek kimliklerden ayırt edilebilirken kimi zamanda gerçek kimliklerin arasına karışmış ve ayırt edilmesi zor bir hal almıştır. 

2.1.2  Sanal Kimliklerin Bireyler Üzerindeki Etkileri

Sosyal ağlarda ortaya çıkan  sanal kimlikler kimi zaman bireylerin gerçek kişilikleri ve sanal kimlikleri arasında sıkışmasına ve kişilik çatışması yaşamasına neden olur. Sanal kimlikleriyle sosyal ağlarda daha rahat varlık gösteren ve kabul gören bireyler gerçek dünyadan uzaklaşarak, yarattıkları bu sanal dünyanın içerisinde benliklerini kaybedebilirler. Kendi sanal dünyasına çekilen bireyler kişilerarası iletişimden uzaklaşarak toplumsal etkileşimden koparlar. 

Sanal kimlikler sosyal medya çerçevesinde iki ayrı şekilde oluşabilir. Birinci oluşum fake profil olarak adlandırılan tamamen gerçek kişilikten uzak sahte profillerdir. İkinci oluşum ise bireylerin gerçek kimliklerinin bir kısmını yansıtan sanal kimliklerdir. Birey bu oluşumda profilinde kendi ismini, kendine ait fotoğraf ve görselleri kullansa da paylaştığı ve benimsediği görüşler, sosyal ağda varoluş şekli gerçek yaşamından uzak ve sahtedir.

Psikolojik etkiler ve etmenler sonucunda sanal kimlik oluşumuna başvuran bireyler genellikle özgüven eksikliği yaşarlar. İletişim kopuklukları ve sosyal yaşamlarımdaki sıkıntılar neticesinde sanal kimlik kullanmaya başlayan bireyler, zaman içerisinde gerçek dünyadan uzaklaşarak psikolojik olarak olumsuz sonuçlar doğurabilecek bu durumun içerisinde hapis olurlar. 

Kıskanma, sahip olma arzusu, özenme ve kontrolsüz istekler sanal kimliklerin ardında baş gösteren olumsuz duygulardır. Birey sanal kimliğiyle kendi benliğini özleştiremedikçe bu iki kimlik arasında sıkışır ve gerçeklikten uzaklaşır. Gerçeklik kavramını sanal dünyada yitiren bireylerde çeşitli psikolojik rahatsızlıklar tetiklenir ve toplum yapısına zarar verecek davranış ve tutumlar sergilenir. 

Sanal kimlik oluşumu sosyal ağlarda denetlenmeye çalışılsa da ne yazık ki bu pek mümkün değildir. Bu nedenle bireyler sanal kimlikler konusunda geç olmadan bilinçlenmeli ve bilgilendirilmelidir.

2.2 BEĞENİLME ARZUSU

İnsan fizyolojik olarak yaşamını devam ettirmek için bir topluluğa yani topluma ihtiyaç duyan bir canlıdır. İletişim insanın yaradılışından bu yana temel ihtiyaçlarının arasında kabul edilmiş, bireyler hayatlarına devam edebilmek için iletişim kurmak mecburiyetini hissetmiştir. Sosyalleşme ve iletişim ihtiyacı gündelik hayatın önemli bir parçası haline gelmiş, bu ihtiyaçlar diğer temel ihtiyaçlarla bütünleşerek bireyin içgüdülerinin sonucunda toplumun ana yapısını oluşturmuştur.

Beğenilme Arzusu bireylerin toplumda yer edinme, sevilme ve onaylanma ihtiyacıyla birlikte ortaya çıkarak iletişimin psikolojik analizleri arasında yer alır. Birey, toplum içerisinde iletişim kurduğu insanlar tarafından onaylanma ve sevilme ihtiyacıyla hareket eder. Aitlik duygusu, bireyi ortak görüşlere ve zevklere sahip olduğu bireylerle iletişim kurmaya ya da onlar gibi davranarak onaylanma ihtiyacına iter. 

Hayatına devam edebilmek için iletişim kurmaya ihtiyaç duyan birey, çevre ve toplum etkisiyle davranışlarını ve düşüncelerini dahil olduğu toplum ve gruplara yönelik olarak değiştirir, çevresindeki insanlar tarafından beğenilmek, onaylanmak amacıyla hareket eder. İhtiyaçların organizmayı harekete sürükleyen faktörü olarak tanımlayabileceğimiz güdüler bireyleri bir arada olma ihtiyacıyla diğer insanlarla iletişim kurmaya iter. Bu iletişim bünyesinde aitlik ve beğenilme arzusu gibi ihtiyaçları barındırır. İnsan bu güdülerin doyuma ulaşmasıyla birlikte fiziksel ve ruhsal olarak rahatlar, organizmanın yaşam enerjisi dengelenmiş olur. 

2.2.1 Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

Kişilerin gereksinimleri kuramı olarak da adlandırılan, Abraham Maslow tarafından bireylerin ihtiyaçlarının, bu ihtiyaçların sınırsızlığının yansıtıldığı bir düzenektir. Maslow’a göre ihtiyaçlar sınırsızdır. İnsanlar bir ihtiyaçlarını giderdiklerinde bir diğeri ile karşı karşıya kalırlar. Maslow tarafından giderilmemiş ihtiyaçlar insanlarda bir motivasyon kaynağı olarak resmedilir. İhtiyaçlara ait hiyerarşi basamaklarla ifade edilmiştir. Alt basamaktaki ihtiyaç karşılanmadan, üstteki ihtiyacın karşılanması anlamsızdır. Birey karşılanan ihtiyaçları doğrultusunda bir doyuma ulaşmaz çünkü bu sınırsız bir döngüdür.

Maslow hiyerarşisinde ihtiyaçları fizyolojik, güvenlik, sosyal, değer verilme/saygınlık ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçları olarak beş kategoriye ayırmıştır. Hiyerarşide yer alan üçüncü basamak, sosyal yani ait olma ve sevilme ihtiyacıdır. Bireylerin toplum içerisindeki yerleri, beğenilme arzuları bu basamak tarafından temsil edilmektedir.Bireylerin kendilerini daha olumlu görmelerine sebep olan beğenilme arzusu sunucunda insanın kendisine olan saygısını arttıran, psikolojik olarak iyileşmesini sağlayan ve kendini sevmesiyle bütünleşen bir olgudur.

Çevremizden ve toplumdan olumlu geri dönüşler almak benlik duygusunu güçlendirir ve ruhsal olarak doyuma ulaşmaya yardımcı olur. Sağlıklı bir psikoloji, beğenilme arzusunun sonunda ulaşılan doyum ile birlikte yapılanır ve bireyler bu güdüyle birlikte daha mutlu bir yaşama erişir.          

Davranışlar sonunda diğer insanlardan alınan geri bildirimler olarakta adlandırabileceğimiz beğenilme ve onaylanma, bireylerde temel bir ihtiyaçtır ve bu ihtiyaç olumlu geri bildirimler almak amacıyla bireyler tarafından şekillendirilir. Günlük hayat içerisinde kurdukları iletişimleri yetersiz olan bireyler, beğenilme ihtiyaçlarını tatmin etmek için sosyal medya kullanımına yönelmiş, toplum ve çevre baskısıyla yansıtamadıkları bastırılmış kişiliklerini sanal profillerinde ortaya çıkararak egolarını tatmin etme çabasına girmiştir.

Sanal kimlik oluşumunda temel sebep olarak görülen beğenilme arzusu, bireylerin oluşturdukları sahte profillerinde bastırılmış düşüncelerini yayınlamalarını sağlamış, olumsuz olarak adlandırabileceğimiz çeşitli cinsel sapkınlıklar ve düşünceler bu kimlikler aracılığıyla paylaşılmıştır. Günümüzde beğenilme arzusunun sosyal medya üzerindeki etkisi ünlü kesimlere de yansımış, ünlülerin beğenilme arzusuyla hesaplarından yaptıkları paylaşımların bazılarının sahte olduğu fark edilmiştir. Bu durum takipçi veya beğeni sayısının beğenilme arzusunu doyuma ulaştırmadığının bir göstergesi olarak incelenebilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

ARAŞTIRMA YÖNTEMİ VE SONUÇ

Bu çalışmada sosyal medyada oluşturulan sanal kimlikler ve sosyal profillerin bireysel psikoloji üzerinde oluşturduğu ‘beğenilme arzusu’ duygusu, sanal kimliklerin ortaya çıkış amaçları ve insanları kendi yaşamlarını belli sosyal platformlarda pazarlamaya yönelten ve sanal kimliklerin ardında toplum tarafından onaylanma ve beğenilme arzusu oluşturan psikolojik etkenler incelenmiştir. 

Araştırma sorularının sonuç ve öneriler kısmının oluşması ve tezde sunulan varsayımların doğruluğunun tespit edilmesi için iki yüz kişilik bir hedef kitle belirlenmiş ve hazırlanan sorular kitleyle paylaşılmıştır. Bu tezin sonucu iki yüz kişilik hedef kitlenin sorulara verdiği cevaplar ile şekillenmiş ve varsayımların geçerliliği bu araştırma yöntemi ile birlikte şekillenmiştir. 

Araştırma yönteminin uygulanması için internet tercih edilmiş, hedef kitleye sorular internet üzerinden iletilmiştir. Farklı yöntemlerle cevaplanabilecek sorular hazırlanmış, bireylerin düşüncelerini seçeneklerle sınırlı kalmadan iletebilmeleri için araştırma yönteminin içerisinde açık uçlu soru kullanılmıştır.

3.1 ARAŞTIRMA YÖNTEMİ 

Tezde araştırma yöntemi olarak anket seçilmiştir. Hedef kitle sosyal medya kullanan herkesi kapsarken, iki yüz kişiye tez içinde belirtilen araştırma soruları ve varsayımları da kapsayan on altı soru yöneltilmiştir. Bir adet açık uçlu soruyu da kapsayan ankette, hedef kitleden sosyal medya kullanımlarına, sanal kimlik oluşumuna ve beğenilme arzularına yönelik sorular yöneltilmiş ve cevaplamaları beklenmiştir. Farklı yaş gruplarını da içerisinde bulunduran hedef kitleye internet üzerinden ulaşılmış ve anket internet yoluyla kendilerine iletilmiştir. 

Cevaplanması zorunlu kılınan soruların yanında isteğe bağlı olarak cevaplayabilecekleri sorular eklenmiştir. Tezin araştırma yöntemi olarak seçilen ankette ilk beş soruda hedef kitleyi analiz etmek amacıyla cinsiyet, yaş grubu, eğitim durumu, yaşanılan bölge ve meslek grubu sorulmuştur. Hangi sosyal medya platformlarının daha sık kullanıkları, sosyal medyada ne kadar zaman geçirdikleri ve sosyal medya kullanma amaçları hedef kitleye sorularak tezin birinci bölümünde yer alan sosyal medya ve birey konusuna katkı sağlayacak veriler elde edilmiştir.

Hedef kitleye tezin ikinci bölümünde yer alan sanal kimlikler konusuna veri sağlamak ve varsayımları irdelemek amacıyla sosyal medya platformlarında sanal kimlik oluşturup oluşturmadıkları sorulmuş, sanal kimlik oluşturan bireylere bu kimlikleri ne amaçla yarattıklarını belirtmeleri istenmiştir. Ankete katılan bireylere sosyal medyada günlük hayatlarından farklı davranıp davranmadıkları sorulmuş, araştırma sorularına yönelik cevap istenmiştir. Bireylerin kendileri dışında takip ettikleri kullanıcılara yönelik bir davranış analizi de sorulmuş, takipçilerinin sosyal medyada farklı davranıp davranmadıklarını cevaplamaları beklenmiştir.

Anket içerisinde hedef kitleye tezin ikinci bölümünde yer alan beğenilme arzusu konusu çerçevesinde sosyal medyada beğenilme isteklerinin olup olmadığı sorulmuş, sosyal platformlarda beğenilmenin onlar için önemi irdelenmiştir.

Sosyal medya kullanırken sorunlarından uzaklaşıp uzaklaşmadıkları sorulan hedef kitleye, sosyal medyada olmadıkları süre boyunca bu sanal platformlarda neler olup bittiğini merak edip etmedikleri sorularak, sosyal medyanın önce birey sonra da dolaylı olarak toplum üzerindeki etkilerini gözlemlemek amaçlanmıştır.

Araştırma yöntemi olan anketin son sorusunda bireylere, tezin ana çerçevesini oluşturan sosyal medya ve sanal kimlikler hakkındaki düşünceleri açık uçlu olarak cevaplanabilecek şekilde sorulmuş ve tez içerisinde araştırılan konu hakkında hedef kitlenin görüşleri seçenek kısıtlaması olmadan elde edilmiştir.

** Buradaki ‘3.1.1 ANKET GRAFİKLERİ‘ bölümü blog yayınında çıkartılmıştır.

3.1.2 ANKET İSTATİSTİKLERİ

Bu araştırma alan çalışması olarak sosyal medyayı kullanan bireyleri ele almıştır. Toplamda 200 sosyal medya kullanıcısı araştırmaya katılmıştır. Çalışmaya katılanların demografik özelliklerine bakıldığında araştırmaya katılanların %65,5’i (131 kişi) kadın, %34,5’i (69 kişi) erkektir . Katılımcıların %33’ü (66 kişi) 25-34 yaş, %24’ü (48 kişi) 18-24 yaş, %22’s, (44 kişi) 45 ve üzeri yaş, %17,5’i (35 kişi) 35-44 yaş, %3,5’i (7 kişi) 18 ve altı yaş aralığındadır. 

Katılımcıların %49’u (98 kişi) lisans, %34 (68 kişi) lise, %11,5’i (23 kişi) lisans üstü, %4,5’i (9 kişi) ortaokul, %1’i (2 kişi) ilkokul eğitim seviyesine sahiptir. Araştırmaya katılan kullanıcıların %70’i (140 kişi) Ege Bölgesi, %22,5’i (45 kişi) Marmara Bölgesi, %4’ü (8 kişi) İç Anadolu Bölgesi, %3,5’i (7 kişi) Akdeniz Bölgesi’nde yaşamaktadır. Katılımcıların %20’si (40 kişi) öğrenci, %20’si (40 kişi) işçi, %17’si (34 kişi) serbest meslek, %17’si (34 kişi) çalışmıyor, %11,5’i (23 kişi) emekli, %9,5’i (19 kişi) devlet memuru, %5’i (10 kişi) doktor-avukat-mühendis meslek gruplarına dahildir. 

Araştırmaya katılan kullanıcıların %90’ı (180 kişi) İnstagram, %72,5’i (145 kişi) Facebook, %52’si (104 kişi) Youtube, %42,5’i (85 kişi) Twitter, %23,5’i (47 kişi) Snapchat, %21’i (42 kişi) Linkedin , %21,5’i (43 kişi) Pinterest kullanmaktadır. Katılımcıların %43’ü (86 kişi) 2-3 saat, %30,5’i (61 kişi) 1 saat, %20,5’i (41 kişi) 4-5 saat sosyal medyada zaman geçirmektedir.Araştırmaya katılan kullanıcıların %56,5’i (113 kişi) eğlence, %64,5’i (129 kişi) iletişim ve sosyalleşme, %71,5’i (143 kişi) haber ve gündem takibi, %6’sı (12 kişi) içerik üretimi amacıyla sosyal medyayı kullanıyor.

Katılımcıların %12,5’inin (25 kişi) fake hesabı varken, %87,5’inin (175 kişi) fake hesabı yok. Araştırmaya katılan kullanıcıların %36,1’i (13 kişi) kişisel hesabında barındırmak istemediği profilleri takip etmek, %38,9’u (14 kişi) stalklamak (sosyal medya platformlarında bir kişinin bir başka kişiyi sosyal medya hesaplarında araştırması, gözetlemesi, paylaşımlarını incelemesi), %11,1’i (4 kişi) kimliğini gizleyerek daha rahat/dürüst yorum yapabilmek, %2,8’i (1 kişi) ilgi görmek, daha popüler olabilmek, %5,6’sı (2 kişi) sanal bir kimliğin ardında kendini daha iyi ifade edebilmek amacıyla sosyal medyada fake hesap  kullanıyor.

Katılımcıların %4,5’i (9 kişi) sosyal medyada günlük hayatta olduğundan farklı davrandığını düşünürken, %80,5’i (161 kişi) farklı davranmadığını düşünüyor. %15’i (30 kişi) ise kısmen farklı davrandığını düşünüyor. Araştırmaya katılan kullanıcıların %53’ü (106 kişi) takip ettiği kişilerin sosyal medyada günlük hayatta olduğundan farklı davrandığını düşünürken, %9,5’i (19 kişi) farklı davranmadığını düşünüyor. %37,5’i (75 kişi) ise kısmen farklı davrandığını düşünüyor. Kullanıcıların %16,5’i (33 kişi) sosyal medyada beğenilmeyi, beğeni ve takipçi sayısını önemserken, %62,5’i (125 kişi) önemsemiyor. %21’i (42 kişi) ise kısmen önemsiyor.

Araştırmaya katılan kullanıcıların %38’i (76 kişi) çok nadir, %5,5’i (11 kişi) ise her zaman sosyal medya kullanırken harcadığı zaman içerisinde sorunlarından uzakta veya rahatlamış hissediyor. %40,5’i (81 kişi) sosyal yaşamında günlük işlerini yaparken sosyal medyada neler olup bittiğini merak ediyorken, %59,5’i (119 kişi) merak etmiyor.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Bireyler gelişen ve değişen teknoloji ile birlikte iletişim kurmak, sosyalleşmek ve fikirlerini paylaşmak için sosyal medyayı kullanmaktadır. Günümüzde sosyal medya kurumsal iletişimde dahil olmak üzere geleneksel medyanın yerine bireylerin ve dolayısıyla toplumun davranışlarını şekillendirmiş ve sosyal medya kullanımı günlük hayatın içerisinde olmazsa olmaz bir statü haline gelmiştir. 

Sosyal medyanın çok yönlü iletişimi bireylere profil oluşturma, yorum yapabilme, içerik üretebilme, bilgi alabilme, günlük hayatlarını paylaşabilme ve çevreleriyle kolayca iletişim kurabilme imkanı sunmuş, teknolojideki bu devrim zamanla günlük hayatın içerisine yeni davranış biçimleri sokarak bireyleri ve toplumları ortaya çıkan bu yeni medyaya bağımlı hale getirmiştir. Sosyal medyayı farklı amaçlar ve iletişim olanaklarıyla kullanan bireyler, yeni medyanın içerisinde yer alan platformları kullanarak sosyalleşme ihtiyaçlarını gidermiş, bu çok fonksiyonlu yeni medyaya uyum sağlayabilmek, diğer kullanıcılar tarafından onaylamak, beğenilmek için çaba sarf etmiştir. 

Uygulanan araştırma yöntemi sonucunda kullanıcıların farklı meslek ve yaş gruplarından olmasına rağmen sosyal medya kullanımlarının birbirine yakın seviyelerde olduğu tespit edilmiş, sosyal platformların farklılıklar ayırt etmeksizin tüm kitlelere hitap ettiği bilgisine ulaşılmıştır. Tesadüfi örneklem olarak oluşturulan hedef kitlede en çok kullanılan sosyal medya platformları Facebook, İnstagram ve Twitter olarak belirlenirken kullanıcıların çoğunlukla birden fazla sosyal medya platformuna üye olduğu gözlemlenmiştir.

Araştırma yöntemi sonucundaki bulgulara göre kullanıcıların büyük çoğunluğunun sosyal medya platformlarında bağımlılık skalasında yer alan sınırın üzerinde zaman geçirdiği ortaya çıkmış ve sosyal medyanın günlük yaşamın çoğunluğunu ele geçirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Kullanıcılar kullandıkları sosyal medya platformlarında farklı sebeplerle zaman geçiriyor olsa da bir çoğunun bilgi ve haber alma amacıyla aktif olduğu sonucuna varılmıştır. Sosyal medyanın kontrol edilemeyen bir platform olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda haber ve bilgi açısından doğru ve yanlış olanın ayırt edilemediği bir içerik deposu olduğu bilinmektedir. Bu durumda kullanıcıların bu amaçla sosyal medyayı kullanmasının, yanlış veya eksik haber ve bilgilerin hızla yayılması yönünde bir duruma aracı oldukları ve asılsız bilgilere maruz kaldıkları söylenebilir.

Sanal kimlik ve beğenilme arzusu hakkında kullanıcılara sorulan sorunun cevapları incelendiğinde kullanıcıların büyük bir çoğunluğunun oluşturulan sanal kimliklerden rahatsız olduğu gözlemlenmiştir. Sosyal medyada yer alan sanal kimliklerin bireylerin psikolojik olarak bastırılmış kişiliklerinin farklı bir profilde ortaya çıkan yansıması olarak toparlanabilecek yorumlarda sosyal platformlarda sanal kimlik oluşturan bireylerin psikolojik olarak kendilerini ifade edemedikleri ve kişilik bozukluklarına sahip oldukları yorumları araştırmaya katılan bireyler tarafından yapılmıştır. 

Araştırma yöntemine katılım sağlayan sosyal medya kullanıcılarının tezin ana çerçevesini oluşturan sanal kimlikler ve beğenilme arzusuna ilişkin beyan ettikleri fikirler incelendiğinde çalışmanın içerisinde incelenen sanal kimlik oluşumuna sebep olan psikolojik faktörler ve beğenilme arzunun altında yatan nedenlere ilişkin somut veriler elde edilmiştir. 

Çalışmanın içerisinde de bahsedildiği gibi bireylerin sosyal medya içerisinde sanal kimlik oluşturma ihtiyaçları beğenilme arzusu ve beğenilmeme korkusu çerçevesinde şekillenmiş, kendi benlikleriyle yeterince barışık olamayan kişilerin olmak istedikleri insanlar olarak sosyal medyada sanal kimlikler oluşturdukları sonucuna varılmıştır.

Beğenilme arzusu, temel bir ihtiyaç olarak bireylerde doyuma ulaşmadığında bireylerin kendi kişiliklerinden uzaklaşarak olmak istedikleri kişilere yönelmelerine sebep olmuş, bunun sonucunda sosyal medyada oluşturulan sanal kimlikler kendi kişilikleriyle elde edemedikleri beğenilme arzusunu bireylere sanal bir kimlikte yaşatarak ihtiyaçlarına yönelik alternatif bir çözüm olarak algılanmaya başlamıştır. Kendilerini içlerinde bulundukları çevre içerisinde yeteri kadar doğru ifade edemeyen bireylerin sanal kimlik kullanımına yöneldiği ve bu kullanımın asıl amacının kişinin temel ihtiyaçlarından biri olan sevilme, ait olma ve beğenilme arzusu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 

Sosyal medyayla birlikte değişen iletişim becerileri bireyleri bu sanal alemde onaylanan ve sevilen, rağbet gören fenomen kitle gibi davranmaya itmiş, bireyler yeni medyada yer alan akımlarla birlikte davranışlarını ve düşüncelerini şekillendirmeye başlamıştır. Değişen yeni medya kendi içerisinde değişime uğrarken kullanıcıları da bu değişime uymaya iten interaktif bir platformdur. Bu değişimin gerisinde kalan kullanıcılar sosyal ağlarda daha az beğenilme ve dışlanma korkusuyla birlikte yeniyi yakalama telaşına düşmüştür. Sosyal medya herkesin birbirine benzediği, farklılıkların ilgi çekmeye yönelik aracılar olarak kullanıldığı bir platform haline gelmiş, sosyal medya kullanımı beğeni ve takipçi sayısı üzerine bir kişilik analizine yönelmeye başlamıştır.

Günümüzde bireyler sosyal medyadaki varlıklarına bakılarak yorumlanıp, profilleri birer kimlik olarak kendilerinden ziyade popüler kültürün dayattığı akımları yansıtır hale gelmiş, sosyal medya kullanıcıları profillerinde kendilerini daha çok gezen, daha çok beğenilen bireyler halinde yansıtarak yeni medyada yer edinmeye çalışmıştır.

Bu çalışmanın varsayımları ve  bulguları incelendiğinde insanların psikolojik olarak sosyal medyaya, orada yansıttıkları hayata, gözlemlemeye, gözlemlenmeye ve beğenilmeye bağımlı hale geldikleri tespit edilmiş, sosyal medya bağımlılığının temelinde yaşam tarzlarının yetersizliği nedeniyle kendilerini olduklarından farklı yansıtabildikleri bir alt yapıya sahip olduğu için bu platformların bireyler tarafından tercih edildiği saptanmıştır.

Sosyal medya katılımcıların yorumları ve cevaplarında belirttikleri şekilde bireyleri günlük hayatın stresinden, sorumluluklarından uzaklaştıran, çevrelerinin ve kişiliklerinin sınırlarını aşmalarına olanak tanıyan bir platform olarak onlara arzu ettikleri beğenilme güdüsünü tatmin eden bir platform olarak hayatlarında büyük bir yer edinmeyi başarmıştır.

ÖNERİLER

  1. Beğenilme arzusunun insan davranışlarına etki etmesi sonucunda gittikçe yaygınlaşan sosyal medyada sanal kimlik oluşturma sorunu, bireylerin öncelikle benliklerinde yer alan kendilerini tanıma, sevme ve kişiliklerini oldukları gibi yansıtmaktan korkmamaları ile çözülebilir.
  2. Bireylerin iletişim kaygıları günlük yaşantılarında yer alan çevreleriyle irdelenerek çözülmeli, güvenli ve kendilerini ifade edebildikleri ortamlarda sağlıklı kişilerarası iletişimle düzeltilmelidir.
  3. İletişim teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte artan sosyal medya kullanımı ile ilgili bireyler bilinçlendirilmeli bu sosyal platformların doğru kullanıldığında yararlı olduğu aksi taktirde zararlarının psikolojilerinde olumsuz etkiler yaratacağı konusunda bilinçlendirilmelidir.
  4. Araştırmada katılımcıların birçoğunun sanal kimlik oluşturmadığını belirttikleri gözlemlenmiştir. Ancak bilimsel araştırmalarda bireylerin bir çoğunun sosyal medyada farklı kimliklerle yer aldıkları istatistiksel verilerle açıklanmış, sanal kimliklerini gizli tuttukları ortaya çıkmıştır. Bu konuda sosyal medya kullanıcıları bilinçlendirilmeli ve sanal kimlik oluşumunun çok geç olmadan önüne geçilmelidir.
  5. Sosyal medya platformları ara yüzlerinde sanal kimlik oluşumunu engelleyecek güncellemeler getirmeli ve kullanıcılar yalnızca kendi kimlikleriyle bu platformlarda yer alabilir hale gelmelidir.
  6. Kullanıcıların sosyal medyada geçirdikleri zaman sınırlandırılmalı, bağımlılığa sebebiyet veren kullanımlar konusunda çeşitli çözüm önerileri oluşturularak sosyal platformların bireyler üzerindeki zararları azaltılmalıdır.
  7. Bilgi ve haber alma amacıyla kullanılan sosyal medya platformlarında yer alan bilgi kirliliği ve asılsız haberler temizlenmeli ya da bireyler sosyal medyadaki haberlere ve bilgilere inanmak konusunda bilinçlendirilmelidir. Sosyal medyanın bireyler ve toplumlar üzerindeki tartışılmaz etkisi göz önüne alındığında yanlış bilgilerin ve asılsız haberlerin toplumları ötekileştirme, ayrıştırma ve kışkırtma propagandaları için kullanılabilir bir platform olduğu benimsenmeli ve güvenlik açısından bu platformlardaki paylaşımların doğruluğunun incelenebileceği birimler oluşturulmalıdır.
  8. Yeni medyanın yararları kadar zararları olduğu konusunda kullanıcılara çeşitli bilgilendirmeler sağlanmalı, yaratılan bu sanal dünyanın gerçek hayatın içine sızmasına engel olunmalıdır. Kullanıcılar bilinçlenmeli ve sosyal medya platformlarındaki yaş sınırı düzenlenmelidir.
  9. Sanal kimliklerin çeşitli cinsel sapkınlıklara yönelik içeriklere sahip olduğu çoğunluk denetlenmeli kullanıcıların karşısına çıkan, sanal kimlikler tarafından oluşturulan paylaşımlar, gönderilen mesajlar sosyal medya platformları tarafından engellenmelidir.
  10. Beğenilme arzusu ihtiyacını gidermek için sosyal medya kullanımı azaltılmalı, bireylerin bu ihtiyaçlarını yaşantılarında kuracakları sağlıklı iletişimle gidermeleri sağlanmalıdır. Bireylerin beğenilme arzuları kontrol atına alınmalı ve onların yönlendirebildikleri bir güdü haline gelmesi sağlanmalıdır.

** Buradaki ‘KAYNAKÇA‘ bölümü blog yayınında çıkartılmıştır.

Yorum Yazın

Navigate
%d blogcu bunu beğendi: