Bir Belgesel Drama: The Social Dilemma

Dijital medyanın arka yüzünde çalışan biri olarak belgesele bir başka bakış açısı getirecek olsaydım, hele bir de bunu Dünya’nın en çok izlenen online platformunda yayınlasaydım, herhalde Sosyal İkilem’den daha yaratıcı bir içerik ortaya koyamazdım. Belgesel kültürü olmayan bir insan olmama rağmen Netflix’in ilk 10 listesine aniden düşen ve zirveye yerleşen bu yapımı merak etmekten kendimi alamadım. Mesleki bir yönlendirme düşüncesiyle izlemeye başlamış olsam da, bu kadar etkili bir içerikle karşılaşacağım doğrusu aklımın ucundan bile geçmezdi. Netflix: Sosyal İkilem (The Social Dilemma) İncelemesi Sosyal İkilem, orijinal adıyla The Social Dilemma, 9 Eylül 2020 tarihinde belgesel drama türünde, Netflix’te yayınlandı.1 saat 34 dakikalık yapım, En İyi Haber ve Belgesel dalında Emmy ödülü kazanan Buzun Peşinde’nin yönetmeni Jeff Orlowski imzası taşıyor. Yapımcılığını Larissa Rhodes’in yaptığı Sosyal İkilem’in senaryosunu ise Davis Coombe, Vickie Curtis ve Jeff Orlowski gibi isimler üstleniyor. Belgeselde günümüzün en önemli sosyal medya ve dijital teknoloji devleri Google, Twitter, Instagram, Apple,…

Müsaitseniz size aşık olabilir miyim?

Uzun zamandır yazışamadık, ee tabi bende durumlar bir hayli yoğun olduğundan yazdıklarımı düzenleyip yayınlamaya hiç fırsatım olmadı. Muhtemelen sitenin taslak kısmını görseniz, beni yayınlamadığım her yazı için küçümser bir eleştiriyle üzersiniz. Ama işte özel hayat, iş telaşı, kafa yoğunluğu derken kalemimden çıkan şeyler gözüme çok pasif görünmeye başladığından yayınlamak yerine kendime saklamayı tercih ettim. Ancak yazmadığım dönemde istatistiklerde yarattığınız değişim dikkatimi çekti. Neden bilmiyorum dönüp dolaşıp ‘Bir Tutam Aşk’ kategorisini okuyorsunuz. İflah olmaz bir aşk bağımlısı gibi yazdığım her yazıyı durup durup okuduğunuz için bu kategoriye bir güncelleme yapma zamanının geldiğini hissettim. Çünkü zaman geçiyor, ben değişiyorum, düşüncelerim farklılaşıyor. İki ay önce hissettiğimle şimdi düşündüklerimin arasında bile bir uçurum açılıyor. Günlük tarzı bir blog tutmanın olumsuz taraflarından biri de bu. Yıllar önce, o an hissettiklerinle yazdığın bir yazıya bir eleştiri geliyor, ‘Ama ben onu yazdığımda çok küçüktüm, şimdi öyle düşünmüyorum ki’ diyemiyorsun. O yüzden yazarı, eski cümleleriyle değil, güncellediği yazılarla…

Haber Üsküdar Röportajı | Kendimi hırslı, duygusal ve hayalperest olarak tanımlarım!

Geçtiğimiz ay Haber Üsküdar muhabirlerinden Nursena Aksemer ile yaptığımız keyifli röportajı burada da yayınlamak istedim. Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz. Bonus: Röportajda sözü geçen aynı anda iki örgün üniversite okumakla alakalı bütün detayları Tüm Yönleriyle İkinci Üniversite yazısında bulabilirsiniz. Ecenur Ak kimdir, neler yapar, dün nasıldı, bugün nasıl bir Ecenur Ak var? Bize kendinizden bahseder misiniz? Ben genel anlamda kendimi hep hırslı, duygusal ve hayalperest olarak tanımlarım. Sanırım bu nedenle üreten tarafta olmayı seviyorum. Ürettiğim, hayal ettiğim şeylerin tüketildiğini, beğenildiğini görmekten farklı bir haz duyuyorum. 10 senedir kendi blogumda yazmaya devam ediyorum. Şu sıralar iki farklı şirketin sosyal medya uzmanlığını ve içerik editörlüğünü üstleniyorum. Kendime baktığımda dün daha tecrübesiz ama hedefleri olan, bugün ise daha özgüvenli birini gördüğümü söyleyebilirim. Yüzeysel olarak tanımladığımda böyle biriyim. Sıradanlığın içinde biraz sıradışı diyebilirim. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi size ne kattı, şu anki işinize etkileri nelerdir? Küçüklüğümden beri İletişim fakültesi hedefimdi. Kafamda kodlanmış gibi hayal ettiğimden hiç…

Masalını Yitiren Prenses

Bir varmış, bir yokmuş.. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde pireler berber iken,develer tellal iken,ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken uzaklardaki bir sarayda ya da bilinmeyen bir diyarda değil, tam burada, çok yakınımızda, iki sokak ötede ya da mahallenin içindeki körpe bir evde, masallarla büyüyen bir prenses yaşarmış. Bir gün sarkıtmak zorunda kalırsa diye saçlarını hiç kestirmez, her ihtimale karşı kırmızı bir pelerinle gezer, yedi tane cücenin yaşadığı bir ev görme umuduyla yürürken hep etrafına bakarmış. Pembe kıyafetlerini plastikten taçlarla süsler, yaşlı bir kadın elinde elmayla kapıda belirirse yememesi gerektiğini hep kendine hatırlatırmış. İstediği bir yere gidemezse, ona kötü davranan birileri etrafta belirirse, toprağa düşen iki çift gözyaşının periyi ona getireceğine inanır, gittiği balonun en güzeli olacağının hayaliyle geceyi gündüz yaparmış. Günler değişmiş, zaman geçmiş pembe tütsü etekler yerini siyah kotlara bırakmış, kristal plastik taçlar renkli saç boyalarına, hayalleri süsleyen masallar popüler gençlik romanlarına dönüşmüş. Beyaz atlı prens, beyaz…

Bu yazıdan kimse sağ çıkmayacak!

Hayatımızın her döneminde içimize dert olan, bizi yaralayan, yıkan, kızdıran, ‘Şimdi olsa farklı tepki verirdim’ dediğimiz olaylarla ve insanlarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Genelde bunu şöyle tasvir ederler; Eğer yaşadığınız şey o gece sizi uyutmuyor ve bir daha o durumla karşı karşıya kaldığınızda nasıl tepki vereceğinizi kafanızda planlıyorsanız,etkisi altında kaldığınız bu durumu aşmalısınız. Madem ki psikolojik tanımı böyle, öyleyse en baştan başlayalım. Benim sustuklarımı hep birlikte aşalım. Hayatım boyunca doğru tepkiyi veremediğim her durumu olduğu gibi korkmadan, utanmadan yazacağım ve o son cümle geldiğinde, bu yazıya kahraman olan her insanın varlığını, yok sayacağım. Yaşım daha 19: İş Görüşmesi ve Taciz Bahar dönemi bitmiş, üniversite yeniden açılana kadar çalışmak istiyorum. Klasik iş arayışı dönemi, iş bulma siteleri, eşe dosta haber verme seremonisi. Malum üniversite öğrencisiyim, çalışabileceğim alanlar kısıtlı, yaş küçük, tecrübe az. Kariyer.net üzerinden başvuru yaptığım firmalardan biri dönüş yaptı, görüşmeye çağırdı. Ofis, evime beş dakikalık uzaklıkta. Çalışma saatleri uygun, maaşı yüksek.…

ÖLÜM BESTESİ

Belki farkında bile değiliz, evrenin hakimiyetinde, ömrümüz bir kum saatinden hallice orada bir yerlerde akışında. Geriye kaç kum tanesi kaldı acaba, bilmiyoruz ki başımızdan geçen onca şeyin o saatin akışına, hızına etkisi var mı? Ya da söylendiği gibi o karar zaten bizden bağımsızca çok öncesinden alınmış, yazılmış mıydı?  Bugün ölsem diye düşünüyor insan zaman zaman. Pişmanlıklarını, keşkelerini, yarım ağız tabulaşan kurallarını ve o son an ne hissedeceğini. Hep duygusal, hep çok uçlarda, fazla abartıyla yaşayan bir insan olunca yolculuğunuzun sonunu öyle ya da böyle düşünüyorsunuz. Mesela kaç yaşına kadar yaşayabileceğinizi, ne sebepten öleceğinizi ya da yaşadığınız hayata öldükten sonra biçeceğiniz değeri. Özellikle blogun onuncu yılında ve sanırım Mustafa şehit olduktan sonra, ardımda kalan insanlara fotoğraflar ve paylaştığımız anılar dışında ruhumdan cümleler ve düşünceler  bırakacağım için burayı daha çok sahiplenmeye başladım. Söz uçar, yazı kalır misali ben öldükten sonra bile ruhumdan bir parça burada yaşayacak, bir nevi burası beni ölümsüz kılacak.…

Lisans Tezi | Sosyal Medya ve Kimlik

Yazar Notu: Üzerinden geçen bir senenin ardından, lisans eğitimimin en büyük emeğini sarf ettiğim tezimi arşivimde yitip gitmesindense, konu üzerine araştırma yapan kişilere kaynak olabilmesi için yayınlamaya karar verdim. Üsküdar Üniversitesi’nde aldığım Yeni Medya ve Gazetecilik eğitimimin son senesinde tezim için severek yazacağım ve araştıracağım bir konu seçebilmek için oldukça yoğun bir zaman harcamıştım. Danışman hocamın, bölüm başkanımın ve fakülte araştırma görevlerinin yönlendirmeleriyle Sosyal Medya ve Kullanıcı Kimliği konusunda yoğunlaştım. Bugün üzerinden geçen zamana rağmen hala dönüp tezimden yardım alıyor oluşum, eğitimime ve mesleğime en uygun konuyu incelediğimi bana kanıtlar nitelikte. Her yönüyle ve her kelimesiyle hala gurur duyduğum bu çalışmanın, henüz yolun başındaki İletişim Fakültesi öğrencilerine referans olabileceğine inanıyorum. Aşağıda gördüğünüz kısım tezimin araştırma ve sonuç bölümleri kapsıyor. Dilerim aradığınız bakış açısını bu çalışma içerisinde bulabilirsiniz.  **  Tezin içerisinde yer alan İçindekiler, Tablolar, Kısaltmalar Dizini, Şekiller Listesi, Kaynakça, Anket Grafikleri ve görseller blog yayınında kullanılmamıştır. Sosyal Medya ve Kimlik:…

Aşkın Tılsımları | Ördek, Çınar Ağacı ve Nilüfer

Gülümseten anılar, kutularda saklanan hatıralar, mantık sürekli reddetse bile kalpte izi kalmış duygular.. Ne kadar silersek silelim hayatımızdan, mazide kalan her aşk bünyesinde kendi tılsımını taşır. İnsan unutulur, hatırası dahi yok olur ama o aşka tılsım olanın etkisi ömürlük seninle olur. Hep hatırlar, nerede görsen o duyguyu tanır, tanıdık bir sempatiyle önce acıtır, sonra yerini bildik bir gülümsemeye bırakır. Yitirilenin gücü ne kadar yüksekse tılsıma o kadar derin hisler yansır. Ben anılara, hatıralara o kadar kıyamayan bir insanım ki, en ufak şeyi kenarda tutar, bir fotoğrafı silerken bile elli kere düşünürüm . İyi ya da kötü, anısı varsa, değerini gözden çıkaramam. Sahibini gözden çıkarıp, anısına kıyamadığım o kadar çok şey saklı tuttum ki hayatımda, yerine yenisini koyamayacağım kadar çok ağırlığım var. Hal böyle olunca, benim ilişkilerimin tılsımları neydi acaba diye bir sorgulama telaşına giriştim. Bu kadar düşününce, kendime verdiğim cevapları da sevince  kalemi elime alıp yazmaya başlayayım dedim. İlk aşkımın…

La hora de las musas | Netflix | Valeria

İspanyol yapımı Valeria 8 Mayıs’ta Netflix’te izleyici ile buluştu ve Türkiye’de en çok izlenenler listesine onuncu sıradan giriş yaptı. Dizi Elisabet Benavent‘in bir milyon kopyadan fazla satan 5 kitaplık roman serisinin bir uyarlaması. Peki 8 bölümden oluşan ilk sezonuyla karşımıza çıkan Valeria sıkıcılıktan öldüğümüz şu karantina döneminde çerez niyetine izlenebilir mi? Teknik bilgileri hızlıca geçelim.. Roman serisinin yazarı Elisabet Benavent’in yaratıcı danışman olarak da yer aldığı dizinin yapım şirketi  Plano a Plano. Dizinin yaratıcısı María López Castaño dizinin senaryosunu Fernanda Eguiarte, Aurora Gracià ve Almudena Ocaña ile birlikte kaleme almış. Inma Torrente ve Nely Reguera’nın yönetmen koltuğunda oturdukları dizinin başrollerinde, Diana Gomez (Valeria), Silma Lopez (Lola), Teresa Riott (Nerea) ve Paula Malia (Carmen) yer alıyor. Ibrahim Al Shami J.(Adrian) ve Maxi Iglesias (Victor) ise bizi ikilemde bırakan diğer rolleri üstleniyor. Netflix dizinin resmi konusunu açıklarken ‘İşinde ve evliliğinde kriz yaşayan bir yazar, kendilerini keşfetmekte olan üç yakın dostuna sığınarak onlardan…

Perestiş | Bir Anne Hikayesi

Geçen gün bir mesaj geldi annemden. ‘Bir yazı yazsana şöyle iç ısıtan, güzelliklerden, umuttan bahseden. Mutlu olalım’ yazmış. Anne sözü dinlenir malum, söz konusu onun dilediği bir şey ise yapmamak olmaz. Onun isteği üzerine yani bu iç ısıtan, güzelliklerden, umuttan bahseden yazı. Biz üç kız kardeş daima kontrollü bir düzen içinde büyüdük. Evde toz alırken bile bir biblonun yeri asla değişmez, servis tabaklarının rafı günlük kullanılanlar ile karışmazdı. Odaların kapıları sürekli silinir, toz kalan bir yer olduğu zaman annem yarım yamalak iş yaptığımızı söyler, tekrar sildirirdi. Yemek asla ayırt edilmez, pişen her şey muhakkak yenir, o sofraya aç olmasak bile oturtulurduk, akşam yemeği rutinimiz hiç değişmezdi. Babam işten dönüp zili çaldığında, hepimiz karşılamak için kapıya dizilirdik, annem böyle öğretmişti. Buse, en küçüğümüz olduğundan her gün hiç bıkmadan kapının arkasına gizlenir, babam da yalandan onu sorup, saklandığını bilerek eğlenirdi. Söz konusu misafirse beş dakika önce kavga ediyor olsak bile, geride bırakır,…

Navigate