Bir kahve?

Aşktan söz edelim hadi, uzun zamandır bu konuyu konuşmadık. O en tatlı heyecanlarımızdan, vazgeçmemek adına verdiğimiz savaşlardan konuşalım.
‘Ay ben bu adamı hayatım boyunca tavlayamayacak mıyım yahu!’ döneminin gıcıklığından, ‘Allah belanı versin ömrümü yedin be’ cümlesinin uçurumun kıyısında bizleri beklettiği anlardan konuşalım.
Ne çok seviyoruz bir başkasını sevebilmeyi. Yaşımız kaç olursa olsun bu heyecanın içine girmek için fırsat kolluyoruz.
Ne var lan bu aşkta dedirtiyor insana dimi. Aslında çok güzel be.

Bir kalbin atışını dinlerken onun sana ait olduğunu düşünmeye başlıyorsun. Biliyorsun geçmişinde biri var silemeyeceğin, yada birileri. Var çünkü seninde olmuştu. Ama o an senin, o an sizin. Çocukluklar, şımarmalar, kavga sonrası dayanamayıp kahkaha atmalar hepsi, her an bunun bir parçası. Senin için yaşayan biri var sanıyorsun. Evet sanıyorsun çünkü aşıksın. Gözlerin pembe bulutlardan bir göz bandıyla kapalı. Bir kokuyu, bir teni, bir gülümsemeyi mutluluk  sanıyorsun. Biliyorsun aslında sonu var. Kavgalar var ortada, uymadığınız aşikar. Belki kabulleniyorsun bir zaman sonra ‘Lan olmuyor bununla’ diyorsun ama yan yana gelince bir şeyler değişiyor işte. Gözler buluşuyor, eller kilitleniyor toz pembe bulutlar hayatının üstünde halay çekmeye başlıyor. Bir söz, bir mesaj tüm günü değiştirebiliyor.
Ayrılık geliyor ardından belki. Kıskançlık gözyaşları, sosyal medya hesaplarını takip etme çabası.. Bir dedektif edasıyla stalklama çalışmaları. Başka birinin varlığıyla yüzleşiyorsun kimi zaman ‘Bunun için miydi bu kadar çaba?’ diyorsun. Evet bak şu karşındaki gerizekalı yüzündendi bunca çaba.
Çoğu zaman toz pembe bitmez, biri geride kalır. Vazgeçtiği kadın ya da vazgeçtiği adam oluverirsin. Onu unutmanın Eylülünden, ondan nefret etmenin Ekimine kadar yastığında hayal kırıklıkları biriktirirsin. Hak etmez çoğu insan sevilmeyi, arkasını döner sevdalara. Çünkü senden daha iyisi vardır yüzünü döndüğü tarafta. Ne bileyim daha güzeli, daha yakışıklısı, daha akıllısı. Fiziksel acılar unutulur da geride kalan boşluklar yakar insanı. Her günün şafağında anılar ilk günkü gibi acıtır. Nefrete tutunuruz bazen, yada gurura. Affetmekten korkarız. Nefretimiz geçmesin isteriz. Çünkü biliriz affedersek yine severiz. Kabullenişler kalır geride. Sana tutunamadığı için ondan, tutamadığın için kendinden yakınırsın. Kıramayacağımız zincirlerle saplanırız anılara. Öyle kıyısından köşesinden yakalamaya çalışırız hayatı. Bir yerden sonra vazgeçeriz ama. Herkes vazgeçer çünkü. Yeniden deneriz, bıkmadan usanmadan aynı acıları baştan çekeriz.

Aşk kusursuzdur. Yaşattığı hayal kırıklıkları bile mükemmeldir. Birbirimizden çok farklıyız, her zaman bir daha denemek için şansımız var. Deneyin, kendinden başkasını sevemeyen insanlar güçsüzdür çünkü. Acılarla, görmezden gelmeye çalıştığımız anılarla güçleniriz. Kaç yaşında olursanız olun deneyin.
Yeniden sevmekten korkmayın. Bırakın güveninizi paramparça edenler korksun ‘Bir gün beni de hiçe sayan biri çıkar mı?’ diye.
Aşkın her hali güzel ve inanın denemeye değer.
Elinizden bir kahveyi esirgemeyin sevdiğinizden.
Düşeceğinizi bile bile ayaklarınızı yerden kesin, bırakın ‘sen benimsin’ dediğiniz insan tutmasın elinizden. Bu dünyanın bir köşesinde, dışarılarda bir yerde seni bekleyen, sana göre, onun asla olamayacağı mükemmellikte biri var. Kendinize bunu öğrenmek için bir fırsat tanıyın.
Bırakın geceleriniz bir tebessümle gündüze dönsün.
Sevin. Tekrar tekrar deneyin.
Yorgunluklarda geçer çünkü. Alışır insan kırıntılarla yaşamaya.
Ve..
Ve’si yok işte.
Bir kahve ?

http://www.facebook.com/ak.ecenur

http://whatisthemeaningofmylife.tumblr.com/

1 Yorum Var

  1. Pingback: Müsaitseniz size aşık olabilir miyim? - Ecenur AK

Yorum Yazın

Navigate
%d blogcu bunu beğendi: