Bu ilişki nereye gidiyor? Evliliğe mi?

Uzun ilişki içerisinde bir noktadan sonra geleceği planlamaya ve birlikte bir hayat üzerine hayal kurmaya başlıyorsunuz. Başlarda yavaş yavaş tatlı hayaller olarak kalan bu planlar zaman geçtikçe o kadar yerleşiyor ki ilişkinize, aynı bakış açısına sahip olmadığınızı görmek tartışmalara neden oluyor. Öyle ki taraflardan biri bunu daha çok dile getiriyorsa, daha çok hayal kuruyorsa diğer taraf bu konuda biraz daha pasif kalıyorsa pire olan sorunlar zamanla deveye dönüyor.

İşte bu yazı, bizim ilişkimizde deve olan problemin kendi kendine pireye dönüşen hali.

4 seneyi devirdiğimiz ilişkimizde ilk iki yıldan sonra istemsizce gelecek planı yapmaya başladım. Ama ne planlar.. Öyle evlilik meraklısı bir insan değilim aslında ama atmosferden midir nedir gözüm kararmış olacak ki bir ara tüm konuştuğum şey buydu. Sanırım böyle durumlarda karşı taraf biraz pasif kalınca siz daha çok bastırmaya çalışıyorsunuz. Dünyanın en salak ruh hali. Evleneceğimden falan değil ha, öyle laf olsun işte. Benim atılganlığımın yanında Ahmet o kadar pasif kalıyordu ki sinirden tırnaklarımı kemirmeye başlıyordum. Durup bir konu arasında düğünle ilgili hiç hayali var mı diye ağzını arıyorum adam insan ırkından uzakta yetişmişte düğün nedir ilk kez benden duymuş gibi bir tepkiyle bana boş boş bakıp ‘Yoo hiç düşünmedim’ diyor. Öküz müsün be adam ne demek düşünmedim? Hiç insanın aklına gelmez mi bu kızla evlensem nasıl bir düğün yaparız diye. Ama işte ben daha çok seviyorum demek ki moduna bağlayıp yoktan sebep kavga çıkarıyorum.

Evlilik ne zaman ?

Ay yazarken bunlar utanç verici biliyorum ama o zaman öyle hissetmiyorsun işte. Sen bir köşede gelinlik tasarımlarına gizliden gizliye bakarken adam karşında evlenmeye hiç niyeti yok takılıyor, sana da sinir krizleri geçirmek kalıyor. Bir yere gidiyoruz gören arkadaşları soruyor ‘Ee sizin evlilik ne zaman?’, kafayı çevirip sahte bir gülümsemeyle Ahmet’e bakıyorum utanmasa ‘Hangi evlilik?’ diye soracak. ‘Ee daha çok var kardeşim yaa’ diyerek kapatıyor konuyu. Ben yine cafe tuvaletinde sinirden kendimi parçalıyorum. O an evlenme teklifi etse kabul etmem, ‘dalga mı geçiyorsun sen benimle?’ derim adama. Çünkü ne evliliği, daha elli sene evlenesim yok belki. Ama içten içe deli gibi bu konuları konuşsun istiyorum. Niyetim evlilik falan değil, tek niyetim var o da bu konu açılınca istekli gözüksün. Bende diyeyim ki ‘Bakın benimle nasılda evlenmek istiyor ehehe’, ama nerede? Ne yapsam nafile.

Bu böyle devam ettikçe ben daha da hırslandım. Habire yüzük fotoğrafı atıp ‘Ayy aşık oldum buna harika değil mi aşkım’ mesajları falan atıyorum. ‘Evet güzelmiş’ yazıyor. Ulan adamın beni sevmediğini bilsem diyeceğim ki ‘oyalıyor bu manyak beni’, ama yok biliyorum seviyor. Kuyumcuların önünde oyalanıyorum, yok işte evlenirken neler yapılır, bohça nasıl hazırlanır falan manyak gibi bunlardan bahsediyorum. Böyle yazınca bir itici geldim kendime, adam haklıydı galiba tepkilerinde. Ama vallahi meraklısı olduğumdan değil, soğuk soğuk verdiği cevaplara inadımdan.

Bu konuyu yeni evlenmiş bir arkadaşıma açmıştım, yana yakıla anlattım. Gülüp ‘Bende aynısını yaşadım’ demişti. ‘Delirtiyordu beni, sonra bir gün kendiliğinden oluverdi..’ Tabi iş böyle bir noktaya gelince bizim tartışmaların seyri değişti. Yok sen beni sevmiyorsun, benimle ciddi düşünmüyorsun falan. Ben iyice manyağa bağladım. Kalbim kırılmaya başlayınca da, uzaklaşıp konuyu kendi çapımda kapattım. Üstüne gelin problemler, sıkıntılar ve birbirimizi anlamamalar sonucunda en şiddetlisinden bir ayrılıkla uzaklaştık birbirimizden. Konu o zaman çok başkaydı belki ama tüm bunların etkisi de vardı belli ki. 

