24. Yaş Dileğim Gerçek Oldu!

Bu yazıya başlamadan önce kem gözlerinizi çıkarmanızı rica edeceğim zira bu gökyüzünün görüp görebileceği en güzel dönemlerimden birindeyim. Çok mutluyum ben ya! Ama öyle böyle değil. En son bunu bu kadar içten ne zaman söyledim hatırlamıyorum ama hayatımdaki her şeyi yoluna koyuyor gibiyim. Tek şey hariç; Aşk. Onu da oturup beklemek bana göre değil zaten. Aman napayım ya olacaksa en iyisi olsun bari diye diye kendimi yalnızlığa alıştırdım şimdi de biri gelir düzenim altüst olur diye ödüm kopuyor. İstanbul’da geçen onca seneden sonra evim, işim, ailem, arkadaşlıklarım her şeyim tam tıkırında. Bunu buraya yazdım ya şimdi iki gün sonra başıma gelmeyen kalmaz eminim. Aman napalım, mutlu oluyoruz diye hiç konuşmayalım mı yani. Şimdi kısa bir özet geçeyim, malum bir süredir yazmadım. Hiç beklemediğim bir anda, hani böyle ‘Kariyer planında 5 sene sonra kendini nerede görüyorsun?’ diye sorduklarında verdiğim cevabın karşılığı bir iş teklifi aldım. O kadar ani oldu ki korktum.…

Sosyal Medya Reklamları 1 Ocak’ta Yasaklanıyor! Peki Şimdi Ne Olacak?

Bizim “Sosyal Medya Yasası” olarak bildiğimiz 7253 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 1 Ekim 2020 itibarıyla yürürlüğe girdi. Bu kanun kapsamında sosyal ağ sağlayıcılarına (Kullanıcıların internet ortamında sosyal etkileşim amacıyla metin, görüntü, ses, konum gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkan sağlayan gerçek veya tüzel kişiler) çeşitli yükümlülükler getirildi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun sosyal ağ sağlayıcılarına “temsilcilerini belirlemeleri” için tanıdığı üçüncü uzatmalı süre 1 Ocak 2021 tarihinde bitiyor. Eğer sosyal medya platformları 1 Ocak 2021 tarihine kadar resmi temsilciler belirleyip bildirmezse, BTK bu platformlara reklam verilmesini yasaklayacak. Sosyal Medya Yasası Maddeleri Türkiye’de günlük erişimi 1 milyondan fazla olan yurtdışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılarının, en az 1 kişiyi Türkiye’de temsilci olarak belirlemesi gerekiyor. Bu kişinin iletişim bilgilerine, kolayca görülebilecek ve doğrudan erişilebilecek şekilde internet sitesinde yer verilecek. Yükümlülüklerini yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcılarına 10 milyon…

Türkiye’de İnternet ve Sosyal Medya Kullanımı Verileri | 2020

Herhalde en dijital yılımızı geride bırakıyoruz.. 2020, Covid-19 Pandemisi ile her şeyi dijital üzerinden yürütmek zorunda kaldığımız, zamanımızın büyük çoğunluğunu sosyal ağlarda geçirdiğimiz bir yıl olarak akıllara kazındı. Hal böyle olunca, geçen yıllara oranla internet ve sosyal medya kullanımı istatistikleri de değişti. We Are Social her yıl sosyal ağ kullanımından mobil ödemelere, e-ticaret pazarından sosyal medya reklam harcamalarına kadar küresel birçok detaylı metrik yayınlıyor. Ben Lisans Tezimi yazarken de birebir We Are Social’ın verilerini baz almış ve araştırma sorularıma karşılık varsayımlarımı bu veriler doğrultusunda sunmuştum. En dijital yılımız 2020’yi sektörel bazda değerlendirirken de  We Are Social’ın Digital 2020 Raporu’na göz atmakta fayda var. We Are Social Digital 2020 Raporuna göre Türkiye’de İnternet Kullanımı Verilerinde Öne Çıkan İstatistikler Türkiye’deki 16-64 yaş arası kullanıcıların mobil internet kullanımı günde 4 saat. Mobil internet kullanımında harcanılan zaman ile Türkiye dünya ortalamasının üstünde. Türkiye’nin bu yıl internet penetrasyonu (İnternet’i kullanan nüfusun genel nüfusa oranı) %74…

Yeni Dünya | Ebru Ceylan Özcan

Blog Yazarından Birkaç Cümle: Bazı insanların hayatınıza katılışının sunduğu değer paha biçilemez, sanki yolunuzun bir noktada kesişmesi bu karmaşanın arasında size sunulmuş bir hediye gibidir. Ebru da benim için onlardan biri. Naifliği, eğlenceli hali, güçlü tavrı ve her ne olursa olsun bir arkadaştan alabileceğiniz en güzel duyguları hayatınıza kendi yorumuyla katışı.. Canım Ebru, önce hayatıma sonra kendimi öyle ya da böyle ifade etmeye çalıştığım bu gökyüzüne dokunduğun için çok teşekkür ederim. Bu blogun okuyucuları eminim ki seni çok sevecek, o yüzden en kısa zamanda bir blog açtığın haberini almayı canı gönülden diliyorum. Daha sonra seve seve, büyük bir heyecanla seni Konuk Yazar kategorisinde ağırlayacağım. Bana hayatı en güzel noktasından sevmeyi hatırlatan gözlerindeki o ışık hiç sönmesin. Elinin değdiği her şeyi güzelleştirdiğini asla unutma. Çünkü bu çok nadir sahip olunan bir özellik. Güzel yüreğine, cesur kalemine sağlık. İyi ki yazdın! Söz Sırası Sende: Ebru Ceylan Özcan Herkese merhaba, öncelik canım Ece, bu…

Yasak Elma: Adem, Havva ve Lilith

En başa döndüğümüzde insanlığın Adem ve Havva’nın topraktan yaratılması ile başladığı kabul edilir. Aslında hikaye çok basit, iblis geliyor, yasak elma yeniyor ve insanlık ilk kez iradesizlikle sınanıp cennetten kovuluyor. Gerçi elma olduğu bile kesin değil, bu nedenle çoğu kaynakta cennetin kapılarını biz insanlara kapatan şeyin yasak olan ağaçta yetişen bir meyve olduğu söyleniyor. Bazı kaynaklar Havva’nın cennet bahçelerinde masumca gezerken şeytanın oyununa gelip meyvenin tadına baktığını sonra da Ademe yedirdiğini söylüyor. Bu nedenle insanlık tarihindeki ilk kadın bile yaptığı hatayla, cinselliğin kapılarını aralamasıyla anılıyor. Ancak Musevilik ve Hristiyanlık gibi bazı inançlarda yer alan efsaneye göre Adem’in ilk karısı, yani yaratılan ilk kadın Havva değil, Lilith. Aslında bu yasak elmadan da öncesi, ilk kadının ilk adamın üstünlüğünü reddetmesi var. İlk Kadın, İlk Eş, İlk İsyan: Lilith Bazı inançlarda yer alan, bazılarında hiç anlatılmayan, tüm kötülüklerin ardına adı yazılan, İslam’da hiç yeri olmasa da çoğu inanışta kabul gören bu efsane; Adem’e…

Bu İşte Bir Yalnızlık Var

Bir çoğunuzun hakkımda bir çok yargısı, adımın önüne eklemekten zevk aldığı bir çok sıfatı var. Biliyorum. Siz cesaret edip söylemeseniz de, susup dile getirmeseniz de ben fark ediyorum. Bazen gözlerinizle, bazen sessizliğinizle, bazen arkamı döndüğüm an dile getirdiklerinizle belli ediyorsunuz. Diyorsunuz ki; Kendini nasıl bu kadar önemli zannedebilir, şu koca dünyada eşsizmiş gibi davranabilir?  Aklınızdan geçen her şeyi inanın biliyorum. Hayatınızı öylece kelimelere döküp insanların ayaklarının altına serdiğiniz zaman herkese onun hakkında yorum yapabilme hakkı da sunuyorsunuz bir yerde. Ben bir süre önce yazarken, kelimelerim yanlış anlaşılır korkusuyla defalarca okurdum kalemime yansıyanları. Çünkü onaylanmamak ya da yalnız bırakılmaktan çok korktuğum zamanlarım oldu. Aslında sandığınız gibi kendimi bir şey zannetmek, bu sanal dünyanın içinde olduğumdan fazlasını hissettirmek öylece yaptığım bir şey değildi. Özümde o kadar yoğun bir duygusallıkla baş etmeye çalışıyordum ki yazmaktan ötesi kurtarmadı sadece. İçimi öylesine insanlara açınca en güvendiğim yerlerden gelen saldırıyı göremediğim için durmadan düşüp, kalktım. Sesim…

Aşk Başkaydı Hani Kasım’da?

Ekim ayının sonunda Doku’nun Kasım kampanyası için bir fikir üretmem gerekiyordu. Scarlet Altın İğne uygulamasının pazarlama süreci için Creative Ekibe önce ayakları yere basan bir fikir, ardından da bu fikrin tüm dijital pazarlama kollarını oluşturacak bir planlama sunmak üzere uzunca bir süre düşündüm. Aşkı aldım, tanımladım, önce kendimden, sonra Doku’dan bir şeyler katarak Kasımda Aşk Başkadır projesinin fikir aşamasını tamamladım, Creative Ekip’te bu fikri geliştirerek tüm dijital platformlara Kasım Kampanyası olarak sundu. Peki bunu neden anlatıyorum? Çünkü bugün, aşkı tanımlayarak yazmaya başladığım kampanyanın son günlerinde, aşık hissetmeyi ne kadar özlediğimi gözlemliyorum. Bir yıl önce aşkı bir miktar zayıflık olarak değerlendirecek kadar bıkmış bir ruh hali içerisindeydim. O süreci zaten ‘Bir Tutam Aşk’ kategorisindeki yazılardan biliyorsunuz. Ama kampanya için yazmaya başladığımda aşkı hep iyi, hep güzel yönleriyle, özlenecek bir olgu şeklinde kaleme almışım. Hem aşkı bu kadar özleyip, hem de birini tanımaya nasıl bu kadar kapalı olabildiğim konusunda anlam veremediğim endişelerim var.…

Sosyal Medya Kullanma Kılavuzu

Dikkat! Değerli okuyucular, Sosyal Medya Uzmanınız konuşuyor. Bu yazı, hayatınızın vitrini olan sosyal medya hesaplarınızı düzenleyebilmeniz, popülere ayak uydurabilmeniz ve flört ihtimallerinizi sanal imajınız nedeniyle kaybetmemeniz için hazırlanmış bir kılavuz niteliğindedir. Öyle bir devirdeyiz ki, artık her şeyimiz dijital! Hayatımızın büyük bir kısmını dijitalde paylaşıyor, biriyle tanıştığımız ilk an sosyal medya hesaplarını aratıyor, hatta artık yeni birileriyle tanışmak için doğrudan sosyal medyayı kullanıyoruz. Peki hiç düşündünüz mü, artık herkesin mutlaka katılım sağladığı bu platformlarda nasıl gözüküyoruz? Bazılarımızın daha fazla takipçisi varken ve bunlar günden güne artarken, bir kısmımız neden sosyal medyanın etkileşimsiz mezarlığına gömülmek zorunda kalıyor? İşte bu yazı da tüm bunlara yanıt verecek, ve son cümle bittiğinde sosyal medya hesaplarınızı en cool şekline getirmiş olacağız. En Baştan Başlayalım: Sosyal Medya’nın Dinamikleri Şimdilerde bağımlılık konusuyla oldukça eleştiri toplasa da, bugün haber takibi yapmak için Twitter’ı, en güzel anlarımızı yayınlamak için Instagram’ı kullanıyorsak, günümüzün büyük bir kısmını bu platformlarda harcıyor ve…

Kuzumcu Tayfa, Evlilik Modası ve İsyan

Flörtöz bir kadınım ben. İstemem yeter, çaba göstermekten, uğraşmaktan korkmam, çekingen kalmam, üç adım sonra ne olacağını planlamam. Bazı kadınlar narin, utangaç, kırılgandır hani. Kavanoz kapağı bile açamaz, yanında bir adam olmadan iki adım dahi atamaz. Hani erkekler bayılır böylelerine, onlara kendini dünyanın en mükemmel adamı gibi hissettirenlere.. Ben asla öyle olamadım. Çok güzel bir kadın değilim, hiç öyle olduğumu da düşünmedim. Ama akıllıyımdır, kendime baktırırım. Auram güçlüdür, özgüvenim yüksektir, yürürken bile bunu yansıtırım. Aşkı gelişi güzel yaşarım, hep uç noktalarda. Plansız, ani, sürprizlerle dolu. Yüzümü hiç beklemediğim zamanda güldürene, beni dünyadaki tek kadınmışım gibi hissettirene kalbime açarım. Özellikle son bir yıldır özgürlüğüme çok düşkün bir yapıya büründüm. İlişki ya da evlilik sahip olduğum bu özgürlüğün yanında neredeyse tüm cazibesini kaybetti. Etrafımdaki hemen her evliliğin sorunlarını duymak, ilişki içerisindeki kısıtlamalara ve kavgalara şahit olmak beni boğan bir kıvama geldi. İyice soğudum, uzaklaştıkça da yalnızlığa daha çok yaklaştım ve alıştım. Ama…

Kadın, Erkek ve Kutsal Şehvet

*Bu yazı internet denetiminde 18+ olarak kabul edilen cinsel terimler içermektedir.   Türkiye’nin toplumsal yapısı göz önünde bulundurulduğunda kadınlar için bırakın cinselliği keşfetmeyi, açık açık konuşmak bile söz konusu değil. Erkekler bir köşede öyle ya da böyle cinsel arzularına yönelik  eğitilirken, daha ilk andan, sünnet deneyiminde bile sebepleri en açık haliyle öğrenirken, biz, herkesin bildiği ama kimsenin dile getirmediği bir bilmecenin içinde, şehveti kendi kendimize keşfetmeye mahkum edildik. Peki neden? Kadının libidosu erkekten daha az olduğu için mi? Saçmalık. Ya da söz konusu bekaret olduğunda toplumsal normlar baskın geldiğinden mi? Gerçekten şehvet dediğimiz şey bakirelikten öteye bir yol olmadığını kabullendirmek için ergenlikten itibaren kızlardan gizlenen bir tanımdan ibaret mi? O kimsenin konuşamadığı ama hissettiği bu duygu, ilk kıvılcımını nerede vermişti? Şehvet 101: REGL Regl ile yüzleşmeye hazırlandığımız o dönemi bir düşünün. Göğüslerin yavaş yavaş belirmeye, vücudumuzun şekillenmeye, hislerimizin kuvvetlenmeye başladığı, herkes tarafından kabul görülen ergenlik dönemi. Düzen şimdi nasıl bilmiyorum ama…

Navigate