Bu yazıdan kimse sağ çıkmayacak!

Hayatımızın her döneminde içimize dert olan, bizi yaralayan, yıkan, kızdıran, ‘Şimdi olsa farklı tepki verirdim’ dediğimiz olaylarla ve insanlarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Genelde bunu şöyle tasvir ederler; Eğer yaşadığınız şey o gece sizi uyutmuyor ve bir daha o durumla karşı karşıya kaldığınızda nasıl tepki vereceğinizi kafanızda planlıyorsanız,etkisi altında kaldığınız bu durumu aşmalısınız. Madem ki psikolojik tanımı böyle, öyleyse en baştan başlayalım. Benim sustuklarımı hep birlikte aşalım. Hayatım boyunca doğru tepkiyi veremediğim her durumu olduğu gibi korkmadan, utanmadan yazacağım ve o son cümle geldiğinde, bu yazıya kahraman olan her insanın varlığını, yok sayacağım.

Yaşım daha 19: İş Görüşmesi ve Taciz

Bahar dönemi bitmiş, üniversite yeniden açılana kadar çalışmak istiyorum. Klasik iş arayışı dönemi, iş bulma siteleri, eşe dosta haber verme seremonisi. Malum üniversite öğrencisiyim, çalışabileceğim alanlar kısıtlı, yaş küçük, tecrübe az. Kariyer.net üzerinden başvuru yaptığım firmalardan biri dönüş yaptı, görüşmeye çağırdı. Ofis, evime beş dakikalık uzaklıkta. Çalışma saatleri uygun, maaşı yüksek. Her yönüyle ideal duruyor baktığın zaman. Mülakat için konuştuğumuz saatte görüşmeye gittim.  Pozisyon yönetici asistanlığı. Basit, telefonlara bakma, randevuları planlama, görüşmeleri ayarlama. Doğrudan görüşeceğim kişi, asistanlığını yapacağım yönetici. Mülakata girdim, kendimi anlattım, çalışma saatleri konusunda anlaştım. Her şey çok iyiydi yani, görüşme bitti, kapıya doğru ilerledim. Ne olduysa o noktada oldu zaten. Yöneticim olacağını düşündüğüm şahıs bir an elini belime koyarak şu cümleyi kurdu ‘Parasal konularda falan ihtiyacın olur, çekinme, saat kaç olursa olsun ara. Bekar kadınsın, yardımcı olurum’  O kadar gerildim ki, nefes alabildiğimden bile emin değildim. Şimdi tacize karşı avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz ama ömründe en az bir kere buna maruz kalmış herkes beni anlayacaktır. O an, öyle bir durumun içinde kalıyorsunuz ki ‘Acaba ben mi yanlış anladım?’ ikilemi doğuyor. Şimdi olsa o adamı oraya gömer, o ofisi yerle bir eder, belime koyduğu elini bir daha kimseye şuursuzca uzatamasın diye elimden geleni yapardım. Ama yapamadım. Yanlış mı anladım düşüncesi, yabancı birinin davranışının verdiği gerginlik ve korku. Tek istediğim oradan çıkmak oldu. Olayın ardından emin olmak istedim, bir yanda iş, bir yanda ikilem yaşasan da adı belli, taciz. Ben mi yanlış anladım sorusundan kurtulmak istedim. İşe başlama tarihimi bildiren mesaja nişanlımla tatile gideceğimi, iki gün sonra başlasam sorun olup olmayacağını sorduğum bir yanıt verdim. Cevap hızlı geldi, parmağımda yüzük olmadığı ve nişanlı olduğumu belirtmem gerektiği, evlilik yüzünden izin alma ihtimalime karşılık onlarla çalışamayacağım söylendi. 19 yaşımda o adama haddini bildiremediğim, acaba bunun adı taciz mi dediğim için kendime hep çok kızdım. Ne garip dimi, işe başlamış olsaydım başıma gelebilecek şeylerin ihtimali yüzünden, bana böyle bir şey yaşattığı için ona kızmak yerine, veremediğim tepki için onca zaman kendime kızdım. Ölmesini dilemekten fazlası gelmiyor şu an elimden. Bir de yanlış anladığını zannedip o adamla çalışmaya karar veren başka bir kadının olmamasını umut etmem.

En belirgin özelliklerim, bu mu yani?

İlkokulda bir dönem çevremdeki insanlar tarafından çok dışlandım ben. Nedenini bugün sorguladığımda az çok anlıyor olsam bile, o çocuk halimle bu durum duygusal olarak çok yoruyordu beni. Bugün hala ilgiyi seven,dikkat çekmekle sorunu olmayan bir insanım. O zamanlar bu, çevremdeki insanlara, özellikle kızlara çok sinir bozucu gelirdi. Özellikle bir dönem, hiç anlaşamadık. Ben de o zaman sınıf öğretmenim olan matematik hocamıza gidip, bu durumun beni üzdüğünü anlattım. Öyle olur sanıyorsun çünkü, karşındaki bir yetişkin ya hani, çocuk aklınla senin içinden çıkamadığın o işi, öğretmenin çözebilirmiş gibi geliyor. O gün rehberlik saatinde, onunla konuşmaya, derdimi anlatmaya çalıştığım günün sonunda, yanı başımda kocaman harflerle öğrenci dosyama, ismimin tam altına şöyle yazmıştı öğretmenim olacak o kadın; En belirgin özellikleri ‘BENCİL ve UYUMSUZ’ ! B harfinin kıvrımından, yazının yamuk giden satır boşluklarına kadar hatırlıyorum. Uzunca bir süre sandım ki, dışlanmayı, sevilmemeyi hak eden bir kızdım. Çünkü o bir yetişkindi ve benim hakkımda görüşü netti. Bencil ve uyumsuz olduğum içindi her şey, problem bendeydi. Akşam yorganın altına girdiğimde yüreğimi bir şey sıkıyormuş gibi hissederdim, artık hiç arkadaşım olamazmış gibi. Ben bu iki kelimeden ibaret değilim diye düşünürdüm, ne bileyim neşeliyim, çok iyi yazı yazıyorum mesela, kompozisyonlarım hep panoya asılıyor, yetenekliyim. Neden bu iki kelime ve neden bunu benim gördüğümü bile bile yanımda yazdı o kağıda. Beni bilerek neden kırdı? Bilmemi istedi sanırdım, bencil ve uyumsuz olduğumu bilmemi ve arkadaşlarımın bana davranışlarını kabullenmemi. Ama, bunu küçücük bir çocuğa anlatmanın yolu, gerçekten bu muydu? Annem okulda yaşadığım problemleri fark edince, hocayla konuşup benim hakkımdaki bu düşüncelerini öğrenince, başka bir sınıfa aldırdı beni. Yeni dönemi farklı bir sınıfta karşıladım. Zaman ilerledi, beni dışladıklarını zannettiğim eski sınıf arkadaşlarımla aram düzeldi, biz bir arada farklılıklarımızla, birbirimizi anlamayı öğrendik, birlikte mezun olup, seneler sonra karşı karşıya geldiğimizde gülümsedik. Ama ben o kadını, hiç anlayamadım. Ben o iki kelimeden ibaret olmadığımı anlayacak kadar büyüdüm, o da isabetli bir karar vererek öğretmenliği bıraktı. Ne acı ki, benim hafızamda hep kötü kaldı.

Topuz ve Porno Filmi: Cidden mi?

Liseye geçtiğim dönem uzunca bir süre saçım hep topuz gezdim. Kıvırcık saçla uğraşmak çok zordur. Hava değişir saçın kabarır, sanki hareket edermiş gibi anlık karışır, hacmi fazladır insanı hep bunaltır. Ergenlik dönemi işte, hiç uğraşamazdım. Bu yüzden en kolay yol hep toplamak gelirdi. Kıvırcık saçlı olanlar bilir düzgün bir at kuyruğu yapmak neredeyse imkansız gibi bir şeydir. Bu yüzden genellikle topuz tercih edilir. Öyle işte, ben liseye başladım, hocalar o dönem teneffüslerde koridor nöbetine çıkarlardı. Bir kadın hocamız liseye başladığım ilk hafta beni köşeye çekti ve bir daha saçımı topuz yaparsam disiplin cezası vereceğini söyledi. Sebebini hiç anlamadım, çok sertti, korktuğum için soramadım. Bu böyle bir süre sürdü gitti, onun nöbetçi olduğu günlerde teneffüse bile çıkmaz, sıramda oturup beklerdim. Yakaladığı yerde kolumdan tutup çeker, bir güzel azarlardı. Kaçamadığım günlerin birinde bu tavrının sebebini bana olabilecek en kötü şekilde açıkladı ‘Kızım sana topuz yapmayacaksın dedim elli kere! İnat mı yapıyorsun, topuz erkekleri baştan çıkarır, arzularını arttırır! Neyin peşindesin, porno yıldızları gibi saçını topuz yapıp durma yoksa disipline vereceğim seni’ dedi. Hayatımın şokunu yaşadım. Cinselliğimle yeni tanıştığım, erkeklerin cinsel dürtülerini zaten hiç anlayamadığım bir dönemde topuzun pornoyu çağrıştırdığını kafama vura vura öğretmişti. Ben de korkumdan, herkes hakkımda böyle düşünecek sandığımdan, saçlarımı açık kullanmayı öğrenmiştim. Sonra bu aptal fikri ve sapkın düşünceyi keşfettim ama iş işten geçmiş, ben bir dönemi bu kafayla bitirmiştim. Şimdi karşılaşsam tek bir şey söylerim o manyağa herhalde, ‘Hocam ben topuzu ana obje olarak hedef alan porno filmi hiç görmedim, sizi psikolojik olarak bu kadar derinden etkileyen o performansı görmek isterim. Bir topuzla arzuları tavan yapan erkek varsa da yazık günah gerçekten ya, siz ne yaşadınız Allah aşkına?’

Benim de söyleyeceklerim var!

İtalya’da uluslararası yarışmaya katılmak için adım attığımda çevremdeki herkes rezil olacağımı söylemişti, birincilik plaketi elimde sahneden indiğimde bile düşüncelerinde değişen hiç bir şey olmadığını görmüştüm. Söylemek istediklerimi hiç söyleyemedim. Lise dönemimde Alsancak’ta yürürken sapığın biri cinsel organını gösterip beni korkudan titretmişti, o dönem ki erkek arkadaşım ‘Böyle giyinirsen bunlar olur tabi, davetkar kıyafetler bunlar’ demişti ve ben uzunca bir süre kadınlar etek giydiği için taciz edilir sanmıştım. Terk etmeden önce suratına iki tokat yapıştırıp, hıncımı almadım. Sigortasız çalıştırdıkları bir iş tecrübemde paramı vermemiş, hiçbir hak talep edemeyeceğimi söylemiş, eğer olayı büyütürsem -hakkım olan parayı almaya çalışmamdan söz ediyorlar- başıma dert olacaklarını söyleyerek beni tehdit etmişlerdi. Korktum, yine sustum, hiçbir şey yapamadım. Hiç yan yana bile gelmediğim bir adamın, benimle gecelerce takıldığını erkek arkadaşlarına pişkin pişkin anlattığını, bununla övündüğünü duydum, çok küçüktüm. Bu dedikoduyla baş etmek, gidip hesabını sormaktan daha kolay zannettim. Yüzüne tükürmedim, o şizofrenle hiç yüzleşmedim. En yakın arkadaşımın arkamdan çevirdiği işleri öğrendim, kendi yaptığı yanlışlara beni sürüklediğini bildiğim halde ses etmedim. Arkadaşsız kalmak, yanlış arkadaşlıktan daha kötü zannettim. Görmezden gelirsem, sorunlar geçer gider diye düşündüm, kendimi kandırdım. Hata yaptım.

Farkındalığın Işığı: Lütfen kapat çeneni!

Büyüdüm. Anlattığım örneklerdeki erkeklerin, kadınları cinsel obje olarak gördüğü bir dünyanın içinde kendimi korumayı, onların hadsizlikleri karşısında sesimi çıkarmayı öğrendim. Yapamazsın diyen insanların gözlerindeki kini, yaptıklarımın gururuyla süsledim. Yanlış olan tüm arkadaşlıklardan, ruh hastası düşünceleriyle beni susturmaya çalışan her insandan kurtuldum. Etek giydim diye gözünü dikip bakan herkese aynı bakışla karşılık vermeyi öğrendim, kendi doğrumun peşinden gittim, yanlış olan onlardı çünkü bakışlarıyla bile savaşmayı öğrendim. Kadın dediğin küfür etmez diyen herkese en içten bir küfürle cevap verdim. ‘Dikkat çekmeyi seviyor, canı adam istiyor derler yapma böyle’ diyen milattan kalma düşüncelere çok güzel kahkahalar gönderdim. Ben güldükçe onlar kudurdu, biraz zor oldu belki ama sonunda baş edemeyip onlar sustu. ‘Siyaset yapma aman boşver sen karışma’ dediler, avazım çıktığı kadar görüşümü savundum. Çünkü anladım ki, bu insanlar hayatın her köşesinde. Psikolojik problemleri, bastırılmış dürtüleri, yapamadıkları, elde edemedikleri her şeyi kötüleme hasetleri her zaman karşıma çıkacak. Ben değil, onlar susmayı öğrenmeden bu düzen bozulmayacak. O yüzden lütfen kapat çeneni!

Zamanında veremediğim cevaplar içime dert oldu, kabul. Keşke bana yapmaya çalıştıkları her şeyin karşılığını gerektiği gibi verebilseydim. Ben değilim yanlış olan sizsiniz demeye, tacize uğradığımda avazım çıktığı kadar bağırmaya, duygusal şiddet karşısında yumruğumu masaya vurmaya gücüm yetseydi keşke. Ama yetmedi, başıma gelen her şey beni bu kadın haline getirdi. Zaman doğru cevabı vermeyi bana öğretti. Kısacası bu insanların hepsi aynı. Eminim benden çokta farklı olmayan bir sürü hikayeniz var. Sadece bazılarımızın artık açık açık anlatmaya cesareti var. Şimdi bunlarla yüzleşmeye gücün yetmiyorsa sevgili okuyan, inan ki sorun sende değil. İnan tüm bunların sebebi, senin korkuların ve çekincelerin değil. Bu yazı tüm bu insanların cenazesiydi ve mecazi bir ölüm, ilk kez bu kadar keyifli.

Yorum Yazın

Navigate