Sonra bir gün kendiliğinden oluverdi..

2 aylık bir ayrılığın ardından barışma sürecinde ilişkiye başlamadan biraz konuşmayı denedik. Her şeyden uzak. İşte ne olduysa zaten bundan sonra oldu. Bir gün benimle buluşmak istediğini söyledi. Karaköy’de. İlişki süresince ‘öf boşver uzağa gitmeyelim’ kafasında bir kilometre öteye çıkmayı üşengeçlikten reddettiğimizden, bizim için garip bir durum. Ayrılık sonrası bir randevu gibi olduğu içinde ekstra heyecanlı. Neyse kalktık gittik, oturduk bir yere. Bir şeyler içip, sohbet ediyoruz. Ama öyle iyi hissediyorum ki kendimi, birbirimizi yediğimiz adam gitmiş yerine bensiz yaşayamazmış gibi davranan biri gelmiş resmen. Bazen ilişkide ayrılık güzel bir şey sanırım. Biz ilişkiyi bitirirken hiç geri dönüşü olacağına ihtimal vermemiştik. İstememiştik zaten, gerçekten uzaklaşmayı seçmiştik. Ama o ayrılık, Ahmet’te bana dair olmadığını hissettiğim ne varsa geri kazandırmıştı sanki. Kaybetme korkusu aylar sonra gerçekten yüzüne yansımıştı.

Birbirimizi anlamaya başlamıştık. Yargılamayı bırakıp, çözmeye odaklanmıştık. Belkide ilişkimiz süresince ilk kez gururunu geberse göz ardı etmeyen o adam gitmiş, benim için kendinden ödün veren biri gelmişti. Biz böyle romantik romantik takılırken ‘Seninle evlenmek istiyorum, çok düşündüm’ dedi. Böyle anlatınca da evlilik teklifi gibi oldu ama öyle değil. İlk kez bu kadar net, bu kadar istekli söz etti. Gelecekten, evlilikten.. Ben tabi o kadar birikmiş şeyin ardından şoka girdim. Bensiz olmak istemediğini söyledi, beni hep yanında görmek istediğini. Evlenecekse bunun benimle olmasını istediğini, hayal kuracaksam eğer seninle olsun dedi. O Karaköy, o gün bambaşka hissettirdi bana kendimi. İlk kez benim gibi, zoraki ya da baskıyla değil. Konuyu ben açtığım için değil, bana söylemek istediği için hayal kurduk birlikte.

Bu hikaye böyle güzel,romantik bitsin isterdim ama ne yazık ki öyle değil.

Meğer o gün araladığımız  gelecek kapısına adım atınca Ahmet beni bezdirecekmiş. Bilmiyordum. Anlamanız için şöyle örneklendireyim. Kadınlar evliliğe giden yoldaki detaylara daha hakim olduğu için bize yepyeni gelmiyor bazı şeyler. Yeni eve taşındım malum, bir önceki yazıda hikayesini anlatmıştım. Bu ev alışverişi sırasında hep birlikteydik. Hayatımın en zor günlerinden biriydi herhalde. Alacağımız şey basit. Bir televizyon, bir yatak. İşten çıkmışım zaten, açlıktan ölmeme dakikalar var. Alalım bitsin derdindeyim. Allahım o kara gün, almayacağımız ne varsa sordu, fiyat öğrendi ve pazarlık etti. Evlenince lazım olur diye!

Televizyonu gidip en iyisinden seçti, evlenince mutfağa koyarız diye. Boğazlayacağım adamı o raddeye geldim, tek istediğim almak ve çıkmak. Ama yok bu koltuk niye bu kadar pahalı, yok bu devasa televizyonu evlenince alsak ne kadar olur. Bunun özellikleri neler. Bırak be adam ne yapacaksın. Alalım şu yatağı gidelim Allah’ını seversen, tekli koltuk fiyatlarını, yapıldığı malzemeye kadar soruyor. Çekiştirdikçe ‘bir dakika ya öğreniyorum’ diyor. Belki bir yıl önce olsa bu hareketlere dibim düşerdi, şimdi beni deli ediyor. Birde üstüne kızıyor ‘İlgilenmeyince evlilikten uzaksın diyordun şimdi ilgileniyorum diye sinirleniyorsun’ diye. 

Hani onu darladığım zamanlar vardı ya, ben adamın ne çektiğini anladım yemin ederim.

Evde sigara içiyorum diye işitmediğim laf kalmadı. Birlikte falanda yaşamıyoruz, birde öyle olsa kendimi atacağım herhalde pencereden. Bulaşığı yıkamadığım zaman bana fotoğrafını çekip atıyor, birde üstüne fırça çekiyor bir güzel. Yok sigarayı camdan kafamı dışarı uzatıp içecekmişim, yok camdan çok toz giriyormuş açık bırakıp gitmeyecekmişim. Bir yıl önce bana ‘Tuvalette sigara içsem olur mu eheheh’ diyordu bu adam. Kıyafetlerimi ortada bırakıyormuşum, arkamı toplayamazmış evlenince böyle. İnstagramda bebek videoları atıp atıp gelecek hayalleri kuruyor. Şöyle kızım olsa, böyle oğlum olsa falan diye. Hani onu darladığım zamanlar vardı ya, ben adamın ne çektiğini anladım yemin ederim. Bunun adı resmen intikam. Nişan için şunu yapmamız lazım, şu kadar para biriktirelim. Ev mi araba mı bir boğulma noktasına geldim.

Kim bilir zamanında o neler hissetmişti..

Zamanında arkadaşlarının ‘Evlilik ne zaman?’ sorusuna uyuz olan adam gitti, tarih veren bambaşka bir insan geldi. İki lafımızdan biri gelecekle ilgili. Parmağımdaki yüzükte bu değişimin sonraki hikayesi. Ciddi olduğunu, adım attığını göstermek için bana verdiği en güzel hediye. Bu değişim nasıl oldu derseniz, inanın bilmiyorum. Ama ben fazla üstüne düşmüşüm ki değiştikten sonraki hali beni delirtmeye yetiyor. O zaman olsa sevineceğim şeylere şimdi bir garip bakıyorum. Ama her şeyi geride bırakıp bazen öyle içten hissediyorum ki, gerçekten bensiz bir sabaha uyanmak istemediğini, tüm her şeyi unutuyorum.

Son sözüm benimle aynı duyguları paylaşan mağdur kız kardeşlerime,

Şu an sizinle aynı hayallere sahip olmadığı için darladığınız sevgilinizi salın gitsin. Ne kadar üstüne giderseniz gidin, ne kadar hırslanıp delirirseniz delirin bir işe yaramaz. Çünkü bu sadece onun elinde. Zamanı gelince olacak bir şey. O an sizin gibi hevesli olmaması, sizinle bir gelecek istememesinden kaynaklı değil. Hazır hissetmemesinden kaynaklı. Ne zaman hazır hissedeceği de belli olmuyor galiba. Bazen tam sizin vazgeçtiğiniz bir anda, bazen Karaköy’de romantik bir mekanda. 

orum yapılmış

  1. Zirrrzoppp Reply

    Aynılarını yaşayıp ekran görüntüsü aldığım tüm gelinlikleri bir çırpıda silip tüm baktığım alyansları tarayıcı geçmişimden bile temizleyip “hevesimin içine ettins erkan al bundan sonra sen istediğindede kılımı kıpırdatcak heves istek bırakmadın” dedim. Kabul geceleri gizliden bakıyorum haberi yok. Peki bu evlilik işini neden tek tarafa yıkmalı? Neden biz kadınlar erkeklerin istemesini bekliyoruz? Biz istiyoruz canımız düğün çekiyor diye onlarda isteyiverse olmaz mı? Fedakarşık bizde hep bizde sinirlendim şu an resmen. Tamam belki boşanorız biz 2 yıl sonra istedik diye bizle evlenince ama belkide onlar istedi diye 10 yıl beklerkende hasta olur ölürüz. Ee o zaman ah keşke evlenseydim onunla o ölmeden demekdense birbirimize uygun değilmişiz demek daha karlı değil mi?

    • EcenurAk Reply

      Sorgulamakta bence çok haklısınız. Hep hazır olmasını beklemekle sınanıyoruz sanırım. Bence bunun toplumumuzda yer etmiş temel görüşlerle alakası var. Keşke hazır değilim mantığıyla hareket etmek yerine biraz dönüp sorgulama yapabilseler.. Ama maalesef beklemek zorunda olan yine biz oluyoruz. Olan hayallerimize, heveslerimize oluyor. Açıkçası ne yaparlarsa yapsınlar kırılan o hevesler kolay kolay eskisi gibi hissettirmiyor..

Yorum Yazın

Navigate
%d blogcu bunu beğendi: